-Arabanda akü kablosu var mı?

-Yok, hayırdır, sorun mu var?

-Evet, dörtlüleri açık unuttum, akü bitti…

-Ne yapmalı?

Bir şeyler yapmalı, çünkü araba, bulunduğu yer itibarıyla tehlikede.

Her an hızla gelen başka bir araç çarpabilir.

Diyelim çarpmadı ama her an trafik polisi oradan geçebilir…

Geçerse ceza yazabilir.

Cezaya ilaven arabayı çekip götürebilir.

Bir şeyler yapmalı…

Ama ne?

Güneş tepeden tam kafaya gelirken; üstelik etrafta ağaç da yokken…

Ne kadar zor bir durum bu...

İnsan bu durumda sorumluluğu bırakıp kaçamaz.

Bana ne, deyip gidemez.

Sabaha kadar da bekleyemez.

Bir şeyler yapmalı, arabayı çalıştırmalı.

Gittim, arabayı ittik, çalışmadı…

Kablo bulalım dedik, yürüdük.

En yakın marketten akü kablosu aldık

Geri döndük.

Şak çalıştırdık ve araba da biz de rahatladık.

Yapmasaydık ne olacaktı?

Öyle bir soru olamayacağı gibi yapmamak lüksümüz de olamazdı.

Yapılacaktı.

Eroğlu…

Ondan önceki MAT…

Ve ondan da önce Denktaş…

Görüşmeciydiler.

Ne yaptılar?

Ekiple arabaya binip, karşı tarafa geçtiler.

Yıllar boyu bu filmi izledik.

Bir dönem yurtdışındaydı görüşmeler.

Arkalarında lengerle çok su döktük.

Gidin de hayırlı haberlerle gelin, dedik, uğurladık.

Gittiler.

Yediler, içtikler, bolca fotoğraf çektirip, müzeleri, mağazaları gezdiler.

Kültürleri arttı.

Haliyle tanıdık insan çevreleri genişledi.

Ve hangi şehirde, hangi otel daha iyi bilgisine kavuştular.

Neticede günümüze kadar geldik.

Kâh umutlandık söylemleri ile kâh canımız sıkıldı.

Bazen oldu bu iş, dediler yollara döküldük, bazen ki genelde görüşmelerin sonunda, “yeter bre” dediler, kalktılar, üzüldük.

Aylarca, hatta yıllarca, masadan uzak durdukları olmuştur.

Ve günümüzdeki görüşmeci Eroğlu…

Kabahat Anastasiadis’te dedi, çıktı işin içinden.

Bana ne, der gibiydi.

Ben oynamam, eve gidiyorum diyen çocuklar gibi.

Sorumluluk yok.

Gerek duyulmayan bir çaba bu.

Akşam evine gidip yattığında, ertesi gün, bana bunu sorarlar, kaygısı olmadan yatıp uyuyabiliyorlar.

Oysaki aküsü biten arabanın sahibi kadar sorumlulukları olsaydı bu görüşmecilerin…

En azından benim elimde 40 yıldır burada bulunan asker kadar yetkim yoktur deyip masadan kalkmasını bilirlerdi.

Kısaca yetki olmazsa sorumluluk, sorumluluk olmazsa da işleri böyle hep sallama olur…

Salla gitsin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31