Yarın 11 Temmuz… Geleneksel Basın Günü’müz… O nedenle bugünkü nostaljik takılmam, camiamızın yorulmak bilmez, özverili ve üretken bir emektarına dair… 70’inci yaşını aştığında, yaşıtları torunlarıyla birlikte emeklilik günlerinin tadını çıkarırken, o her branşını başarıyla denediği gazetecilik mesleğinin köşe yazarlığında da usta olduğunu gösteren bir ağabeyimiz: Bilbay Eminoğlu.. “Kıbrıs”, onun statik köşe sahibi olduğu ilk gazetedir. Ama yarım yüzyıllık gazete arşivlerimizde onun haberleri ve fotoğraflarıyla dolu nice gazete sayfaları vardır. İlk profesyonel foto muhabirimiz olarak Kıbrıs Türk basın tarihinde özel ve saygın bir yerin sahibidir. 50'li yılların sonundan başlayarak “Foto Bilbay” namıyla efsaneleşti. Mesleğinin diğer dallarında da büyük başarılara imza attı. Özel haberleri, röportajları, magazin muhabirliği dillere destandı. Gece sekreterliği ve düzeltmenliğinin yanı sıra merhum Tekin Yüksel'le birlikte spor haberciliğinin ve gazete reklamcılığının geliştirilmesine de önemli katkılar koydu. Sadece bunlar değildir Bilbay Eminoğlu'nun kimliğini belirleyen özellikler. Onları da irdelemeliyim yeri gelmişken. Ama önce kaderin beni o özel insanla yıllar önce nasıl buluşturduğunu anlatmalıyım. Onunla ilk buluşmam, gazetecilikten çok önce Lefkoşa vahası Samanbahça’da olmuştu.
  
1952 yılında Baf kasabasından ailemle Lefkoşa'ya geldiğimde kendimize uygun kiralık bir mekana çıkıncaya değin amcamın Samanbahça'daki evinde kalmıştık. Samanbahça molamız yaz boyunca sürmüştü. Arka sokakta oturan Eminoğlu kardeşlerin karizması Baf'tan gelen o saf taşra çocuğunu; yani bendenizi çok etkileyecekti. Bilbay, Biray ve Erbay yetenekli ve zeki çocuklardı. Biz mahallenin tüm ufaklıkları çevrelerinden ayrılmazdık. Hepimizi cezbeden yaratıcılıklarının en ilginci neydi biliyor musunuz? Amatör sinemacılık!
  
Sıcak yaz günlerinde, Samanbahça’nın bir köşesinde sistemlerini kurup bizi şölene davet ettiklerinde koşarak giderdik. Mukavvadan iri bir kutunun üstünde kare biçiminde açtıkları delik Eminoğlu Kardeşler sinemasının ekranıydı. Deliğin arkasından sağ ve sol taraflardan mukavva kutunun içine gömdükleri karşılıklı iki kamışın arasına birbirine eklenerek rulo haline getirilmiş ve çeşitli dergiden derlenmiş ilginç resimler, fotoğraflar koyarlardı. Kamışları çevirdikçe bu albenili rulodaki görüntüler teker teker ekrana gelir ve bizler de kendimizi o amatör ve mini sinemanın keyfine teslim ederdik.
  
Bu düzenek Eminoğlu kardeşlerin gündüz sinemasıydı. Gece gösterilerinde ise daha değişik, ışıklı tekniklerini uygularlardı. Bu kez ruloya şeffaf görüntüler yerleştirirlerdi. Kutunun içinden el feneriyle verdikleri ışıkla bunları beyaz duvara yansıtırlardı. Kimi zaman o şeffaf görüntü malzemesinin yerini, sinema salonlarındaki projeksiyon odalarından makinistlerin koparıp sokağa attıkları film şeritleri alırdı. Herkesin sinemalarda para ödeyerek izledikleri John Wayne’nin, Errol Flynn’ın, Gary Cooper’in, Tarzan’ların ve Kovboy’ların, Ingrid Bergman’ın, Cahide Sonku’nun, Suavi Tedü’nün, Zeki Müren’in görüntülerini Samanbahça evlerinin birinin beyaz duvarı üzerinde izlemek biz çocuklar için son derece büyüleyici bir olaydı. Bilbay en büyüğümüzdü. Otoriter ağabey kimliğiyle orada durur, gösterinin en kaliteli ve en disiplinli biçimde yürütülmesine gözcülük ederdi. Misyonu sanki biz çaylakları sinemayla tanıştırmaktı.
  
Benim gittikçe büyüyecek olan sinema tutkum işte 1952'nin o sıcak yaz mevsiminde, Samanbahça'nın sokaklarında, Eminoğlu Kardeşler Sineması’nda başlamıştı. Daha sonraları, beyaz perde kültürüm geliştikçe sinemanın mucidi Lumiere kardeşlere benzeteceğim Eminoğlu kardeşler, sinema kültürümdeki ilk sayfayı açacaklardı.
  
Zaman akarken Biray popüler ve başarılı bir eğitimci, Erbay yaratıcı bir reklamcı ve video operatörü olarak temayüz eder. Bilbay ise gazeteciliğe yönelecekti. Karma ecnebi okulu Tarasanta'yı bitirir. Gazetecilikten önce Nicosia Clup'ta ve daha sonra İngiliz polis subaylarının yanında emniyet örgütünde çalışarak hem yaşam deneyimini, hem de İngilizce'sini geliştirir. 58'lerin müthiş günlerinde polis dosyalarından sızdırdığı sansasyonel haberlerle BOZKURT gazetesindeki ilişkilerini başlatır ve kararlı biçimde gazeteciliğe yönelir.
  
Ülkeye Kanlı Noel trajedisini yaşatacak olan Aralık 1963 patlamasına az bir zaman kalmıştı. Ben BOZKURT gazetesinde çalışmaya başladığımda Bilbay artık sadece bu gazetenin değil, ülkenin de ünlü ve renkli foto muhabiridir. Onun gazetecilikle ilgisi olmayan işleri bırakmasının üzerinden birkaç yıl geçmiştir. Özlediği ve kesinlikle başarılı olabileceği mesleğe kavuşmuş, gecesini gündüzüne katarak canla başla uğraş vermektedir. Haber peşinde koşup bilgi toplamayı ondan; elimdeki notları habere dönüştürüp yayıma hazırlamayı ise merhum ağabeylerim İzzet Rıza Yalın'la Kemal Aşık'tan öğrendim. Meslekte hepsine şükran borcum var. Onların desteği ve yol göstericiliği olmasaydı Cemal Togan'la oğlu  Sadi Togan'ın zamanın en yüksek tirajlı gazetesi “Bozkurt”ta bana sundukları şansı kolay değerlendiremezdim.
  
Gazetecilik mesleğimiz açısından ne güzel yıllardı 60’lar!.. O foto muhabiri, ben haberci ve röportajcı. Olayların peşinde gece-gündüz koşarken acı ve tatlı nice anılarımız oldu. Yazsam kitaplara sığmaz. Ve hiç kuşkusuz gazetecilik sektörümüzün en zor günlerinin belgeseli olur. Tabii ki belgeselin başrolünde de Bilbay Eminoğlu olur.
  
Toplumun getto yaşamına mahkum olduğu 60’ların o karabasanlı günlerinde gazetecilik mesleğini zor koşullar altında yürütüp her gün bir başka başarıya imza atarken yeteneğini profesyonel sinemacılıkta da kanıtladı Bilbay Eminoğlu. Öyle bir zaman dilimindeyiz ki, halkın tek eğlencesi sinemadır. O ilkel ortamda nasıl becerdiyse becerdi. Unutulmaz Şahin Sinemaları’nda, yabancı filmlere Türkçe alt yazılar koymaya başladı... Projeksiyon odasında hazır bulunarak kendi geliştirdiği özel bir aygıtla gösterim sırasında yazılarını perdeye yansıtıyordu. Türkçeleştirdiği ve saydam kağıdın üzerine daktiloyla işlediği diyaloglar, beyaz perdede, filmle birlikte, filmin altında akardı. Bu buluş sayesinde halkın sinemaya ilgisi daha bir yoğunlaştı. Ve bu özelliğiyle de Bilbay Eminoğlu, Kıbrıs Türk sinema olayının adsız kahramanları arasında özgün yer edindi. Kayıtlara geçmesi adına onun bu yaratıcıcılığını burada bir kez daha yazıyorum. BRT'nin haber amirliğinden sonra meslek aşkını kendini okurlarına sevdirerek “Kıbrıs” gazetesinde de sürdüren sevgili dostum Bilbay Eminoğlu, Kıbrıs Türk Basın Tarihi’nin özel kimliklerinden biridir...

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31