Toplumsal yaşamımızda uzun bir geçmişe sahip olmayan Khora Kitap Cafe, kültür ve sanatımız adına güzel işlere imza atıyor. Geçen cumartesi, Khora’nın organizasyonuyla Yıltan Taşçı’nın yönetiminde yapılan açık oturum, bu imzalar zincirinin son halkalarından biri. Sorular ve katkılar bölümü dahil, oturumu baştan sona izledim. Sanat ve kültür dünyamızın çeşitli dallarından gelen değerlerimizin ağzından orada, sanatın bu ülkedeki hallerine dair çok şeyler dinledik. Şair-yazar Neriman Cahit, müzisyen-besteci Erdinç Gündüz, tiyatro yönetmeni ve sanatçısı Yaşar Ersoy ve akademisyen yazar Tufan Erhürman’ın konuşmacı olarak katıldığı açık oturumda kültür ve sanatımızın çözüm bekleyen sorunları ve kültür–sanat insanlarımızın beklentileri oradakilerin de konulara katılımıyla irdelendi.
  
Devletin bir sanat politikası olmadığından ve bunun yarattığı eksikliklerden çeşitli örnekler vererek söz açan Neriman Cahit, yaptığı her vurguyla, yılların birikimi içinde bu toplantıya son derece hazırlıklı geldiğini duyumsattı. Devletin sanat ve kültürle olan ilişkisinin yerlerde süründüğünü eleştirel bir dille açıklayan Neriman Cahit, tanınma ve saygı görme ihtiyacında olan bir toplumun sanat ve kültür insanları sayesinde neler başarabileceklerinin altını çizerken gerek bizden, gerekse dışımızdan çeşitli sanatçıların adını vererek onların hâlâ tanınıp bilindiğini ama onların zamanındaki politikacıların hiçbirinin anımsanmadığını belirtti. Müzelerimizin, sanat evlerimizin, sergi salonlarımızın bulunmamasını ve devletin bu konuları önemsememesini eleştiren Neriman Cahit, özerk bir sanat kurumunun yasa ile kurulması gerektiğine vurgu yaptı.
  
Erdinç Gündüz, özellikle efsaneleşen “Sıla 4” hareketi nedeniyle kuşaklar boyu tanınan bir müzisyenimiz. Müzik alanındaki sıkıntıları açık oturumunun katılımcılarıyla paylaşırken, “sanatçı” kimliği üzerinde durdu ve piyasanın bu kimliği ne denli ucuzlattığını, o çıkarcı piyasasının “sanatçı” tanımının içini boşalttığını açıkladı. Telif haklarını da önemle elleyen Gündüz, “500 CD çıkarırsınız, bir de bakmışsınız ki korsanlar bu sayıyı 1500’e ulaştırmış” dedi. Korsancılık konusunda gerekli yasal düzenlemelerin olmamasının, müzisyenleri gerek moral gerekse maddi olarak olumsuz etkilediğini anlatan Gündüz, ülkemizin yetiştirdiği sanatçılara yine kendi ülkemiz tarafından hak edilen değerin verilmemesinin çok acı olduğunu söyledi.
  
Yaşar Ersoy açık oturuma katkı koyarken, sanatçının toplumumuzda durması gereken yere işaret etti. Ona göre, toplumsal var oluş mücadelesi verilen şu evrede, sanatçıların sorunlarından ziyade sanatçıların toplumsal sorumluluğu konusunu konuşmak daha doğru ve anlamlıdır. Topluma öncülük etmesi gerekenlerin sanatçılar olduğunu savunan Ersoy, sanatçılarımızın toplumsal sorumluluk konusunda üzerlerine düşeni yapmadığından yakındı. Ona göre, devlet, özellikle muhalif sanatı ve sanatçıları dışlamaktadır. Bu savını güçlendirmek adına da, yaşanmışlıklarından, ilgiyle dinlenen çeşitli örnekler verdi.
  
Konuşma sırası akademisyen yazar Tufan Erhürman’a geldiğinde, akademik duyarlılığın sanatçı duyarlılığıyla harmanlandığı bilinç işi bir konuşmaya tanıklık ettim. Erhürman, diğer konuşmacıların aksine devletin sanatçıya hiç müdahale etmemesi gerektiğini savundu. Ona göre, devlet sanata ne kadar katkı koyarsa, o kadar da müdahale eder. Toplumumuzda eleştiri kültürü ve bir sanat kamuoyu yaratılamamasının sakıncalarının artık görülmesini dileyen Erhürman, sanatçılarımızın her türlü acıyı ve özveriyi göze alarak bu konuda savaşım vermesi gerektiği görüşünde. Bunun tabii ki kolay olmayacağını, ama tarih boyunca sanatçıların hep sıkıntı çektiklerini anlattı. Enklav sendromunu taşıyan toplumumuzdaki nihilizme de ilginç vurgulamalarda bulunan Erhürman, içimizden çıkan değerlere duyarsız kalındığını ve onların küçümsendiğini söyledi. “Bakın bunca Rum yazarın kitabı Türkçeye tercüme edilip vitrinlerimize konuyor. Bizim içimizde eseri Rumcaya çevrilip Rum toplumuna sunulacak hiç mi yazar yok?” sorusunu da, bu ilginç açık oturuma taşıdı.
  
Khora Kitap Cafe’nin düzenli şekilde sunulan kültür-sanat etkinliklerinin bir düzeyi ve kaliteyi içerdiğini o gün bir kez daha gözlemledim Khora yöneticilerinin yarın saat 19.00’da, “Naftalin Kokulu Kıbrıs” adlı son kitabımı konuklarıyla buluşturmak için yaptıkları daveti memnuniyetle kabul ettim. Kültür–sanat etkinliklerinin bir devamı olan bu tanıtımda okurlarımla bir kez daha buluşmak ve onlarla söyleşmek benim için heyecan ve mutluluk yüklü bir olay olacak. Khora Kitap Kafe’nin önündeki sohbete yarın akşam saat 19.00’da sizleri sevgi ve saygıyla bekliyoruz.

Kaynak: Ahmet Tolgay

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31