Herkes bıyıklı, sakallıydı o dönem…

Ellerinde piyade tüfekleri vardı.

Bellerinde kalın kemerler…

Kemerlere kurşunluklar, süngüler…

Çizerler, piyade tüfeğini çizmeyi severlerdi.

Süngüleri de…

Ve hatta askeri botları…

Küçükler askerlere özenerek bakarlardı.

Askerlerin eğitimleri vardı haftanın belli günlerinde...

Nöbet tutarlardı.

Nöbet, evden uzak anlamına gelmesin.

Evleri hemen oracıktaydı.

Nöbet yerleri de şehrin içinde.

Nöbet bitiminde eve banyoya gitmek serbestti.

Zaten yemekler de evde yenirdi.

Mecburi askerlikti bu.

Ama mecburiyetleri vatanı korumak için değildi…

Evlerini, canlarını korumaktı…

Kim olsa aynı sıkıntıya severek katlanmalıydı.

Neticede karşında silahlı kişiler her an tetiğe asılmak için bekliyordu.

Tuhaf bir ikilem vardı beyinlerimizde.

Silaha kurtarıcı gözüyle bakıyorduk.

Silah adam öldürmek içindi oysa…

Öncesini incelemeye kalkarsak altından İngiliz çıkardı…

Amerika çıkardı…

Ve hatta Yunanistan, Türkiye…

Kıbrıs oracıktaydı.

Ortadoğu’ya hâkimdi.

Batmayan uçak gemisiydi.

Hop, desen Irak’a, cuk, desen İran’a girerdin…

Akdeniz, Kıbrıs’ı tutanlardan sorulurdu.

Kızıldeniz, Süveyş Kanalı yakında…

Geçen gemilere istendiğinde müdahale etme hakkı bile sende olurdu.

Ki bu hâkim adacığı elde tutmak için ada sahiplerinden izin istense vermeyecekleri biliniyordu.

Kırdırmak, bölmek, sonra kurtarmak için müdahale hakkı istemek…

Çok kolay oldu.

Yağdan kıl çeker gibi bir şeydi Kıbrıs’a girmek.

Elimize silahı verenler onlardı.

İkimizin de silahları dünya savaşından kalmaydı…

Daha sonraları savaş filmlerini izlerken görmüştüm elimizdeki el bombalarını…

İlginç gelmişti.

Sonradan anlayabilmiştim.

Tamam.

Öyleydi, böyleydi ama lise öğrencilerinde bile silah vardı.

Herkes askerdi.

Asker olmak için korunacak vatan yoktu, can vardı, canlar vardı.

O yüzden askerliği severdik…

Olmaması gerektiği halde olağan sayardık…

Fakat günümüzde…

Kuzeye bakalım…

Koskoca Türk ordusu burada…

Güneye bakalım…

Askeriyle, silahıyla, her türlü teçhizatıyla orada…

Nikos Anastasiadis, “Maalesef sıcak çatışmaya girmek için küçük bir ülkeyiz” dedi.

Dedi de ne düşündü acaba?

Kuzeydeki bizler her tarafımızda Türk askeri olduğu, polisin bile ondan sorulduğu halde, askerliği kime karşı, hangi sebepten yapıyoruz?

Vatani grev diyerek elimize silah veriyorlar…

Aynı soruyu Anastasiadis’e sormalı…

NATO buradayken kime karşı bu askerlik?

Ve genç beyinleri bilim, barış yerine neden silaha yönlendiriyorsunuz?

Kısadan…

Bu adada askerlik şart mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31