Te Türkiye’de adam ilan veriyor, “Turizmin incisi Girne’de satılık otel, marina, plaj yeri”…

Biz satış ilanına bakıp, “Allaalla” deyip, “neresi acaba” diye birbirimize soruyoruz.

Kimse bilmiyor.

Çıkıp plajları geziyoruz.

Koylara bakıyoruz.

Kayalıkları, kumsalları, hatta çalı çırpıların altlarına bakıyoruz…

Bulamıyoruz.

“Bir yerimizi daha satıyorlar ama neremizi” diye kaygılanıyoruz.

Sene 1964…

Devletin felç doğması nedeniyle ahali birbirini yemeye başladığı yılların başı…

Ne güzeldi o dönemin hemen öncesi…

Mahkemelerde vardık.

Polis teşkilatında…

Hatta orduda…

Elimizde silah da bulunurdu, mermi de.

Yasal olarak tabii...

İşimiz yerindeydi.

Gücümüz de öyle,

İhracatı pek bilmezdik.

İthalat deseniz, kutu sütü bile getirmekten acizdik.

Üretim yapardık.

Ekerdik, biçerdik de.

Bir Kazım Ahmet Raşit vardı Baf’ta bildiğimiz, bir de Subutay…

Onlar zengindiler.

Bir ara “KAR” adıyla çamaşır tozu çıkartmıştı “KAR(Kâzım Ahmet Raşit)” firması…

“Çamaşırlarınız KAR ile kar gibi beyaz” idi reklamı.

Dün gibi hatırlarım naylon torbacıklardaki çamaşır tozlarını.

Ne de gurur duyuyorduk.

Unutmadan “Ves Kolamız” da vardı.

Has be has Baf’a yani Baf Türküne aitti…

Mis gibiydi mandalina suları.

Hepsi 1974 yılına kadar dayanabildiler.

Yani TC gelip bizi kurtarana kadardı tüm üretim.

Bel Kola’yı kim hatırlamaz?

Makarnamız vardı.

İthalatı, ihracatı bilmezdik ama Kıbrıs’ta toprak dendi mi akla Kıbrıslıtürkler gelirdi.

Her neyse…

1974’e gelmeyelim.

1964 yılında takılıp kalalım.

Savaş çıktı.

Savaş dedim mi iki farklı ülkenin savaşı değildi bu savaş.

İç savaş da denemezdi bu savaşa.

Acayip bir savaştı.

Ne gerilla vardı ortalarda görünen…

Ne de devletin ordusu.

İki tarafın da düzensiz silahlı gücü birbirini vurmaya, ortadan kaldırmaya çalışıyordu.

Ki İnönü, Küçük’e yazdığı mektubunda,  “Ne yapıyorsunuz” diye sordu…

O bizlere, “çabuk devletteki görevlerinize dönün” talimatı verdi.

Gerekçesi de Kıbrıslırumlar devleti ellerinde istedikleri gibi değiştirip dünyaya öyle sunacak olması…

Küçük ise “Nayır” dedi, başka bir şey demedi.

O tarih çok önemli o yüzden.

Devletimizden kopuşumuzun, yerlerde sürünmeye başlamamızın tarihiydi…

Ta ki 1974’e kadar…

“Sizleri kurtardık” dediler.

Topla tüfekle geldiler.

Dağlarımızı patlattılar.

Sonra…

Malum…

İhracatta, ithalatta, üretimde yokuz…

Yakında denize girecek kumumuz bile bizim olmayacak…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31