Türkiye türlü çeşitli dış provokasyonlar sonucu hızla bir Ortadoğu ülkesi oluşa doğru itiliyor. Beşar Esat’lı Suriye bu konuda adeta görevini yapıyor!

Ancak haksızlık olmasın. Bir devrelerde komşuları ile sorunlarını sıfır noktasına kadar çekmeyi başaran AKP’li Erdoğan da tüm karmaşa ve kalleşliği ile vıcıklaşan Ortadoğu’da yerini almak için uğraşıyor!

Türkiye AB’den uzaklaştıkça dış politikası netameli hale geliyor. Güneydoğu’da PKK kaynaklı Kürt sorunu dikilirken “özerk bölge” oluşumu daha sesli konuşuluyor…

Kısaca bir süre önceye kadar dış politikasını komşuları ile sıfır sorunlu hale getiren, Kürtlerle ilgili demokratik açılımlar yapan AKP iktidarı, şimdi ayni komşularıyla dalaşmak için “tezkereler” dönemini başlatıyor…

TABİ SAVAŞ OLMAZ: Artık Türk insanı “savaş spazmlarında” titremiyor! Esat’lı Suriye Türkiye’yi yaktığı savaş ateşlerinin içine atmak için büyük olasılıkla Rusya ile kumpas çevirirken, Urfa’nın sınır köyü Akçakale’yi bombalıyor. Türk askeri güçleri mukabil bombardımanla bu saldırıya anında cevap veriyor… Sorunun soğutulması gerekirken yine de savaş tamtamları çalıyor çünkü AKP Meclis’ten sınır ötesi harekâtlar için tezkere istiyor…

Ve tepkiler anında çoğalıp yoğalıyor. Şükür ki “savaşa hayır” sesleri, sağduyulu hayırlara vesile oluyor, yüreklere su serpiyor…

KKTC’DEN İZLERKEN: Taraf olmadığımız olayları türlü çeşitli görüşlerle yorumlarken, 1974 Barış Harekâtına katılmış, kazanılan zaferle Kuzey’de kendi devletimizi oluşturmuş olmamıza karşın, Türkiye ile Suriye arasında süregelen dalaşmaya “savaşa hayır” diyerek yaklaşıyoruz. Barışçı tutumlarla temenniler hakim görüşlerimiz oluyor…

Ve bu tutumumuzla bir kez daha şunun ispatını çakıyoruz: “Savaştığımız için barış’ın kıymetini çok iyi biliyoruz.” Barış’ı da bu nedenle çok istiyoruz.

HRİSTOFYASLI RUM ANLAMIYOR: Bu adada iki halkın barış içinde yan yana yaşamasından başka çarelerinin olmadığını, Rum’un 1974 Harekâtı gibi bir savaşla anlaması gerekmez miydi? Pek de anlamış görünmüyor! Nitekim hâlâ “kaybettik” dedikleri adanın Kuzeyini ele geçirmek için uğraşıyorlar…

Bu ısrarları bir gün iki bölge insanını karşı karşıya getirir mi? Türkiye-Suriye örnekleri yaşanır mı? Eğer sorun masa başında çözülmezse tüm cevaplar muhtemelen “evettir!”

SONUÇ: Öylesi bir yeni çatışma iki bölge gerçeğini değiştirir mi? Rum Kuzey’e egemen olabilir mi? Tekrar ediyoruz: Eğer sorun masa başında çözülmezse bu kez de tüm cevaplar muhtemelen “hayır” olacaktır!

O zaman bir daha düşünelim. Ortadoğu kaynarken Rum denizden gazı, Türk Türkiye’den elektrik ve suyu Kıbrıs’a akıtmaya çalışıyorlar. İki halk da bu adada geleceklere kalkınmayı ve refahı koymak için uğraşıyorlar.

YİNE SORALIM: Böylesi bir gelecek müjdesinde savaşmak mı yoksa anlaşıp çözümü sağlamak mı? Kıbrıs Türk ve Rum insanını hangisi huzurlu geleceklerin barış adasına taşıyacaktır? Hristofyaslı Rum bin defa düşünüp, Kuzey’deki Türk halkının varlığını kabulde “barışçı çözüm” kararına bir defada varabilmelidir. **********

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Barış düdük çalarak kazanılmaz ama… Bedel ister! Nitekim Ecevit “1974 Harekâtının önüne “barış” kelimesini rast gele koymadıydı. Kanlar akacaktı ki barış dediği gerçekleşsin…

Fakat Ecevit Barış Harekâtından hemen sonra çok daha önemli olması gereken şu demeci de verdiydi: “Şimdi askeri zaferi ekonomik kalkınma ile taçlandıracağız…”

Akıllı ve dünya tarihini iyi analiz eden liderler bilirler ki uluslara can ve mal güvenliği kazandıran savaşlarsa; egemenlik ve özgürlüklerini kazandıran da yarattıkları ekonomik ve kültürel üstünlükleridir…”

TABİ BU BÜROKRASİ İLE DEĞİL: Şimdi dillere destan bir Emir Emirkanı’mız vardır! KKTC’nin tüm kara lekeleri ile aynalarda yansıyan bürokrasisinin tipik bürokratlarından sadece bir teki! Adamın elinde on marifeti var, hepsi de şaibeli!

Ve işte diyoruz: KKTC’yi “bürokrasinin bu bürokratları batırdı!” Hâlâ da batacak gemiye kazmalarını vurmaya devam ediyorlar!

Ve asıl facia şu: Bu bürokrasinin bu bürokratları her devrede memleketin kaderini elinde tutan siyasi iktidar kadroları ile ötesi politikacılar tarafından desteklenip beslendiler! “Benim adamım” geleneği içinde!

Memleketin halleri ortada. Daha dün “vergi listeleri” yayımlandıydı. Yürekler acısıydı çünkü bu ülkede verilmeyen vergiler değil, alınamayan vergiler sorunu vardır onun da sorumlusu bürokrasidir! Yahut e-devlet olacaktık. “Nanay!” Bürokrasi kolları sıvamazsa kim yapacak ki?

KISA KESELİM. “Barış” bedel ister. Tutun ki gün gelir savaş dediğiniz o bedelin kendisi olur. Fakat barışı sürdürmek güçlü devleti gerektirir. O da ekonomidir, doğru çalışan devlet organlarıdır, hukuğun üstünlüğü, ödünsüz ciddiyette çalışma cehdidir. Eğer bir devlette bu hasletler yoksa, kapılar her zaman savaşlara açık demektir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31