“Seçim Değerlendirmesi” yazı dizimizi, “boykot” ve “karma oy”u değerlendirerek bugün sonlandırıyoruz…

“Karma oy” kullanmak, apolitik bir davranıştır…

Ve “tepki olsun” diye yapılmaz…

Tamamen partilerin ideolojilerini bir kenara bırakır ve kişisel ilişkileri ön plana çıkartır…

Seçimlerde “karma oy” kullanmayı tercih eden kişiler genellikle “apolitik” insanlardır…

Onlar için düğününe, sünnetine ve bunlara benzer etkinliklerine gelen kişiler, parti programlarından önde gelir…

Seçim günü geldiğinde bu kişilere “vefa borçlarını” ödemek için sandığa giderler ve farklı partilerde bulunan bu kişilere bir “tikcik” atarlar…

Bu tercihin sistemi değiştirmek ile bir ilgisi yoktur. Aksine sisteme hizmet etmenin başka bir yoludur da diyebiliriz… 

“Karma oy” 28 Temmuz erken seçimlerinde, bir kesim tarafından “eylem” şeklinde kullanılmaya çalışıldı…

Ve “karma oy” kampanya haline getirilerek seçim gününe kadar propagandası yapıldı…

Bu kampanyayı yürüten kesimin hedefi, ülke siyasetinde değişimi sağlamaktı…

Peki, başarılı oldular mı?

Değişime katkı sağladıkları ortada ancak sistemin değil, onun esiri haline dönüşen kişilerin değişimine katkı sağlamışlardır…

Bu yeterli mi?

Asla değil, aksine umutların daha da yıkılmasına neden olabilir…

Çünkü “eski yüzlerin” siyasetten emekli edilmeleri halinde, değişim yaşanacağı halka o kadar bir pompalandı ki, aklıma birden 2003 yılı geliverdi…

2003 yılında da aynı senaryo yaşanmış ve meclisin yarısından çoğu değişmişti…

Ancak kişilerin değişmesi, sistemin değişmesine katkı sağlamamıştı…

Aksine sistem kişilerin değişmesine neden olmuştu…

Bu durum toplum nezdinde, tarihin en büyük hayal kırıklığı olarak kabul edilmişti…

Peki, şimdi aynı senaryo tekrar ederse, bu kampanyanın başını çekenlerin topluma söyleyecek tek lafları kalır mı?

Hayır, kalmaz ve kalmamalı da…

Yanlış anlaşılmasın!

Ben bu kampanyayı yürüten arkadaşlarımızın en temiz ve saf duyguları ile bunu yaptığını biliyorum…

Ve en büyük isteklerinin ve çabalarının bu sistemin değişmesi olduğunu da görüyorum…

Ama kendilerince doğru olan bu yolun sonu çok karanlık çıkabilir…

***

“Boykot” tercihi “karma oy” tercihinin aksine politik bir davranıştır…

Tabii her sandığa gitmeyeni “boykotçu” olarak düşünmediğimiz takdirde…

Çünkü sandığa gitmeyenlerin içinde, “kızımı, oğlumu işe almadılar” ya da “seçim olsa ne olur, olmasa ne olur” deyip de gitmeyenler var…

Bunlar tamamı ile “karma oy” kullananlar ile aynı mantığı taşıyorlar…

Geriye kalan ve burasının TC’nin bir alt yönetimi olduğu gerçeğini görebilen kişilerin sandığa gitmeyerek tepki koymasına “boykot” denir…

Yalnız bu düşünce ile sandığa gitmeyerek tepki koyanların oranını bilmek mümkün değil…

Yani sandığa gitmeyen %31’lik kesimin %1’de olabilirler, %15’i de…

Burada önemli olan “boykot” tercihinin seçim gününe özel bir eylemle ortaya konmasıdır…

Böylece tepkinin hangi ölçüde olduğu da ortaya konmuş olur…

Çünkü bana göre Kıbrıs Sorunu çözülmediği takdirde ilk yapılacak genel seçimlerde “boykot” oranı tavan yapacaktır…

Neden mi?

Az kaldı, biraz sabrediniz…

İlk tüyoyu biz vermiştik, ikinci tüyo Talat’tan geldi…

Üçüncüsüne kalmaz bu iş olur ve Ankara’ya karşı görev tamamlanır…

O zaman sizlere ve bizlere tek yol kalır, o da boykot…        

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31