Yollar, sokaklar ve çemberler yine renklendi...

Tüm bölgelerde festival havası yaşanmaya başladı…

Gün geçtikçe ve seçim tarihi yaklaştıkça ortam daha da şenlenecek...

“Bu durum vatandaşın ne kadar umurunda” diye sorarsanız, çokta fazla değil…

Tatil programı yapanların dışında, geçim derdi seçim derdinin çok üzerinde...

Esnaf kan ağlıyor...

Belli başlı şirketlerin dışında çalışan yer yok...

Borçsuz olmayı geçtim, borç yükünün altında ezilmeyen kesim yok...

Ne üretici memnun, ne de tüketici...

Eskiden memura çok para verirler diye kızanlar bile, bugün piyasada azalan parayı memurun kayıplarına bağlıyor...

Şimdilik yine idare ediyor ama bu durum en fazla beş yıl sürer...

Daha sonraki dönemlerde, emekli olanların ardından gelen yeni memurlar, piyasa için umut olamayacaklar...

Ha, özel ile kamu arasındaki uçurum adil miydi?

Hayır, Kesinlikle değildi...

Ama uçurumu bu şekilde kapatamazsınız…

Aksi takdirde, gelecekte şimdi bulunduğumuz durumu arar konumda oluruz…

Yerli üretici ve esnaf diye bir kesim kalmaz…

Acı olan ise, yıllarca “tek sosyal güvenlik” diyenler bile bu durumu adaletli bir şekilde çözmediler...

Türkiye’nin ekonomik paketlerinin altında, hem kendileri ezildiler, hem de bu halkı ezdirdiler...

Oysa yapılması gereken, teşviklerle güçlendireceği iş alanları ile birlikte özel sektör çalışanlarının düzeyini kamu çalışanlarının düzeyine getirmekti...

Ya da hayat pahalılığını özel sektörlünün aldığı maaşa göre ayarlanmasıydı…

Ama nerde?

Önce Kendilerinin, sonra da çevrelerindeki çanak yalayıcılarının çıkarlarını düşünmekten, halkın ihtiyaçlarını karşılayamadılar…

Yerli üreticiyi destekleyen ve her sektörü dengeli bir seviyeye getiren yapı oluşturulmalıydı...

Yeni hükümet, yani geçiş hükümeti bu konuda çalışma başlattığını söylüyor ama 25 gün sonra görevleri sona erecek...

Umarız kendilerini o göreve atayan partileri, bu çalışmalardan ilham alırlar ve bu adımları güçlendirerek sonuçlandırırlar diyeceğim ama bunun böyle olmayacağını hepimiz biliyoruz...

28 Temmuz günü en fazla oy alan parti veya partiler, Türkiye’nin vesayeti altında hareket edeceklerdir...

Çok kısa bir dönem için dahi olsa, göreve gelen geçiş hükümetine bile nasıl müdahale ettiklerine şahit olduk…

Ve hiçbir siyasi beklentilerinin olmadığını söyleyen bakanlar bile bu duruma ses çıkartamadılar…

Bırakın karşı koymayı, dayatmaları kendi toplumlarına bile açıkça anlatamadılar…

Allahtan sendikacılarımız var da, söylemleri ile sözüm ona dik duruşumuzu koruyorlar...

Elcil, son maaş krizi ile ilgili sürdürülebilirliği olmayan rejimin “dayatma, buyurma ve emir almaya dayalı” olduğunu söyledi…

Kaptan ise, “KTAMS olarak, kendi kendimize yeten ve kendi kendimizi yöneten bir toplum olmak için verilen her mücadeleye sonuna kadar destek olacağımızı vurgularız” dedi…

Hayatı boyunca bu söylemlerin daniskasını düşünen ama tek kelimesini söyleyemeyenler adına konuşanları yürekten selamlıyorum...

Susanları ise kendi dünyalarında böcek gibi ezilmeye terk ediyorum…

Dün de yazdım, bugün de yazıyorum…

Gerekirse bu insanların dik duruşlarını yarın da yazacağım…

En azından kimler ile yola çıktığınızı daha iyi analiz edebilmeniz için…

Bu insanların sizler adına konuşmasını bekleyip, onları bir köşeden sessizce izlemek ile yetinirseniz, koyun gibi güdülmeyi de kabulleneceksiniz…     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31