Şimdilik duran adamı durduğu yerde bıraktım.

Ait olduğum yere dönüyorum.

İrsen vardı kalemimde…

Tatar da girerdi arada sırada.

Bazen Tahsinoğlu, bazen Ünal Remzi…

Derviş Eroğlu’nu unuttum sanmayın.

Onu daha çok çizgilerimde yaşattım.

Özlemişim hepsini.

Çölde kalmış, susamış birinin sevgiliye hasreti gibiydi özlemim…

Ve tam döndüm ki…

Tablo değişti.

Başbakan denince aklıma kocaman yanaklı, dik saçlı, namazında niyazında bir adam gelirdi.

Şimdi kaşları ince, aşağıya bakan dudakları, simsiyah saçları ile bir kadın…

Burada biraz duralım.

Kadın mı demeliyim, bayan mı?

Geçenlerde bayan dedim diye bir arkadaş eleştirdi.

-Olmaz, dedi, bayan ayıp kaçar, kadın demek gerekir.

Bilmeden birilerini kırmışım…

Özür mü dilemeli, bayan kelimesinin yanlış anlaşılabileceği halde ısrar mı etmeli bilemedim.

Bundan sonra hitap ederken sorar, öyle davranırım.

Veya hiç sormam, “kadın hanım” derim olur biter.

Yoksa o da mı yanlış?

Özledim, döndüm, gördüm; tabloyu değiştirdiler.

Kendi partisindeki paylaşımdan nasibini alamamış birileri çıkmış, tüm tabloyu yerinden etmiş.

Şimdi ne astığım astık hükümeti var, ne kıran kırana bir muhalefet.

Hepsi araziye dağılmışlar.

O kadar acele etmişler ki bakanlıkların devir tesliminde bile yerlerine dönememişler.

Şimdi Aslanbaba meselesi var.

Onu ekmiş, yeni girdiği eski partisi…

-Dur demiş ona Serdar, “otur oturduğun yerde”…

Çok kızmış parti değiştirmekten başı dönmüş, oturacağı koltuğa poposunu isabet ettiremeyen Aslanbaba…

İntikam varmış gündeminde.

Yeni hükümeti de düşürecekmiş ama sanırım zamanı kalmadı.

Yeni hükümet icraatlarına başladı bile.

Kısaca…

Özlemişim hepsini de…

Seçim döneminde kim nereye gitmiş.

Kim nerede ne konuşma yapmış.

Hangi vaatler verilmiş.

Bakacağız.

Ve eskilerden bugünlere neler yaptıkları ile kıyaslayacağız.

Sözler verilirken tutulmak üzere verilmeli.

Tutulmayacak sözleri verenlere ne denir bilmem.

Ama bu ülkede yani benim özlediğim ülkemde siyasiler, siyaset sahnesinde yer almak için başka bir ülkede seçilmişlere biat ediyorlar.

Yani biat etmeyen gider…

Örnek mi?

Gezi Parkı eylemlerinde polisin tiyatrosunu izlediniz.

Belinde telsiz, cebinde tabanca, TOMA’ya Molotof kokteyli atan artistler vardı, bir de güya mukavemet gösteren polis…

Nerden çıktı be bu adamlar diye sorduk, hep beraber izledik.

Şimdi bizde bir tiyatro sergileniyor.

Hep beraber izleyeceğiz.

Seçim tiyatrosu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31