Şanlı Erenköy direnişi kutlamaları yapıldı.

Kutlamalarda Akıncı da vardı.

İstiklal marşı, konuşmalar, havaya sıkılan mermiler…

Kutlaması yapılan direnişin senesi 1964 idi…

51 yıl önceydi yani.

Bir ömür.

Orada olanların bir kısmı bugün aramızda yok.

Öğrenciydi çoğu.

Aralarından biri amcaoğlum Özdemir’di…

Boyu kısaydı ama “Canavar” derlerdi nedense.

Ne zaman beraber olsak o günlere geçerdi.

“Çek be yeğen” der anlatırdı şarap içerken.

Sandalla geçişleri…

Silahla tanışmaları.

Çarpışmalar, uçakların gelişi.

Çepeçevre çevrilmişti Goççina…

Kıbrıslıtürklerin denizle buluştukları tek noktaydı orası.

Oradan silah gelirdi Kıbrıs’a, TC’den.

Sandallarla taşırlardı silahları.

Çeşit çeşitti silahlar.

Tabanca, dünya savaşından kalma Piyade, havan ve Bren hatırladıklarım…

Oradan gizlice şehre, sonra kasaba ve köylere dağıtılırdı silah ve mermiler.

Dağıtanlar arasında babam da vardı.

Babam gibi birçok ağzı sıkı kişiler de.

“İşim var” der, giderdi babam.

Bu ne işiydi kimse bilemezdi.

Ancak babam çok daha sonraları anlatırdı yaşadıkların.

Ona güvenenlere de güvenilmemeliydi.

Çünkü birisi ağzında bir kelime kaçırabilir, sonu hüsran olabilirdi.

O yüzden silahları alır.

Gideceği saati de günü de kendisi belirlerdi.

Öyle günlerden geçerken, çatışmaları olması kaçınılmazdı.

Neticede kabul edilmese de devletin askeri, polisi vardı, bir de bizim gibi silah dağıtımı yapan kişiler.

Goççina çarpışmalarında öğrencisiyle, köylüsüyle ve dar imkânları ile bir destan yazılmıştır.

Ve 51 yıl sonra o destanı kutlamaya gittiler.

Goççina yol üzerindeydi.

Bazen geçerdik oradan.

İnsanların ağızları sıkıydı.

Bir şey anlatmazlardı.

Bugün Türk idaresinde…

Kurtulmuş sayıyorlar…

Birkaç gün sonra Goççina gibi başka kurtarma kutlamaları da olacak Kıbrıs’ın kuzeyinde.

Bu kutlamalar farklı…

Ekilen fasariya tohumlarından çıkan 1974 savaşında TC askerinin aldığı yerlerin kurtarılma kutlamaları…

Mağusa’nın kurtarılması…

Lefke’nin kurtarılması…

Çatos’un kurtarılması…

Üçünde de Kıbrıslıtürkler vardı.

Üç yer de çekilen sınırın kuzeyinde kaldılar.

Yerlerinden olmadılar.

Bağlarını, bahçelerini, evlerini ve anılarını orada bırakıp başka yerlere taşınmadılar.

Dolayısıyla Mağusa, Lefke ve Çatos’la birlikte Mağusalılar, Lefkeliler, Çatoslular da kurtarıldılar.

Ancak…

Baflı güya kurtarılırken Baf orada bırakıldı…

Leymosunlu güya kurtarılırken Leymosun orada bırakıldı…

İskeleli de öyle…

Şimdi sormalı…

Kuzeydeki şehirlerin “kurtarılması” törenleri yapılırken, topraklarını bırakıp gelenlerin içleri “cız” etmiyor mu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31