9 Aralıkta Lefkoşa’da meydana gelen selden sonra birçok yazı yazıldı. İlgililer birbirlerini suçladılar. Ben o zaman yazmayıp, olay unutulmaya yüz tuttuktan sonra yazmayı tercih ettim. Nitekim selin üzerinden 15 gün geçmesine rağmen, o günlerde söylenenlerin ve  yapılması gerekenlerin unutulduğunu görüyoruz. Bu arada geçtiğimiz hafta Sanayi Bölgesindeki bentin Karayolları Dairesi çalışanları tarafından sabotaj gibi yıkılmasından sonra, çamurlu sular Sanayi Bölgesinin bir bölümünü basınca, birkaç gün daha konuşulan sel, bir başka sele kadar unutuldu. Ancak her zaman olduğu gibi, bentin yıkılmasında sorumluluğu olanların bir tekinden bile hesap sorulmadı. Bu ülkede yapanın yaptığı yanına kâr kalmaması için hesap sorabilirlik ve hesap verebilirlik mekanizmasının artık kurulup çalıştırılması gerekmektedir. Bu yapılabilirse ileride sadece sel konusunda değil, birçok konuda “Ah keşke...” demek zorunda kalmayız. Güney komşumuzda yolsuzluk yaptığı saptanan Baf Belediye Başkanı ile bazı belediye çalışanları ve onları suça teşvik eden iş adamı, tutuklu olarak yargılanmaktadırlar. Ayni şekilde Mari’deki patlama olduğu zaman savunma bakanı olan kişi 5 yıl, itfaiye müdür yardımcısı ve kamp komutanı da 2’şer yıl hapse mahkûm olmuşlardır. İşte hesap verebilirlik ve hesap sorabilirlik budur. Bizde bunun tam tersi yaşanmaktadır. Birçok belediyeyi usûlsüz harcama ve populist uygulamalarla batıranlarla birlikte hakkında sayfalarca Sayıştaylık tarafından hazırlanan yolsuzluk dosyaları bulunan eski veya yeni başkanlar, ellerini kollarını sallayarak halâ daha aramızda serbestçe dolaşmaktadırlar. İki eski bakana rüşvet verildiği ihbarı polise yapılmasına ve dosya polis tarafından savcılığa gönderilmesine rağmen, şu ana kadar ne işlem yapıldığı belli değildir. İnsanlar bakanların kim oldukları ile ilgili olarak adeta bakan toto oynamaktadırlar. Oysa cebinde yarım gram uyuşturucu bulunan bir zavallı, soruşturmanın selâmeti açısından denilerek tutuklanmakta ismi ve resmi ile deşifre edilmektedir.

                                   ***

İleride oluşacak ve insan kayıblarına da yol açabilecek muhtemel sel baskınlarının önlenebilmesi için acilen tedbirler alınıp hayata geçirilmelidir. Ülkesel Fizik Plânının hazırlandığı ve yasalaşması beklenilen bu günlerde, tehlikeli sayılabilecek bölgelerdeki imar izinleri askıya alınmalıdır. Örneğin İrsen Küçük zamanında defalarca değiştikten sonra yeniden düzenlenen Lefkoşa İmar Plânına göre imara açılan bölgeler mercek altına alınmalıdır. Böylece dere yataklarının bulunduğu yerler belirlenerek dere yataklarına müdahale edecek şekilde arsa açılmasına ve inşaata izin verilmemelidir. Tüm mevcut derelerin gelecek olan yağmur sularını taşıyabilecek kapasiteye çıkarılabilmesi için, dere yatakları yanındaki arazilerin istimlâk edilerek dere yataklarının genişletilmesi mutlaka yapılmalıdır. Bir şekilde izin alınarak derelerin akışına engel olan inşaatlar da istimlâk edilerek yıkılmalıdırlar. Dere yatağının yönü değiştirilerek üzerine okul inşa edilen dere, doğal şekline döndürülmeli ve buna engel olan okulun engel olan kısmı yıkılmalıdır. İnşaat izni olmadığı, yani kaçak olduğu iddiası bulunan bu okul sahiplerinden, buna göz yuman zamanın belediye başkanından, izinsiz inşaata su ve elektrik bağlatanlardan hesap sorulmalıdır. Bunlar yapılmadığı taktirde daha çok sel yazıları yazacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31