Delik deşik olmuş dağlardan ovaya süzülürken koskoca ovanın köşesine dikilmiş dört minareli camiyi gördüm.

Kocamandı.

Yolların çakıştığı yerden Kıbrıs’ın tamamına hâkim görünümündeydi.

Etrafında sis vardı o gün.

Sise rağmen minareler apaydınlıktı.

Şampu getirirdi arkadaşlar.

Tuvalet kâğıtları vardı burada yapılmış.

Ayakkabı fabrikaları.

Kıyafet, iç çamaşırı, kot pantolonları.

Üretim vardı kısaca.

Paketlemede, değil Türkiye, bölgede önde gelendik.

Ve narenciye fabrikamız vardı.

Hem paketleme hem sıkma.

Bel Kola neydi?

Makarna fabrikası.

Say say bitmezdi yapılanlar.

Şimdi sadece inşaat var ele gelecek iş alanı olarak.

Gerisi uydurma.

Neden?

Çünkü gerek yok, dediler.

Bakırköy kadar nüfusun işle mişle işi olmazdı.

Parayı alın, oturun, dediler.

Oturduk.

Oturmak da iyi geldi yani.

Altımızda son model araba…

Üstümüzde en marka giysi...

Mutfağımızda balıkla viski.

Ve lokantalarda her cinsten meze…

Güzel bir hayatın balayı da işte balayı kadar sürdü.

Ve bitti.

Şimdi kendi malımızın başkalarına peşkeşinden gelen para ile maaşlar ödeniyor ancak.

Ve ovalarımıza fabrika yerine cami inşaatı yapılıyor.

Baca yerine de minareler yükseliyor.

Süngü, kılıç, kalkan meselesi...

Bunun sonu nereye varır sanıyorsunuz…

Geçenlerde gittiğim bir köyde köylü yakınıyordu.

Yeğenim IŞİD’e katılmak için kaçtı ama iyi ki Gaziantep’te yakalanıp geri getirildi.

İşte varılacak nokta bu…

Beyinleri yıkanmış bir nesil.

Kafa kesenlere hayranlık duyan bir gençlik…

Bitmedi daha.

Bahçelere dokunmadım.

Bahçeler vardı eskiden.

Narenciye.

Akdeniz bu…

Portakal, Yusuf olmayacak da ne olacak?

Söktüler hepsini.

Siz adam olmazsınız diyerek odun yaptılar narenciyeyi.

Bitirdiler.

Şimdi kalan köklerini yakıyorlar modern evlerde.

Ve temiz havası ile övündüğümüz sokaklar odun dumanları ile sise dönüşmüş.

Var mı bunun başka bir izahı?

Yok.

Bir tarafta ovalar yol.

Diğer tarafta fabrika yerine cami, külliye.

Bir diğer tarafta da bahçe yerine lahmacun fırınları ile duman tüttüren borulu sobalar.

Hey gidi Kıbrıs hey…

Sen ne kadar da suçluymuşsun.

Suçlusun çünkü kendine sahip çıkmadın.

Sana sahip çıksınlar diye bizleri kefil eyledin.

Kefil bizler de siestayı uygun gördük, yattık uyuduk.

Uyu Kıbrıs uyu.

Etrafın sarıldıkça ipek böceği gibi kabuğuna çekil.

Sen de uyu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31