-Okullar birkaç güne kalmaz kapanır…

-Zaten tatil zamanı olduğu için çoğu da yazlıklarına tatile giderler…

-Oh be İstanbul bize kalacak ve yollar rahat keyiflerimiz gıcır olacak…

Birkaç gün öncesine kadar konuşulanlar böyleydi ki İstanbul’da  “büyükler” açıkladılar,”Köprüler bakıma giriyor”.

Ayıkla pirincin taşını…

Yollarda cinnet geçirip birbirlerinin boğazlarını sıkanlar mı istersin…

Arabası su kaynatıp yolda kalanlar …

Yolda kalan arabalarla trafiğin daha da karmaşa durumuna gelmesi..

Ne istersen var bu İstanbul sahnesinde…

Ve gördük…

Köprülerde çalışan eleman sayısını birden 10’a çıkarmışlar yetermiş gibi…

Kaç zamandır düşünüyordum, ne olacak bu trafik meselesi diye…

Hakikaten 3.köprüye gerek var mı İstanbul’da?

Bir zaman önce İstanbul trafiğini çözmek için köprüleri yıkmak, deniz ulaşımına hız vermek gerekir diye yazmıştım…

Elbette katılanlar olduğu gibi gülenler çoktu fikrime…

Bugün bir fırsat doğdu…

Hazır köprü bakımda iken bunu denesinler ve görsünler…

Üsküdar Beşiktaş, Üsküdar Kabataş, Kadıköy Karaköy-Eminönü-Bakırköy…

Say say bitmez iskeleleri…

Bırakacaksın arabayı karşıda, bineceksin vapura, geçeceksin işinin olduğu yakaya…

Hem deniz havası…

Hem Boğaz’da çay simit keyfi…

Hem petrol harcamayarak bütçeye katkı…

Hem de,ki en önemlisi bu; trafikte çile çekerken bozulan sinirlerinin bayram etmesi…

Var mı bunun başka yolu?

Ancak rant gelip dayandı mı bunun önüne kimseyi koyamazsınız…

O akacak…

TOKİ örneğin…

Şart mı Ayvalık’taki Âşıklar Tepesi’ne apartman kondurmak?

Şart mı yeşil alan olması gereken her yere gökdelen diktirmek…

Ve bunun için Sulukule örneğinde olduğu gibi tarihi bile katletmek…

Şart mı?

Ama uğraşıyorlar…

İşin içine kapitalizmin zehri dolunca salyalı ağızlar midelerini düşünmeden o zehirden tatmak isterler.

İşin kuralı bu…

Biliyorum İstanbul’un trafiği bizi hiç ilgilendirmez demişsinizdir bile…

Arada sırada gezmek için geldiğinizde zaten ne trafiği görürsünüz ne de farkındasınız…

Ancak buradaki kafanın aynısı bizim oraya taşındı, farkındasınız…

Son zamanlarda bozulmalara bakarak hep taşınan nüfusa bağlıyoruz ki doğrudur…

 Ancak unuttuğumuz en önemli şey şudur…

Adamlar yani Türkiye’de her kim mührü eline aldıysa tek bildiği kendine rant sağlama yolları…

Doğayı mahvet, cebini keyiflendir…

Ne mi yapmalıyız…

Her gün ne yapmamız gerektiğini yazıyoruz…

Ve diyoruz ki, bu kafa başımızda durdukça bu ülke bizim olamaz…

Okullar birkaç güne kalmaz kapanır…

Kapansa ne olur kapanmasa ne demeyin…

Adamlar nasılsa ceplerini doldurmak için bir yolunu bulurlar siz onların oyununa gelmeyin.

 Ve oyunu görün…

Oyun şu; ona göre, “sen hiç önemli değilsin”…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31