Ben Ak Parti’yi beğenirim…

Şimdi derinden bir “haydaaa…” çekileceğini bilirim! Bizde soldan bunu bu kadar açıkça söyleyen, çıktı mı bilmem… Sevgili Talât bile sadece ima etmeye cesaret ediyor!

Beğenirim… Çünkü:

Sadece ekonomide başardıklarının saysak, Ecevit zamanında bir kalıp yağ için yağmur altında saatlerce kuyruklarda sürünen bizim kuşak, ne dediğimi çok iyi anlar… Üç rakamlı enflasyonu yaşayanlar, iyi anlar… Karayollarına, havayollarına, demiryollarına yaşattıkları gelişmeyi anlatsam, Adana, Ankara, İstanbul aktarmalı uçaklarda uçanlar; beni anlarlar… Sağlık’ta yaptıkları devrimi anlatsam, sadece sakız parasına düşürdükleri ilaç fiatlarından dem vursam; yazdığı reçeteyi hastanın yaptıramayacağını bilerek içi kan ağlayan benim gibi hekimler, beni anlar… Okullarda, eğitimde yaptıkları reformları (4+4+4 de dahil) kaleme döksem, yetmiş yılda okullaşmayı sağlayamayanlar ne demek istediğimi anlamaz ama halk anlar! Ve nitekim de anlıyor…

Türkiye’yi ve Türk halkını sadece İstanbul-Ankara gibi metropollerde değil de taşrada kendi ocağında da tanıyan bir aydın olarak, halkın nabzını nasıl tuttuklarını, bundan dolayı millete nüfuz ettiklerini anlatsam; örgütlenme modellerini oturup izah etsem; asıl bizim sol kahrından çatlar… Solun ne yapması gerekiyorsa, onlar yapıyor zaten… Bakmayın siz yaş yerde yatıp, kuru rüya görenlere… Öyle pirinç dağıtarak bu kadar oy almaya güç yetmez! Yetseydi, Uzan toplardı…

Ben Ak Parti’yi, bunun için beğenirim…

Ama benimsemem… Neden?

Dünya görüşüm farklı… İnançlarım da onlar gibi değil…

Ancak, sadece “Bu başbakan olacak adamın kendisini gördüğünüz vakit; yakışıklı bir adam…” dediniz diye, karşınızda küplere binen CHP’lileri de ne beğenir; ne de benimserim! Bizim Kıbrıs Ağzı ile “içinde yok”lar… Kemal Tahir’in ağzı ile de “Yatacak yerleri yok!”

Ben dindar  değilim… Hele bunların anladığı anlamda, hiç değilim! Ancak, Anadolu’da yaşadım… Mütedeyyin insanlara saygım var! Onların da bana saygılı olması koşuluyla… Yıllarca bu saygıyı da gördüm! Erkek bir kadın doğumcu olarak, nerdeyse bütün diyanetin doktoru olmam bir şey değil, Aczimendiler bile hastamdı… “Bilimde ayıp, günah yoktur” demişti bana bir Aczimendi… Gidin Şeyh Nazım’a da sorun, aklı başında Nakşi’ler de böyle düşünür…

Ancak, sadece İslâm değil; bütün dinlerde, mezheplerde, tarikatlerde asıl amaç, seriatı uygulamaktan öte marifet ve hakikat’e ulaşmaktır. Onlar buna “Kâmil İnsan” yetiştirme derler… Kâmil İnsan olmanın ilk şartı ise alçakgönüllü olmak, kibirden uzak durmak, kendini beğenmeyi kapına yaklaştırmamaktır.

Osmanlı padişahı Cuma Namazı kılmak için halk arasına karıştığında, adettendi; “Padişahım çok yaşa” diye bağıranların yanında, birileri de “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!” diye bağırırlardı…

Karşıtlarının beceriksizliği, gabiliği, halkı bilmemesi, o beğendiğim ama benimsemediğim AK Parti’yi, süratle gurura doğru götürüyor… Mağrur bir başbakanla karşı karşıyayız… Dünyaya posta koyuyor…

Bu kürtaj işini bir de bu açıdan izleyin…

Ve birileri ona bağırsın: “Mağrur olma, senden büyük Allah var!”

Anladığı dildir, belki kendine gelir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31