Son zamanlarda eline kalem alan köşe yazarı oldu, gazeteci oldu. Yani şimdi bir gazetenin herhangi bir köşesinde hele de sözde bir makamı işgal ederek yazı yazınca sanıyor ki bazı çocuklar büyük gazeteci oldu. Zaman zaman gazetelerde gazeteci dediğin şöyle olmalı, böyle olmalı diye yazılar okuyorum. Bazılarının hakkaniyeti var. Yıllardır bu işin içinde olan ağabeylerimiz var, dostlarımız var onlar kaleme alınca hani daha bir makbul oluyor. Ne de olsa geçmişle geleceği kıyaslayabiliyorlar.

Ancak bazı köşe yazarları var ki bunlar bazı sendikaların beslemesi haline gelmiştir. Lenini Allah, stalini Peygamber, sosyalizmi de Kuran sanıyorlar. Bazı sendika başkanları çevirdikleri ali cengiz oyunları ortaya çıkınca bu tür beslemeciklere biraz para yardımıyla köşe yazısı yazdırabiliyorlar. Hem de lehçeleri “ben gazeteciyim, ben köşe yazarıyım” diyebileceğiniz türden olmuyor.

Gazetecilik mesleğinin en sevdiğim yanı elinize bolca ses kaydı gelmesi, hatta görüntü ve çoğu zamanda belge. Örneğin bir besleme köşe yazarı var ki bir sendika başkanından destek istiyor; o da kendisine şuna söversen veririm parayı diyor. Bu küçük besleme de basıyor gazele. Geçen hafta ses kaydını dinledim bu para alış verişinin, dinlettiler… Hatta al yayınla rezil olsun bu sahte sosyalist besleme diye de eklediler.

Ben gazeteciyim aynı mesleği zaruri olarak paylaştığım birine bunu yapamam dedim. Onlar da biz başkasına veririz o yapar dediler. Yakında kokusu çıkar. Bu sosyalist besleme de artık köşe yazarlığı yerine evinde call of duty oynar.

Bir adamı dövmeye gücün yetiyorsa erkekleneceksin yoksa havlamanın bir alemi yok.

******************

TAM BİR HANIMEFENDİ

Gülin Küçük hanımla hafta sonu bir etkinlikte karşılaşınca bir anı fotoğrafı kaydettim. Ne zaman ve nerede karşılaşsak bir insanın yüzünden öte gözlerinin içi güler mi bu kadar? Gülin hanımı tanıdıktan sonra birçok Başbakan eşinde olmayan bir özelliğini farkettim. “hırs, öfke, kin ve yüksek sesle konuşma” gibi negatif duyguları alınmış. Bunun yerine kibar, kararlı ve en önemlisi de ne istediğini bilen bir Kıbrıslı Türk Kadın imajı var. Tam bir hanımefendi. İltifat ediyorsun diyecekler bu satırları okuyanlar ama iltifat yalançıların işi, ben gördüklerimi yazıyorum. Bu arada yeni torun Melisa çok tatlıymış…

*****************

SADIKOĞLU, İRSEN BEYDEN BAKANLIK MI İSTEDİ?

Fairex Fuarcılık Direktörü Okyay Sadıkoğlu oldukça başarılı bir işadamı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının düzenlediği 1. İş bulma fırsat etkinliğine önemli katkıları da oldu. Açılış öncesinde başbakan İrsen Küçük’ün kulağına eğilip bir şeyler mırıldandığını gördüm bastım deklanşöre. Başbakandan genelde herkes ya iş ister ya bakanlık; eee Sadıkoğlu zaten işadamı öyleyse geriye bakanlık kalıyor.

*************

ZEHİR GİBİ EKİP

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kadroları her geçen gün profesyonelleşiyor. Fotoğrafta Kadın çalışmaları dairesi uzmanlarıyla Bakan Ünverdi’nin Özel Kalem Müdürü Aytaç Çaluda ile İhtiyat Sandığı Müdürü Mehmet Metçaoğlu var. Fotoğrafta gördüğünüz bu ekip zehir gibi işler çıkarıyor; çok  başarılı başka bürokratlar da var onları da yazarız. Hayır kıskançlık olacak biliyorum…

**************

BU İKİLİ NASIL BİRARAYA GELİR?

Esnaf  ve Zanaatkarlar Odası başkanı Hürrem Tulga ile Kıbrıs Türk İnşaat Taşeronları Birliği Başkanı Osman Amca’yı bir kareye sığdırdım. Hem de ikisi de gülerken. Güldüklerine bakmayın ben bu fotoğrafı çekerken onlar da didişiyorlardı. Ne bitmez yarıştır bu...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31