Adını basından işitiyorduk. Mankendi. Mankenlik ajansı vardı. Ayrıca bir televizyon programının da sunucusuydu ki hala öyle.
Önce haftanın güzeli oldu, sonra ajansına bağlı on altı yaşında bir mankenin uyuşturucu madde ile ilgili olarak gözaltına alınmasıyla gündeme geldi.

Sonra bu olayla ilgili “On altı yaşında olduğunu biliyordum? İhtiyacı olduğu için çalışmasına izin verdim.” Açıklamasını yaptı. Yine gündem oldu.

Sonra KKTC devletinin hükümet kabinesinden bir Bakanın çabaları ile öğretmen olarak istihdam edildiği haberi yayınlandı.

Türkiye basınından “VATAN” gazetesi böyle bir haber yaptı. Sonra KKTC medyası bunu kullandı. Sonra atandığı Lapta Anaokulun da ki beş günlük görevinden atıldığı ortaya çıktı. Sonra okul müdürü açıklama yaptı. “Görevi süresince bir sorun yaşamadık”.

Bu haberler de ondan çok, söz konusu istihdamın yapılmasını sağlayan Bakan’ın kim olduğu tartışıldı. Halen tartışılıyor. Bir Bakanın ismi sıkça telaffuz edildi. Halen ediliyor. Sonra sorular sıklaştı “Kim bu Bakan?”. Öyle ya yaşananlar bu ülkeye göre normaldi.

Olayın oluşumundan çok, Bakan’ın bu icraat için sebep veya sebepleri daha önemli idi. Sonra resimleri çıktı. Yazılı basında boy boy, çeşit çeşit.

Halen çıkıyor. Sonra açıklamalar yapıldı. Adı geçen Bakan “Mesnetsiz ithamlar” dedi. Sonra o da açıklama yaptı. Adı geçen Bakan için “Ne torpilim ne sevgilim. Öğretmenlik için sınava girdim, çok iyi derece ile sınavı geçtim. Beni atayan eğitim Bakanıdır” dedi.

Sonra bu haberi yapan ve siyasetle, magazin haberlerini bir birine karıştıran Türkiye’deki “VATAN” gazetesi muhabiri Çağdaş Ulus Van’da gözaltına alındı.

Bu olayla ilgili değil tabi ki. Terör örgütü üyeliği suçlaması ile. Sonra yaptığı bu haber için kimi çevrelerce şöyle bir cümle kullanıldı. “ Demek ki bu bir komplo ve terör örgütü PKK yaptırdı”. Sonra sınav kazanarak öğretmen olduğunu söyleyen mankenimiz “Beş gün içinde görevime son verilirken, ilgili daire müdürü bana bir süre sessiz kalmamı, bir şeyler yapacaklarını söyledi” dedi.

Sonra sıra bana geldi. Önce Sayın Seniha Kanatlı ve Sayın Hüseyin Özgürgün’ü veya Sayın Kemal Dürüst’ü değil, sistemi sorgulayın.

Bu şekilde yapılan istihdamlar veya başka menfaatler ne ilk ne son ne olacak. İşin içinde manken bir bayan olunca ne değişti?

Ortada bir hata, bir başkasının hakkının yenmesi, bir usulsüzlük varsa bunun cinsiyeti mi olur? Bunların olmadığını, hiçbir dönem yapılamadığını kimsenin söyleyecek hali yok herhalde. Bir insanı istihdam etmekte, daha sonra işinden atmakta bu şekilde mi olur?

Dünyanın neresinde böyle bir uygulama, böyle bir sisteme rastlanabilir? Bu sorunun cevabını da ben vereyim. Bunlar ancak “Geri kalmış ülkeler” de olur. 

Ve kimse bir şey beklemesin. Bundan sonra dedikodudan başka hiçbir şey olmaz. Aynen ilgili daire müdürünün söylediği gibi, önce bir süre sessiz kalınır sonra bir şeyler yapılır. Gün gelir harman olur bu halk bunları da unutur. 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31