Şenlikli bir seçim süreci yaşanacağı açık!

Seçim süreçlerinde şenliği yaratan demokrasidir; halkın beklentileri üzerine yapılan atışmalardır.

Normal seçim süreçlerinde şenliği yaratan, farklı idelojilerin bir birleri ile ilgili farklılıkları ortaya çıkarmaya, kamuoyuna anlatmaya yarayan propaganda süreçleridir. Bu dönemde yakın hissetiği partileri dinleyen, dinlerken yorumlayan ve farklılıklarını kavramaya çalışan seçmenlerin fikirlerine, vicdanlarına, akıllarına hitap eden tartıştırma süreçleri yaşanır. Medyanın çeşitli kanallarıyla siyasi partiler kendilerini ifade etmeye çalışırlar ve seçim günü de yaratılan farklılıklar karşısında seçmenler karar verip, oylarını verirler.

Oysa bu dönemde, yani 28 Temmuz Erken Genel Seçimleri’nde ve seçim süreci içinde geçirilecek olan zamanda bizleri bekleyen şenlik aslında bu anlatılanlardan çok daha farklı bir şey!

Siyasal tarihimizle doğru orantılı bir biçimde, çok da uzun sayılamayacak bir süreden beridir yaşadığımız seçim süreçleri farklı farklı şenliklere imkan yaratıyordu.

İtiraf etmeliyiz bu defaki farklı!

Çünkü, toplumsal taahhütler ile ellerindeki imkanlara kavuşan kişilerin, şahsi çıkarlarına doğrudan dayanan sebeplerle yaşananlar, önümüzdeki sürece imzasını atacak! Bu sayede bizlerden gizlenen, üstü örtülen, bırakınız konuşmayı düşünmeye bile cesaret edemediğimiz türden anılar ve yaşanmışlıklar açığa çıkacak.

Çıkmaya başladı bile! Dolayısı ile bir çok siyasinin ve siyasi partinin zayıf yönleri, eksiklikleri; diğer bir deyişle kirli çamaşırları ortaya serilecek.

İlginçtir bu serginin kurulması bizzat kendi çabaları ile gerçekleşecek!

KURUNUN YANINDA YAŞ DA YANAR

Bütün olan bitenler karşısında, seçmenler ve halktan herkes, kirli çamaşırı sergide bulunmayanların da neleri olduğunu merak edip duracak. Hiçbir tanesinin bile kirli çamaşırlardan yoksun olduğunu düşünmeyecek!

SALDIRGANLIKLA PROPAGANDA TEK KURTULUŞ SANILACAK

Bakınız aylardır, hatta yıllardır süregelen UBP içi tartışmalara! Hiç ideolojik olduğuna dair ibare var mı sizce? Hep kişilerin isimleri ve aralarındaki çok şaibeli iddialar üzerinde tartışılıp, partiyi çiftliği gibi yönetmeye çalışanların ve buna karşı çıkıp -belki de kendi çiftliği haline dönüştürmeye çalışan- itiraz edenler, başka başka partiler kurup, partiler arası transferlere konu olanlar var. Toplumsal çıkarlar arada eriyip kayboluyor!

Bu durum DP-UG ile UBP arasındaki tartışmaları geriyor, büyütüyor, halkın ağzına, hatta Güney komşumuzun, Kuzey komşumuzun ağzına sakız edecek sahneler yaratıyor.

Toplumcu Demokrasi Partisi’nin iç çatışmaları da toplumda son zamanlarda yaygınlıkla tartışılmakta olan bir konu. Sosyal Demokrat bir parti içerisinde bu türden çatışmaların, hem de seçim sürecinde yaşanması, yansımalar açısından toplumun kabul edebileceği bir pozisyon yaratmıyor. Parti başkanının demokratik yaklaşımları konusunda kamusal tartışmaya açılan konular ve partiye kendini adamış görünen entelektüel kişilerin bu süreçte partileri ile hareket etmeyecekleri gerçeğinin yarattığı soru işaretleri de toplumu uzun süre rahatsız edeceğe benziyor.

Siyasallaşma sürecinde önemli aşamalar kaydetmiş olan ve Toparlanıyoruz adı altında icraatlarına başlayan bir sivil toplum örgütünün bütün olan bitenler karşısında yaptığı yorumlar ise düşündürücü. Böylesi bir dönemde geniş kitlelere yönelik söylemleri planlayan bir sivil toplum hareketinin, topluma hiç kimsenin temiz olmadığı mesajını veriyor olması toplumsal çıkarı ön planda tutan bir anlayışı çağrıştırmıyor. Seçimleri adeta bir bahis operasyonu gibi algılatan söylemler, ideolojik yaklaşımların benimsenmesi ve açıklanması için süreci toplum yararına dönüştürmekten çok uzak. Toparlanıyoruzcuların halkın apolitikleştirildiği ve bireyselleştirildiği için zarar görüyor olduğu ana fikrini taşıyan onca söyleme karşın, kişileri ön plana çıkaran söylemlerin yarattığı çelişki, seçmenin kafasını karıştırmaya yönelik bir propaganda süreci başlatmış oldukları gerçeğini açığa çıkardığı tartışılamaz.

Aslında bir tercüme çabasına girişilse: Bu güne kadar yapılan açıklamalarının aksine bir söylem içinde olduklarını açığa çıkarır. Açıklamaların, devletin yönetimi sürecinden toplumun dışlanmasına daha da katkı sağlayacağı, meclisin daha da bireyselleşmesine neden olabileceği; devlet yönetimlerindeki ideolojik süreçlerin etkisinin gözardı edilmesine sebep olacağını söylemek çok da yanlış olmayacaktır.

***

UZUN LAFIN KISASI

Kıbrıs’ın kuzeyi her zaman siyasette etik dışılıkları yaşamıştır. Bunları bazı durumlarda dillendirmiş, bazı durumlarda ise görmedik, duymadık, konuşmuyoruz matığı ile bu günlere taşıyabilmişlerdir. Özellikle görmedik, duymadık, konuşmuyoruz mantığının hüküm sürdüğü dönemlere katkı koyan kitlelerin, esasında kişisel veya zümresel çıkarlarını ön planda tuttukları gerçeği de ortadadır.

Şimdi artık cevizcinin çuvalından dağıtılmakta olan menfaatler azaldığından ya da dağıtım işini tekelinde toplayan zümrelerin doyumsuzluklarından dolayı normalleştirilmiş sistemsizliğin herkese batmaya başlamasına neden olmuştur.

Olan bitenler toplumu bugünkü hayret, kırgınlık ve çaresizliğin içine sürüklemiştir.

O halde ne olursa olsun, seçmen olarak sandığa gitmenin hiç de hafife alınmayacak bir yurttaşlık görevi olduğunu unutmadan, sistemi değiştirmenin elimizde olduğunu hatırlamak 28 Temmuz’a kadar geçecek süreçte en etkili yöntem olacaktır.

28 Temmuz’da denize gitmek veya mangal başında aile ile keyifli bir gün geçirmek mi, yoksa, çocuklarımıza da bırakabileceğimiz bir demokrasi yaratmanın tohumlarını Kıbrıs’a serpmek mi?

Seçim bizim!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31