Dünkü yazımızda belediye emekçisi kadınların erkeklerden daha mağdur olduklarından bahsetmiş bunun gerekçelerini de bir çok kadının yaşamına dokunacak örneklerle vermiştik.

Pek çok olumlu yorum aldık. Belediye emekçisi kadınların desteğinin yanısıra, buna hiç bu perspektiften bakmadığını söyleyen bir çok kişi de bize ulaştı.

İddia ediyoruz:

*Ülkemizde kadınların yoksulluk oranı erkeklerden yüksektir.

*Ülkemizde yoksulluğun şiddeti kadınlarda erkeklere nazaran daha fazladır.

*Ülkemizde kadın devlet eli ile yoksullaştırılmaktadır.

***

Dünyada ve Türkiye’de ardı ardına yaşanan ekonomik krizler son otuz yıldır derin etkiler yaratıyor. Ekonomik krizler toplumsal ve ekonomik dönüşümleri de beraberinde getiriyor.

Kuzey Kıbrıs'ın, özel konumundan dolayı, dünyadaki ekonomik krizlerden doğrudan etkilendiğini söyleyemeyiz. Ancak dünyada olan bitenlerden kopuk olabileceğimizi de söyleyemeyiz. Dolayısı ile ekonomik krizlerin etkisi, bizlere bir ekonomik kriz olarak yansımasa bile, sosyal ve kültürel, psikolojik ve siyasal etkilerini yok saymak da pek mümkün değildir.

Bu durum bölgemizdeki yoksulluk görünümlerini de değiştiriyor. Bu görünümler kadınların hiç azımsanamayacak kadar hazin etkiler altında kalmasına, onların her geçen gün daha geri plana itilmelerine, toplumsal görünürlüklerinin azalmasına ve çalışma yaşamından dışlanarak muhtaç konumda bireylere dönüştürülmelerine neden oluyor. Kaldı ki ,Kuzey Kıbrıs'ta gece klüplerinin fazlalığından tutunuz, İslami etkiler ve Anadolu'dan yurdumuza alınan göçlerin de tesiri ile memleketimizde kadınların yaşamlarındaki güçlükler artıyor. Kadının eşit statüsünü kazanmaya çalışan feminist ve toplumsal cinsiyet eşitliği arayışı hareketlerinin artışı da,  toplumsal sorgulamaların boyutlarının değişmesi de bundandır.

Şimdi aranızdan bazı okurların, kadınların eşitsizliği ve yoksulluktan daha fazla etkileniyor oluşlarını kabul etmediğini ve hatta böylesi arayışların öncelikli olmadığı yorumlarını yapıyor olduğunu duyar gibiyim.

Fakat anayasamızda kadınları, çocuklar ve engelliler ile korumak gerektiğini söyleyen bir madde olduğunu söyleyerek ve bu maddenin varlığından duyduğum utancı paylaşarak başlayabilirim onlarla tartışmaya.

***

Kadınlar, yoksulluğu erkeklere göre daha farklı deneyimliyorlar. Ne yazık ki bu deneyimin en önemli faktörleri arasında, kadınların eğitim düzeyleri ve seçmek zorunda kaldıkları meslekler sayılabilir. Kadının kiminle yaşadığı ve çalışma yaşamında ne kadar aktif olduğu, çalışma yaşamına katılması ve çalışma yaşamında karar alıcı pozisyonuna gelme şansına ne kadar sahip olduğu da kadının yoksullukla mücadele kapasitesini değerlendirirken dikkatle incelenmesi gereken bir faktördür. Çünkü bu durum, kadınların geleceğe bakış umutlarını, kendilerini ne kadar güçlü hissettiklerini ve gelecekten ne kadar umutlu olduklarını doğrudan etkilemektedir. Ancak her durumda, kadınların geleceğe dair beklentilerinin çocukları üzerinden, çocukların eğitim görmeleri ve meslek sahibi olmaları üzerinden dile getirildiği görülebilir. Çocukların varlığının, kadınların yoksullukla mücadele etmek veya yoksulluğa katlanmak için önemli bir faktör olduğu da inkar edilemez.

Dikkatle bakıldığı takdirde, kadınların eğitime, sağlık hizmetlerine ve istihdama ulaşma konusunda erkeklere göre daha az fırsata sahip olduklarını görebiliriz. Yasalar ve uygulamalar nedeni ile sonuçlarda ulaşılan faydalar açısından erkekler ile kadınlar arasında bariz bir eşitsizlik başgösterdiği üzülerek izlenmektedir.

Ülkemizde kadının statüsü ve kadının  yoksullaşması açısından bu durum iki sonuca yol açtığını söyleyebiliriz.

1.Geleneksel yapı içerisinde, baba veya eş tarafından korunacakları varsayılan kadınlar, bir nedenle bu korunmadan faydalanamadıklarında, herhangi bir donanıma sahip olmadan çocuklarıyla veya yalnız olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Yoksulluğun kadınlaşması kavramıyla açıklanan bu durum sonucunda, "kadın başlı" hanelerin diğerlerine kıyasla yoksul luktan çok daha fazla etkilendiği kabul edilmektedir. 

2.Hane içi güç ilişkilerinin cinsiyete göre gösterdiği farklılık nedeniyle, hanedeki yoksulluğun etkilerini kadınların daha şiddetli yaşadığı da gözlemlenmesi zor olmayan bir durumdur.

***

Kadının sosyal yaşamda kısıtlanmasına neden olan uygulamaların yasal düzenlemeler ile korunarak ve ilköğretimden başlanarak uygulamadaki alışkanlıkların değiştirilmesi için çalışmalar yapılarak, bu dezavantajın kadınlardan uzaklaştırılmasına katkı sağlamak devletin önemli görevleri arasındadır.

Hem kamuda hem de özelde kadın istihdamına ve kadın maaşlarındaki ayrımcılıklara yol açan uygulamalar denetlenerek, takip edilmelidir.

Sosyal devletin sosyal hizmet bağlamında kadınlara yönelik çalışmalarını artırması gerekmektedir.

Kadınların ihtiyaçlarını ailedeki ve toplumdaki sosyal görevleri temelinden değil, bireysel ihtiyaçları üzerinden tanımlayarak şekillendirmek şarttır.

Kadınların ihtiyaçlarını dile getirebilecekleri ve kendilerini güvende hissedebilecekleri mekan ve uygulamalar oluşturulmalıdır.

Kadınları sınıflara ayıran ve kadınlara bakışı olumsuz şekillendiren, temelinde kadın yoksulluğunu barındıran gece kulübü konseptini ülkemizden uzaklaştırmak elzemdir.

Kadın yaşamına dokunabilen, ayrımcılığı yok saymadan bilinçli bir şekilde ve yerinde tespit edebilen uzman kişilerin çalışmalarından faydalanılmalıdır.

Kuzey kıbrıs'taki üniversitelerde kadınlara yönelik ayrımcılıkların ve kadınların mağduriyetlerini açığa çıkaran akademik çalışmaların yapılması desteklenerek, ortaya çıkan bulgular doğrultusunda yapılanmalara gidilmesi faydalı sonuçlar doğurabilir.

***

Kadınları göz göre göre yoksulluğa mahkum ederek onları mahcup ve utanan bireyler olarak toplumsal yaşama razı bırakanlar, artık utanması gerekenin kendileri olduğunu hatırlamalıdırlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31