Yıllardır   yazar,  olacak felâkete dikkat çekeriz.    Televizyon programlarımız dönemlerinde de   sık sık ekranlara taşır        “tedbir alın” diyerek yalvarırdık.   Pek çok kez sorunla ilgisi olacağına inandığımız yetkililere  şikâyetlerde bulunduyduk.   Zaman zaman  bu olay nedeniyle başımız belaya girdi,  Polislere taşındık Polislik olduktu!  …

Sonunda   ıkına sıkına  bir kanun çıkardılar. Ve dediler ki  “artık  Jet Skiler plajlara giremezler. Saat 16.00’dan sonra plaj çevrelerinde hareket edemezler…”

SONUÇ:  Onca şikâyet,  serzeniş ve  akmazsa damlar bir kanunun çıkmasına karşılık  mesela bundan dört beş yıl önce Glapsides plajında bir karışlık suda bir balıkçı teknesi,   İzmir’den tatile gelen dünürümün üzerinden geçti,  teknenin çarkı sırtını boydan boya yırttı ki adam ölümden kıl payı döndü!  Tek kuruşluk da tazminat alamadı çünkü  o tekne bir başkasınındı.  Kullanan ise  “limandaki balıkçı barınağından alıp kaçtı”  dedikleri  sorumsuz,  işsiz güçsüz bir derbeder gençti!  Olay poliste bile dikkate alınmadıydı,  kaldı ki mahkemeye gidecekti!

VE BEN:  Yüzerken kaç kez o jet skilerle,  üzerimden ha geçti ha geçecekler korkuları ile karşılaşmadım ki?   Şikâyet ettiğimde ise    “neden kıyıdan uzakta yüzüyorum” diye sövdüler de hakaret de ettiler.  Polislere taşındık! 

Ve bundan bir ay önceydi.  Halkın Sesi’ndeki şu  “Köşemde”   her zaman olduğu gibi  yine  şikâyetçi oluyor ve    “müjdeler olsun”  diyordum. “ Yaz geldi!  Yine plajlarda jet skilerle kavgalar edeceğiz.  Yine yüzen birilerinin üzerinden geçecek korkuları ile irkilecek,  şikâyetlerde bulunacağız…”                                                 

Ve bilmem kaçıncı kez yine sorduyduk:    “Plajlarda niçin bir güvenlik görevlisi yoktur,  neden  “ilkyardım” birimleri falan    bulunmamaktadır?  

OLDU İŞTE:  Biz yıllardır  şikâyet ederken,   “Eşref yüzme   egosunu tatmin etmek için böyle muzırlık yapıyor”  diyorlardı! 

Hadi bakalım!  Şimdi temizleyin pirincin taşını!  Geçen gün  “kanun”   uygulanmadığı,  plajlarda tedbir alınmadığı dolayısıyle  yurttaş olarak uyarılmadığı için sürat motoru ile plajlara girilemeyeceğini bilmeyen benim de çok yakından tanığım  Ahmet Çika bir İranlı öğrencinin üzerinden geçerek ölümüne sebep oldu!  Çika’nın nasıl vicdan azabı çektiğini ancak kendisi bilir.  Ölen bir defa öldü,  Çika bin defa! 

ŞİMDİ NE DİYECEKSİNİZ:   Ahmet Çika için   “dikkat edeydi efendim,”  zavallı İranlı öğrenci için de  “o kadar içeride ne vardı yüzecek,  aptallığına doymasın”  mı?

Pekala,   “plajları belirli yerlerde halkın güvenliği için  balonlarla sınırlandırıp kesmeyenler,  sürat motorları ile jet skilerin sahillerde deli dolu ve gösteri yapmak amaçlı fır dönmelerini önleyemeyenler,  sahilleri  “güvenliksiz” ve  “ilkyardımsız”   yurttaşların Allah’ı ile canlarına terk ettirenler,   makamları rütbeleri ne olursa olsun hiç mi sorumlu ve suçlu değillerdir? 

Gelelim yine o  “hukuk devleti”  yahut  “hukuksuzluğa!”

*****

KANUNLARI ÇIKARMAK DEĞİL

Uygulamak önemlidir!  Ve olay sadece plajların güvenliği ile de ilgili değildir…                                    

ÖRNEĞİN: Sendikal hareketlere sebebiyet vermekten   hükmü karakuşi  siyasi ve ekonomik tutumlara varıncaya kadar Kanunlar ancak  Hukuğun  Üstünlüğü ciddiyetinde uygulandığı zaman  “Devlete devlet”  dedirtir! 

İlaçlı, topraklı, kurtçuklu, patatesi ihraç etmeye kalkmak  da suç olmalıdır,  yabancı uyruklulara arsası ipotekli  ev satmak da suç olmalıdır. 

Onca Devlet teşvik ve desteklerine karşın et fiyatlarını düşürmek yerine artıranlar da suçludur,   artık vergi beyanında bile bulunmayı abese iştigal sayan zihniyet sahibi işadamı  da suçludur! 

Trafikte kurallara uymayanlar kadar o trafiği içinden çıkılmaz yapanlar da suçludurlar! 

Başarısız öğrenciler kadar fazlasıyla suçlu olanlar öğretmenlerse, onlar da hesap vermeleri gerekenler olmalıdırlar! 

Kendi kafasına göre siyasi çözüm üreten de suçludur,  kendi kafasına göre barış adına Rum’u Kuzey’e davet eden de suçludur…

Ki daha yazmadık.  Bu ülkede ne yakası açılmadık suçlarla suçlular vardır!  Rüşvet,  dolandırıcılık,  Devleti kullanarak rant elde etme…

HUKUĞUN ÜSTÜNLÜĞÜ YOKSA:  Kanunlar çalışmaz!  Kanunların çalışmadığı yerde  ne  “insanların güvenliği vardır ne de sağlık afiyetleri!”  Kaldı ki  zaten böylesi  kanunların uygulanması zafiyetlerinin gelenekselleştiği yönetimlere Devlet demek de caiz değildir!  

*****

BİREYİN HAKKI ESASTIR

Mesela hak sahibi hangi Rum Kuzey’deki mülkü için  “Mal Tazmin Komisyonuna” müracaat etse,  haklıysa eğer hakkı da teslim edilir,  Euro olarak tazminatını da alır.. 

Bu  “bireyin adaletle güvenceye alınmış    hakkının tecelli ettirilen hakkıdır”   Adada iki ayrı Devlet de olsa kimse kimsenin mülkü üzerinden  “bireyin  mülk hakkını gasp etmez.  Aksine o sahipliği teslim eder,     tazminatını  da öder…”

Kıbrıs Türk halkının asırlardır adadaki her türlü hakkını gasp eden  Rum’a bile  tanınan ve çalıştırılan   bu  “birey hakkı”   tutun ki KKTC yurttaşı söz konusu olduğunda teklemekte,  ciddiye alınmamaktadır!       

Hukukçu değiliz.  Çizmeden yukarı çıkmak istemeyiz ama hep şunu yazıp söylüyoruz.  Medyada bile  “ekabir”  yarattılar.    Muteber gazeteciler,  ikinci sınıf gazeteciler,  “adam sen de” denilerek umursamazlığa konulan gazeteciler…                                                      

Ve hukuğun üstünlüğü ile   kanunların savunulmasının dikkate alınmasını bile bu hiyarerşiye soktular ki  “kim okur kim dinler varak’ı mihri vefayı”  ola!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31