Bir haftadır, parayı yazıyorum. Çünkü en önemli sorunumuz, para darlığıdır. Bu süreçte, çeşitli okur mektupları aldım. Ya eksik bilgimi tamamlayan veya yorum yapan mektuplar. Konunun uzmanı değilim ama sağ olsun uzmanlar, beni bilgi bombardımanına tuttular. Meseleyi “hap” haline getiren bir okur mektubunu, sizlerle paylaşıyorum:

“ Kullandığımız para TCMB(Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) şirketinin malıdır. Şirket bu malı Türkiye piyasasına borç olarak verir. Borç olarak vermesi demek tabi ki belli bir faiz karşılığında vermesi demektir. Bankalar da gerek merkez bankasından aldığı parayı gerekse topladığı mevduatı faiz karşılığında özel/tüzel kişilere borç olarak verirler. Bu durum zincirleme olarak böyle sürer gider… Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) dememizin özü budur.

a.) Böyle bir sistemde, TCMB şirketine verilen görev (1) fiyat para miktarını ayarlamak ve (2) paranın değerini korumaktır.

b.) Böyle bir sistemi sürdürmenin/korumanın en akılcı (!) yolu da onu bağımsızlaştırmaktan geçer.

c.) TCMB, merkezi İsviçre’nin Basle Şehrinde olan BIS (Bank for International Settlement) diğer bir ifade ile “merkez bankalarının bankası”nın daimi bir üyesidir. Oradaki toplantılara düzenli olarak katılır.

2. Piyasadaki para miktarı, Mayıs 2012 itibarıyla 700 milyar liradan daha fazladır. Bu miktarın 60 milyar liraya yakın kısmını TCMB üretmiştir. Yani bu para vardır. Ancak aradaki fark olan 640 milyar lira ise yoktur diğer bir ifade ile kaydîdir. Pekiyi, 640 milyar lira nasıl üretilmiştir? İşte bunun cevabını da kısaca KRS dediğimiz, Kısmi Rezerv Sistemi’nde (Fractional Reserve System/Banking) bulabiliyoruz.

a.) Bankalar topladıkları mevduatın belli bir oranını (mevduat munzam karşılığı olarak) TCMB’nda tutup kalanını kredi olarak verebiliyorlar. Bu krediyi alanlar da paralarını yine sistem içerisinde bir bankada tutuyorlar. O tutulan meblağ da yeni mevduat olmuş oluyor. Onun da belli bir oranını TCMB’nda tutup banka tekrar kredi verebiliyor. Bu durum böyle sürüp gidiyor. Neticede, mevduat munzam karşılığı yüzde 10 olan bir mevduata karşılık bankalar KRS sayesinde kabaca 10 kat daha fazla para üretebiliyorlar. Diğer bir ifade ile bankalar havadan para yaratmış oluyorlar. İşte 640 milyar lira bu şekilde yaratılmıştır.

b.) Bu kadar para yoktur, kaydîdir ama bunların faizi gerçektir. Yani bizler, hepimiz, 60 milyar liranın yanısıra, 640 milyar lira kaydi paranın yılllık faizini ödemek için çırpınıp duruyoruz. Bu durum hiçbir zaman da bitmiyor ve bitmeyecektir. Çünkü KRS sürekli para üretiyor ve bunun faizini de sistem hepimize ödetiyor.

3. Bu durumda, şöyle bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz. Bankalar BDPS ve KRS sayesinde kontrolsüz para üretiyor. Bu da paranın değerinin düşmesi demektir. Merkez bankasına ise “paranın değerini düşürme, miktarını belirle” diye görev veriliyor. Bu kombinasyon ile para doğal olarak “kısıt” haline getirilmiş oluyor.”

Para darlığının sebebi işte bu durumdur… Dün, bunu aşan bir deneyi aktardım size… Benim aklımla, bizim nasıl aşacağımızı da önümüzdeki günlerde yazmaya çalışırız. Şimdilik, bu konuyu kapatıyorum… Hafta sonunda, biraz dinlenelim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31