“Levent bey, selamlar. Yazılarınızı takip ediyorum. Televizyondan da izliyorum. Genel olarak sosyal adaletsizlik ve düzensizlik üzerine temalarınızı takip ediyorum. Size yazmamım sebebi de yıllardır süren bir adaletsizliği dile getirmek isteyişimdendir.

Coğrafya öğretmeniyim, bilindiği üzere her eğitim-öğretim yılından birkaç gün önce Kamu Hizmeti Komisyonu'nun yaptığı bir sınav var. Belli oranda ve sayıda ihtiyaç belirlenen branşlarda öğretmen münhalleri açılıyor. Bu sayı her branş için yıldan yıla değişiklik gösteriyor. Tüm branşlardan yılda ortalama 50-60 arası münhal açılır, bu münhallere de ortalama 1000 aday başvuru yapar. Yapılan bu sınavın ise bir tüzük uyarınca belli kurallara göre yapıldığı söylenmektedir. Esas sıkıntılardan biri de bu tüzük aslında. Çünkü "SOSYAL ADALET" var diyerek övünen ilgili kurumlar bu sınav tüzüğü üstünde her yıl oynamakta, belli çıkarları sağlamak için değişiklikler yapmaktadır. Lafı uzatmadan problemleri size sıralayayım.
Ben bu sınava 4. defa girdim. Sınavı kazanmanın ilk şartı ise 600 ve üzeri bir puan almak. Fakat 600 puan almak yetmez çünkü sınavdan aldığınız puan, açılan münhal adeti kadar sizi ilk sıralara yerleştirecek değerde olmalı. Yoksa bir ömürde uğraşsanız bu sınavı kazanamazsınız. Örnek olarak sınava 4-5 defa giren bir aday her defasında barajı aşmakta ve başarılı sayılacak bir puan almaktadır ama 1 veya 2 sırda yer almadığı için başarısız sayılmaktadır. Sınava 4-5 kez giren ve başarılı olan bu adayın 1. gelmekten başka şansı yoktur, çünkü münhal adeti 1, bilemediniz 2 kişi olarak açıklanmaktadır. Yani sınava ilk defa giren bir aday eğer en iyi puanı alırsa atanmaya hak kazanır, ama sınava 4-5 kez girip 1 veya 2 soruya doğru cevap veremediği için ilk sırada yer alamadığından başarısız sayılmaktadır. Peki bu adayın, her yıl 1-2 soruya bu sınavdan en yüksek puanı alamadığı için öğretmen olmaya hiç hakkı olmayacak mı ? Evet olmayacak, çünkü sınav tüzüğü öyle söyler.
Bu sınavdan eğer 600 ve üzeri bir puan elde ederseniz mevcut puanınız belli oranda sonrası yıl için size ek puan olarak eklenmekteydi. Özünde doğru bir uygulamaydı, çünkü yukarıda belirttiğim gibi küçük farklarla sınavı kazanamayan adaya bir sonrası için bir avantaj sağlamaktaydı.  Peki bu kural nasıl işliyordu; sınavdan aldığınız puan 600 ve üzeri ise bir önceki yılın puanının 5/1000 oranı size ek puan olarak yansıtılıyordu ve bu uygulama maksimum 3 sınav için geçerliydi. Yani 3. denemenizde de münhal sayısı kadar sıralamaya giremezseniz ek puanlarınız siliniyor ve en başa dönüyordunuz. Bu yılki sınavda bu uygulama da değiştirildi. Bu değişmiş şekli ise bazı adaylara avantaj, bazı adaylara ise dezavantaj sağladı. Bu yılki uygulamaya göre ek puanlar yeni kamu personeli maaşları gibi yarı yarıya kesilerek  2,5/1000 oranında adaylara eklendi ve maksimum ek puan hakkı 3 yıla çıkarıldı. Sonuç olarak eski uygulamaya göre 2 yıllık ek puanla adaylar ortalama 65-70 ek puan almaktaydı, şimdi ise bu değer 2 yıl için 35, 3 yıllık ek puan için 50-55 arası bir değer aldı. Sonuç olarak eski tüzüğe göre sınava hazırlanan adaylar sınav sonuçları açıklanınca ilk şoklarını bilgisayar ekranında yaşadı, biraz silkelenip kendilerine gelince de Kamu Hizmeti Komisyonu ve Eğitim Bakanlığının yolunu tutarak işin özünün ne olduğunu anlamaya çalıştı. Sonuç belli, kurumlar topu birbirlerine atarak bu işten biz mesul değiliz dediler ve işin içinden sıyrılmaya çalıştılar. Peki daha önce bu sınava eski tüzük tabi tutularak giren adayların ek puanları çöpe mi gitti? Evet gitti, çünkü sınav tüzüğü öyle buyurdu!

Ve en büyük adaletsizliğe gelelim. "Eğitim fakültesi - Fen-Edebiyat fakültesi ayırımcılığı." Yeni tüzüğe göre eğer "Eğitim fakültesi" mezunu iseniz size sınav notunuza "Katkı puanı" adı altında ek bir puan geliyor. Bu puan en az 45-50 gibi değerde olduğu içinde size rakipleriniz arasında büyük bir avantaj sağlıyor. Peki Fen-Edebiyat mezunları ne oldu? Kocaman bir "SIFIR" değeri ile ödüllendirildi. Tüzüğe göre Eğitim fak. mezunları "öğretmen" vasıflarını taşırken, Fen-Edebiyat fak. mezunları 4 yıllık eğitimlerine ekstra olarak üniversitelerin Eğitim fakültelerinden veya Atatürk Öğretmen Akademisinden "Pedagojik Formasyon" almaları hiç bir kıymet taşımaz durumu oluşturuldu. Madem ki dıştan alınan Öğretmenlik Formasyonu bir avantaj sağlamayacaktı, bu statüdeki adayları Talim Terbiye Dairesi sınava kabul etmeseydi. İşin sonunda da böyle ayırımcılıklar olmasaydı. 
İşin bir diğer farsosu ise daha da vahim. Bilindiği üzere 1999 senesinden itibaren 2 bacakta yapılan üniversite giriş sınavı 1 oturuma yayılmıştır. Yani 1999 dan itibaren  ÖSS - ÖYS şeklinde yapılan sınav, ÖSS şekline çevrildi. Bu değişiklik beraberinde YÖK ün de bazı kuralları koymasına sebep oldu. Örneğin, 1999 dan itibaren üniversiteleri Eğitim fakülteleri dışında diğer fakültelerde formasyon dersleri verilmeyecek, formasyon dersleri 4 yıllık lisans eğitimi bitiminden sonra istenirse ek olarak Eğitim fakültelerinde alınacak ve bu şekilde mezun olunan lisans dalında öğretmenlik sıfatı kazanılmış olunacaktı. 1998 ve öncesi üniversite girişli olanlar ise çok öncelerde uygulanan 4 yıllık eğitim süresi içinde istenirse formasyon derslerini alırlar ve direk 4 yılda öğretmen sıfatını kazanırlardı. YÖK bu durumda birkaç yıldır bir değişiklik yaparak eski sisteme geri döndü ve 1999 dan beri ek olarak alınan formasyon derslerini yine 4 yıllık periot içinde vermeye başladı. Sonuç olarak 1999 ile 2009 arasında üniversitelerin eğitim fak. dışında eğitim alanlar formasyon derslerini 4 yılın dışında ek olarak eğitim fakültelerinden aldılar. Bu tarihlerin öncesi ve sonrasındakiler ise 4 yıllık eğitim süresince adlılar. Esas adaletsizlik de işte bu noktada ortaya çıkıyor. Sınav tüzüğüne göre 1999-2009 arasında formasyon derslerini dışarıdan alan adaylara hiç "KATKI PUANI" verilmezken, bu tarih periyodu dışında onlara sınav puanlarına ek olarak bir de Katkı Puanı verilmiştir.  Fakat işin özünde tüm adaylar aynı eğitimi almıştır. Sonuç olarak adaylar aynı üniversiteden, aynı öğretim görevlisinden, aynı dersi alarak mezun oluyor, ama bir tanesi 2003 girişli, diğeri 2008 girişli. Tek farkları üniversiteye giriş seneleri olmasın rağmen bir tanesine ek puan veriliyor, diğeri iki eli boş ortada bırakılıyor. Sanırım işin özeti böyle olur. Şimdi biri ortaya çıkıp düpedüz "ADALETSİZLİK , ADAM KAYIRMA , HAKLARIN EŞİT DAĞITILMAMASI" olan bu durumu bana mantıklı bir şekilde açıklayabilir mi? Açıklayamaz, çünkü bu tüzük her sene sınavdan 1-2 hafta önce değiştirilir.
Levent bey, lütfen adımı açıklamayın. Çünkü bu ülkede doğruları söylediğiniz zaman etiketlenirsiniz, dosdoğru ambara yollanırsınız…”

(İsmi mahfuzdur)

leve.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Ersin TATAR, bakanlıktan dün bir grup personel aradı. Vergi Dairesi’nde vekalet ile barem artışı, müdür muavinliği ve uzmanlık verilmeye başlanmış. Rahatsız olanlar sıraya girdi bilmenizde yarar var. Vatandaş artık ‘özelleştirilsin’ diye isyan etmeye başladı.

Sayın Ersan SANER, dün gün boyunda 192 bilinmeyen numaralar servisinden şikayet aldık. 192’ye ulaşamayanlar telefona sarıldı ve bizi aradı. Vatandaş artık ‘özelleştirilsin’ diye isyan etmeye başladı, bilesiniz!

Sayın Mehmet ÇAKICI, bir grup sendika yöneticisi ile gizli bir toplantı yapmanız gözlerden kaçtı sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Davet almayanlar bu işe fena bozuldu, burunlarından soluyorlar.

Sayın Ahmet ETİ, sizi kale almadıkları için geçen gün istifanın eşiğine kadar geldiğiniz söyleniyor. Araya girmeseler niyetinizi fena halde bozmuşsunuz. Aman durun hele, bir istifa büyük kıyamet demektir, hele de bu zamanda.

Sayın Günay ÇERKEZ, üniversite öğrencilerine özel indirim projesi nedeniyle sizleri kutlarız. Ne varsa özel sektörde var. Umarız bütün sektörler bu projeye destek verir ve öğrenciler olsun hayat pahalılığından etkilenmez. Tebrik ederiz.

Sayın Hasan BOZER, dün bir parti başkanı aradı ve sekreter ile şoför sözünüzü hatırlattı. Oldu olacak birer de sıfır kilometre araç tahsis edin, tam olsun bari. Umarız bu kıtlıkta şaka yapmışsınızdır.

Sayın Erdal ÖZCENK, Mağusa Hastanesi’ne tepeden aldığınız bir emirle gazeteci sokma yasağı getirdiğiniz iddia ediliyor. Oldu olacak gazete alımını da yasaklayın eksik kalmasın. Hangi devirde yaşıyoruz Allah aşkına?

Sayın Aslı EROĞLU, sizin imaj maker olarak iyi olduğunuzu bilirdik ama Derviş beyin kravatlarını görünce görüşümüz değişti. Hiç o kadar kalın kravat bağlanır mı? Erkek dergilerine bir bakın isterseniz.

Sayın Okan DİLİK, Doğa Koleji’nde pedagoji belgesi olmayan öğretmen sayısı ikiye çıkmış. Veliler bu işin peşini bırakmayacağa benziyorlar. Sizin gibi müstesna bir okula yakışıyor mu hiç?

Sayın Işılay ARKAN, din adamlarımızın çalışma şartları ve mesleklerinin itibar kazanması için birkaç önemli değişiklik yapılması gerekiyormuş. Bu konuda çok acil bir zamanda çalışma başlatmanız öneriliyor.

Sayın Ahmet KAPTAN, hükümeti protesto etmek için bundan böyle siyah kravat siyah gömlek takma kararı almışsınız. Siyah gözlükleri de sakın unutmayın olur mu? Olacaksa tam takım olsun bari.

Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, Egemen Bağış’ın övgü dolu sözlerinden sonra artık sizi kim tutar değil mi? Bunu bazı partilileriniz genel başkanlığa dönüş mesajı olarak algılamışlar, ne dersiniz?

Sayın Bülent GÜNKUT, emekli olmuşsunuz da bizim haberimiz olmamış, darıldık doğrusu. Bundan böyle çok daha büyük organizasyonlara hazırlanıyormuşsunuz. Hayırlı uğurlu olsun diyoruz. Ama bunu bir kenara yazdık bilesiniz…

Sayın Hakan YOZCU, çocuklar için tiyatro gösterileri başladı da büyükler için ne zaman başlayacaksınız tiyatro severlerden mesajlar gelmeye başladı. Dört gözle bekleniyorsunuz, bizden iletmesi.

Sayın Hasan Ufuk BİÇER, muhterem babanızın vefatını üzüntü ile öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve yaslı aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin.

Sayın Kemal DARBAZ, zeytin satışları nasıl gidiyor? Gündüz işte akşam Zeytinlik’te hayırlı işler dileriz. Bu işi de hayli iyi kıvırdığınız gözlemlenmiş. Kolay gelsin diyoruz.

Sayın Mert TAŞKIN, DP için çok bilimsel projeler hazırladığınızı duyduk. Biz de merak etmeye başladık. Vatandaş bu sefer de ilgi göstermezse artık kendi bileceği iş. O zaman genel başkanı sorgulamak lazım.

Sayın Deniz SERBEST, partiniz için bu kadar koşturursunuz da niçin sizi de bir işe yerleştirmediler doğrusu çok merak ediyoruz. Yoksa yeteri kadar arkanız sağlam değil mi?

Sayın Özay ÖYKÜN, hadi yine iyisiniz dört ayak üstüne düştünüz. Piyangodan çıkar arabayı nerede kullanmayı düşünüyorsunuz? Bir de ona şoför istihdam etmek lazım şimdi değil mi? Ne yapsak, ne etsek acaba?

NOT: Dünkü mesaj kutusunda tamamen bizden kaynaklanan bir hatadan dolayı  bir önceki günün mesajları yayınlanmıştır. Okuyucularımızdan özür dileriz. L.Ö.)

 

Günün Fıkrası : Kart zampara

Yaşlıca ve biraz kilolu bir adam vücudunu geliştirmek üzere bir spor salonuna yazılır. Genç ve güzel bir bayanı gözüne kestirdiğinde spor hocasına hemen sorar; "Bu kızı etkileyebilmek için hangi makinede çalışsam acaba?" Hoca bir an düşünür ve;

"Sanırım girişteki ATM en uygunudur" diye cevaplar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31