Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tartışma yoktur.

Ve esas noktada şudur ki dünyanın hiçbir yerinde bu tür bir tartışmayı besleyecek malzeme de yoktur.

Bu ülkede bir nüfus sorunu vardır.

Her ne kadar üstü örtülmek istense de bu bir gerçektir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde 4 Aralık tarihinde yapılan nüfus sayımı esasen nüfusu saptamak için değil, KKTC vatandaşlarının yaşam standardını belirlemek için yapılmıştır. Yaşadığınız ev sizin mi? Kaç tane arabanız var?
Klimanız var mı?

Evinizde havuzunuz var mı?

Eviniz kaç metre kare?

Ve benzeri soruların yaşam standardı belirlemekten başka amacı yoktur. 

Üstelik bu sorular Türkiye de hazırlanmıştır.

Mesela; Nasıl ısınıyorsunuz sorusunda LPG seçeneği olması gibi.

Güney Kıbrıs’ta nüfusunu sayıyor.

Üstelik sayım aylardır devam ediyor.

Biz bir haftada açıkladık. 

Şu anda Kıbrıs’ın kuzeyinde 294 bin 906 insan yaşıyor.

Yapılan açıklamaya göre sayım sonucu bu.

4 Aralık’ta 7500 kişi görev almış.

Herkese yaklaşık 50 kişi düşmüş.

Yani en basit hesapla 375 bin kişi yapar.

Bazı çevrelerce eleştiriliyoruz.

Her şeyi güney Kıbrıs’la karşılaştırdığımız için.

Kimse kusura bakmasın ama 1974 sonrasına baktığımızda Kıbrıs’ın bölünmesi sadece Rumlara yaradı.

Bölünmüş Kıbrıs’ın diğer sahipleri Kıbrıslı Türkler ise haksız bir tecridin altındadır yıllardır.

Ve tek korku bu durumun daha uzun yıllar sürecek gibi görünmesidir. 

Yani onca vaat havada kaldı.

Nüfus sayımı sonuçlarına kimse inanmıyor.

Bu durum devlete olan güveni bir kez daha bertaraf etmiştir.

Sayım sonuçlarının açıklanma aşamasında Sayın Başbakanın Türkiye ziyareti de oldukça manidardır. 

Şimdi söylenecek ne var?

Hiçbir şey.

Ben bu sayımın samimiyetine inanmak istedim.

Sayıma karşı çıkan ve sayılmamak için direnenleri hem nüfusu bilmemekten şikâyet edip, hem de sayılmayı reddetmekten dolayı iki yüzlülükle suçladım, eleştirdim.

Ama şimdi düşünüyorum da haklılık payları varmış.

Peki, bundan sonra ne olacak?

Yine kalabalık yaşayacağız, yine kayıt dışı ekonominin yükünü biz çekeceğiz, yine sokağa her çıktığımızda tanımadığımız insanların sayısının artışına şaşıracağız, yine kültürümüzün, sosyal hayatımızın, siyasi irademizin elimizden gittiğinden dem vuracağız ve en nihayetinde yine bunları da unutacağız.

Sayın Maliye Bakanının da söylediği gibi “Sınıfta Kaldık”.

ÖZÜRLÜ YOKLAMA BELGESİ

Yaşama, hayata dair her şeyi siyasetin, siyasi tercihlerin kurbanı ettik.

Bu yarı buçuk adanın içinde, yarı buçuk, derme çatma bir sistemin hem savunucusu hem de eleştirmeniyiz.

Unutulan nokta insanın, insan hayatının en yüce değer olduğudur.

3 Aralık dünya engelliler günü.

Ve bugünde bana gelen bir mesaj. 

Konu her daim üzerinde durduğum, her fırsatta vurguladığım, seslendirdiğim devletin engelli vatandaşlarına gönderdiği yoklama belgesi.

Gerçekte her türlü hizmeti geçtim, ama saygıyı hele hele de devlet vatandaşından esirgeyemez.

Vurdumduymaz tavırlarla kendi öz insanını rencide edemez.

Engelli insanlara bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor. 

Özel günlerde dernekleri, kurumları ziyaret edip hediyeler vermek, güzel sözlerle süslenmiş cümleler kurmak sadece samimiyetsizliktir.

İşin özü icraattır.

KKTC devleti engelli vatandaşlarına gönderdiği “Özürlü Yoklama Belgesini” bir zarfa koymaktan acizdir. 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5