Sistemsizliğin ranta ve popülizme dönüştüğü düzende sistem kurmak mümkün değildir. Herkes sistemsizlikten yakınır, sistem oluşturulmasından söz eder. Ne ki, kimse sistemi kurup yaşatmak için el vermez. Çünkü gerek kişiler, gerekse zümreler şunu çok iyi bilirler: Eğer gerçek bir sistem oluşturulursa bundan kendi çıkarcı özel sistemleri zarar görecek ve yıkılacaktır. Sistemsizliğin felsefesinde “çıkarımda sen beni kolla, ben de seni kollayım” mantığı vardır. 

Bu felsefenin yönetim, yaşam ve demokrasi kültürünü bozduğunu, nesilleri yozlaştırdığını sistemsizliğin yaratıcıları görmezden gelirler. İnançları odur ki, nesiller yozlaşıp bozuldukça sistemsizliği ve bu sistem içindeki erdemsizlikleri daha kanıksar duruma geleceklerdir. Her rezilliği kanıksayan bir toplumda da çıkarcılar atlarını diledikleri gibi oynatırlar, devleti bile har vurup harman savururlar…

     *       *       *

Şimdi bu girişten sonra gündemin somut örneklerinin üzerinden geçmek isterim…

Geride bıraktığımız Tıp Bayramı haftasına sistemsizliğin simsiyah gölgesi bir kez daha düştü. Hafta dolayısıyla demeçlerde, panellerde, yazılarda ve görsel programlarda vurgulananlar göstermiştir ki, bu ülkede sağlık sorunları ve çözümleri çok iyi bilinmektedir. 

Çözümleri de bilinen bu sorunlar neden yıllardır toplumu kemirir öyleyse?

Sistemsizliği sistem eyleyenlerin çıkarları korunsun diye!..

Genel sağlık sigortasının çağdaş sağlık sisteminin oluşmasına büyük katkı sağlayacağı herkes tarafından teslim edildiği halde, bu kurumun oluşturulması için karar mekanizmalarındaki hiç kimse kılını kıpırdatmıyor. Yasama organımıza hekimlerin, yani tıp insanlarının hakim oldukları gerçeğine rağmen…

Hükümet, genel sağlık sigortası seçeneğine ciddiyetle eğilecek yerde “paralı sağlık hizmeti” gibi hâlâ ne olduğu anlaşılamayan, siyasetçinin üzerinde başka türlü, bürokratın başka türlü konuştuğu palyatif önlemlerle oyalanıyor. Hükümet edenler, “ücretin ödenme zorunluluğu yok, gönüllük esası var” der, uygulayıcı bürokrat ise “talimat aldım, ödemeyenlere sağlık hizmeti verilmez” der. Vatandaş iki cami arasında beynamaz!..

Böylesine bir ilkesizlik ve tutarsızlık ancak sistemsizliğin gemi azıya aldığı çağdışı düzenlerde görülür.

     *       *       *

Sendikalarımızın bu sistemsizlik içinde halk çıkarlarını değil zümre çıkarlarını koruma peşinde olduklarının ciddi belirtileriyle yeniden yüzleştik. “Paralı sağlık hizmeti” için kazan kaldıran ve yargı organına kadar giden sendikacılarımız, sağlıkta esas sömürü düzeninin devlet hastanelerindeki özel hastabakıcılık sektörüyle oluşturulduğunu görmezlikten geliyorlar. Çünkü bu sektörün oluşturulmasının mucidi kendileridirler. Devletin hastanelerinde bakıcılık hizmeti alamayan hastalar oluşturulan sektörün mensuplarına avuç dolusu para ödemektedirler. Hükümet bunu “ara eleman” sorunu olarak görüyor ama, bu sorunun giderilmesi için ne hükümet, ne de sendikacılar kullarını kıpırdatmıyorlar. Çünkü sistemsizlik bunu böyle öngörür!...   

      *        *        *

Sistemsizlikten yararlanma hallerimizin bir başka trajikomik örneği de, sayın yöneticilerimizin lüks makam araçlarının yenilenmesi girişiminde sırıttı. Bu ekonomik kriz ortamında ülkeye ve halka karşı yığınla parasal mükellefiyetini yerine getiremeyen, bütçe açıklarını kapatabilmek için boyuna zam yapan ve bir yandan da halka elini taşın altına koyması gerektiğini telkin eden hükümet, tüm üyelerinin makam araçlarını astronomik bir harcamayla yenileme kararı alabiliyor!..  “Millete ver talkını, kendin yut salkımı” durumları… Ama tam bu aşamada işte o kör olası sistemsizlik azizliğini gösteriyor. Resmi Gazete’de yayımlanmaması kaydıyla alınan gizli karar, sistemsizliğin içindeki kamu görevlileri tarafından medyaya sızdırılınca ip kopuyor…

Tabii ki bu sistemsizlik içinde halkı belleksiz sanma, insanları dün ne yediğini bugün unutan durumda görme acizlikleri de var… Bunun güncel örneği de ana muhalefeti boyunca “garra Mersedesler” edebiyatı yapan CTP’nin iktidara gelir gelmez “garra Mersedes”leri atarak “bembeyaz Passatlarla” donandığının çoktan unutulduğunu sanıp bugünkü iktidarın lüks makam aracı fantezisini siyasi yatırım aşkına tepe tepe istismar etmesidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31