İçerisinde bulunduğumuz sistemlerin kodları çok öncelerden yazılıp bizlere sunulmuştur. Yazılan kodların kimler tarafından hangi koşullarda yazıldığını farklı ideolojik görüşler ile de tanımlamak mümkündür. Fakat burada önemli olan sistemin içerisinde yer alan bireylerin bu kodları hangi ölçüde kabullendikleri ile ilgilidir. Sistemi sürekli sorgulama bir taraftan sistemin çarkını yavaşlatırken diğer taraftan da güçlenmesine olanak sağlamaktadır. Elbette sorgulamak kültürünün yerleşik düzene geçtiği toplumlarda bu süreç çok daha sağlıklı bir şekilde kendini göstermektedir. Sorulamak kültürünün sorgula”MA” ya dönüşmesi toplumlarda büyük hasarlara yol açabilir. Sistemi kabullenme sistemin bir parçası olabilme gelişmiş toplumlarda daha sıkça görülen bir olaydır. Çünkü burada sistem kendine yeter bir düzeye gelmiş, kodlar zamanın koşullarına göre yeniden yazılmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde ise sorgu ve eleştiri kültürü tam olarak kendi ayakları üzereinde duramadığından isyankarlık olarak algılanmaktadır. Sistemi benimsemiş bireyler, kendi sorumluluklarını yerine getirdikten sonra sürecin bir parçası olmayı gerekli görmeyebilirler. Sivil toplum örgütleri bu noktada kendi sorumlulukları çerçevesinde toplumu bilinçlendirme ve sorugulama görevini üstlenirler.

Gelişmekte olan toplumlar, sistemi sorgulamak geleneginden uzaklaşmış ise, bireylerin, sistemden fayda sağladıkları düşünülebilir. Bu da “statüko” olarak algılanır. Toplumda bulunan bireyler, kısa süreli menfaatleri için bozuk sistemlere sahip çıkadabilirler. Bunun birçok öğreğini dünya literatüründe görmek mümkündür. Fakat sonuçlarına baktığımız zaman, uzuk soluklu hedeflerde bu durumlar hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Sürdürülebilir sistemlerin kurulması “kamu menfaatinin” gereklilikleri arasında bulunmaktadır. Kurulan sistemler bireysel menfaatlerin ötesine geçip toplum menfaatleri ile bütünleşmelidir. Kamusal alanların yönetiminde ortak çıkarlar gözönünde bulundurulmalıdır. Sistemler sorgudan uzak bir şekilde varlığını korumakta zorlanır. Vatandaşın, devletlerin kurmuş olduğu sistemleri sorgulama, söz konusu çarka katılmalarının sağlanması gerektiği gibi, aile bireylerinin de evde alınan kararları sorgulama hakkı olmalıdır. Sistemler çekirdekten var olmalıdır. Örneğin “mavi” toplumun rengi ise, bir toplumda mavinin yüz tonu bulunduğunu unutmamak gerekir. Toplumların siyasi katılımları demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. İşte toplumların önce bu noktayı algılamaları gerekmektedir. Bir iş yapılıyorsa, neden ve niçin yapıldığı konusunda herkesin bilgi sahibi olması gerekmektedir.

Toplumlarımızda yeni yeşeren gençlerimizi kendi ayakları üzerinde duran bieyler olarak yetiştirmek istiyorsak onlara öncelikle kendi sınırları içerisinde düşünme ve konuşma fırsatı vermeliyiz. Yoksa, bu alanın hakimi benim ben nedersem o olur. İşime hiç kimsenin karışmasına izin vermem diyorsanız, ne kendi ayakları üzerinde duran bireyler yetiştirebilirsiniz ne de koca koca devletleri yönetebilirsiniz. Çarklar hep eksik kalır, sistem hep aksar durur. Bundan da en çok yine sizler yine bizler etkileniriz. Yalnış varsa eğer bir sistemde, yüksek sesle söylenmeli, yetkili kişiler de bu durumu yeniden gözden geçirmelidir. Değişim gerekiyorsa yapılmalıdır. Değişime direnmek bazen gelişime direnmekle ayni anlama gelebilir.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31