SİYASET, DOĞANIN KANUNUNA UYGUN OLARAK KENDİNİ YENİLEMEDİĞİ SÜRECE, DEĞİŞEN TOPLUMUN GAZABINA ELBET UĞRAYACAKTIR!

Sayın Özkan Yorgancıoğlu konuşmasında dedi ki: "…Toplumdan, yapacağımız iyileştirmeler için biraz zaman ve sabır istiyoruz…"

Bu halk o kadar sabırlı ki Sayın Yorgancıoğlu, halen KKTC'de yapılan bu istikrarsız politikalara göz yummakta ve sesini çıkarmamakta... Bu sabrın ve hoşgörünün ötesinde bir davranıştır! Ama unutmayın ki gün gelir devran döner bu altı boş söylemler ve lâkayt icraatlar sahiplerinin karşısında dimdik duracaklar ve hesap soracaklar!

Bu sadece Sayın Başbakan’ın becerisine dayalı yapılması gereken bir iyileştirme değil, daha ziyade tüm iktidardaki ve muhalefetteki siyasilerin ortak devlet politikası üzerinden icra edecekleri çabaların ve tasarruflarındaki tüm olanakları halka, adalet ve şeffaflık ilkesine dayalı dağıtmalarının sonucunda elde edilebilinecek bir çözüm ihtiva eder.

BEYHUDE SOSYALİST ÇİZGİ

ABD’nin gölgesine maruz kalmış Liberal-Demokrat söylemler, artık o eski “Kızıl Bayrak” CTP’nin sosyalist söylemlerini mağlup etmiş durumda. CTP-BG’nin esas oluşum amacının sözde tüm sol ideolojiye sahip kesimleri bir çatı altında toplamaktı.  Lakin bu amaçla kurulmuş bir oluşum, zaman geçtikçe sol düşüncenin lehine politikalar izlemek yerine sağa yönelmiş ve merkezi sol Liberal bir tavır sergiler oldu. CTP kurultayında gerek Sayın Yorgancıoğlu’nun konuşmasındaki ideoloji gerekse Sayın Akansoy’un konuşmalarındaki üslup bana ABD Başkanları’nın halka hitap demeçlerindeki klasik Liberal havayı anımsattı.

HALKTAN GELEN HALKA DÖNMELİDİR!

Seçilen hükümetler ve siyasi erk otoriteleri, her daim güç ve imkânlarını, onları seçen ve onlara makam sağlayan halkın faydasına yönelik kullanmakla yükümlüdürler. Aksi takdirde, onları seçen halk ayni zamanda onları geri almasını da bilecektir. Bu tarih boyunca böyle süregelmiştir.

CTP-DP koalisyonunda, her iki koalisyon partisinin de halka yönelik siyaset yapmadıkları aşikârdır. CTP değişen siyasi ideolojik yapısıyla, DP ise güttüğü pasif siyasetiyle halkı ekarte eden bir tutum içerisindedirler. Devam eden bu hayalî tutum hayatın içinden kareleri unutturmaya yetmeyecektir. Öyle ki; Kuzey Kıbrıs’ın ancak savaş döneminde rastladığı açlık, sefalet ve düşük hayat standardındaki yaşam savaşı, günümüzde çoğu insanımız için dayanılacak noktayı çoktan aşmıştır.

TEK ÇARE…

Savaşın ardından geçen onca yıllara ve denenmiş sayısız siyasi yöntemlere rağmen halk, tamamen olmasa da çoğunlukla artık siyasi partilerin yapacakları politik açılımlardan ziyade toplumsal örgütlenmelerden doğacak fikir ve hareketlenmenin Kuzey Kıbrıs halkı için en sağlıklı kararları doğuracak olduğunu düşünmektedir. Hal böyle iken; daha önceki yapmış olduğum Kuzey Kıbrıs’taki Siyasetçilerin Güvenirliliği [1] adlı araştırmamda da değindiğim üzere, halkın siyasetçiye ne güveni ne de dermanı kalmıştır. Gün kaybolup giden kültürümüzü, dilimizi ve değerlerimizi geri kazama günüdür. Kültürünü yitirmiş bir toplum her şeyini yitirmiş bir avuç insandır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5