Türk düşünce ve siyaset dünyasını son yüzeli yıldır etkileyen, CHP’nin öncülü İttihat ve Terakki Cemiyeti, İstanbul’da Tıbbıye’nin bahçesinde kurulmuştur. Abdullah Cevdet, İbrahim Temo, İshak Sükûti ve Diyarbakırlı Reşit Bey tarafından. Türk hekimlerin siyasete ilgisi, bundan da eskidir! Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa da bir hekimdi… Osmanlı Hariciye Nazırı Kara Todori Paşa da… TBMM Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras da! Başbakan Refik Saydam da… Bizim çağdaşımız Başbakan Sadi Irmak da…

Bu ilginin, Türk modernleşme tarihi ile ilgili olduğunu sanırdım önceleri. Bilindiği gibi Osmanlı döneminde pozitif bilimler, önce Mühendishane’ye gelmiştir! Tıbbıye-i Şahane, pozitif bilimlerin ondan sonraki kalesidir. Ziya Gökalp, ilk milliyetçi fikirleri, Tıbbıye bahçesinde Dr. Hüseyinzade Ali’den duyduğunu yazar! Bilimsel olarak toplumun öncüsü olan bir grubun, siyasette de bunu talep etmesi diye yorumlardım, eskiden bu durumu…

Sonra fark ettim ki bu, bize has bir özellik değil! Dünyanın her yerinde böyle! Örneğin Fransız İhtilâli’nin fikir babalarından Jean Paul Marat da hekim, Anarşizm’in ideoloğu Blanqui de! Çin’in milli kahramanı, devlet kurucusu Sun Yat Sen de… Filipinlerin milli lideri Jose Rızal da… Angola’nın bağımsızlık kahramanı Agustino Neto da… Che Guavera da… Şili cumhurbaşkanı Allende de… Filistinli önder George Habbaş da… Lisaridis bile doktor!

Norveç’in ilk kadın başbakanı Gro Harlem Brundtland, bir hekimdir. Ünlü Fransız başbakanı Clemenco da… Malezya’yı ekonomik krizden kurtaran uygulamalarıyla, ekonomik konferanslar verdirilen Mahathir bin Muhammed de… Dr. Ram Baran Yadav, şu anda görevini sürdüren, Nepal’in ilk seçilmiş cumhurbaşkanı’dır.

Anglo Sakson dünyasında, örneğin Dr. David Owen, Britanya Dışişleri Bakanlığı yapmış bir Beyin Cerrahı’dır. Dr. Ray Lyman Wilbur da ABD İçişleri Bakanlığı yapmıştır. Bill Frist, 2007’ye kadar, ABD Senato Çoğunluk Grubu Başkanı idi; Bob Brown da Avustralya Yeşiller Partisi, Meclis Grubu başkanıdır...

Taro Nakayama, Japonya Dışişleri bakanlığı yapmıştır. İbn-i Sina’nın siyasi faaliyetlerine girmeyim, yer kalmaz!

Buyrun: Dünyanın bir ucundan öteki ucuna! Her kültürde aynı… Neden?

Demek ki bu durumu anlamak için, bütün kültürlerin kökeninde de var olan, çok eski bir değere inmek gerekiyor. Siyasetin başlangıcına…

Mezopotamya’da bundan 5 bin yıl önce ilk defa kent devletleri kuruldu! Yöneten, yönetilen ilişkisi, yani siyaset başladı. Devlet’i ortaya çıkaran, yerleşik tarıma geçen kent insanlarının, göçebelerden korunması ihtiyacı idi gibi görünür ama asıl güdülenme, insanların doğal olaylardan, afetlerden, korktukları bin türlü şeyden korunmaları idi… Ayrı bir yönetici sınıfa ödeyecek artık değeri bulur bulmaz, insanlar örgütlendi, “devlet” doğdu! Ve ilk kentler, tapınaklar etrafında kuruldu! İlk yöneticiler de rahiplerdi! O zamanın dinlerine baktığınız zaman da rahip, ayni zamanda hekimdir! ( Bkz. Gordon Childe, Tarihte Neler Oldu?- Samuel Noah Kramer,Tarih Sümer’de Başlar) Aynı ihtiyaç ve kurum, göçebelerde de var! Daha sonraki aşamalarda kabile reisi-şaman ilişkisini görürsünüz! İnsanların “bilinmez güçlerden” korunma ihtiyacının, sonucu…

Güç ve tababet, erki paylaşmışlardır! Önce tek bir kişide cisimleşerek… Güç maddileşince de paylaşılarak! Siyaset böyle başlamıştır!

Bu anlamda siyaset, Mezopotamya’da hekimlerle başlar! Ve devam eder…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31