Hükümetin her ne kadar bir iç ve dış krizlerle başı dertte görünse de bu süreçte hükümet karşısında muhalefet siyaseti yürütmek de o kadar dertli bir iş.

Çeşitli dönemlerde yapılan araştırmalar, UBP’nin ciddi bir oy kriziyle karşı karşıya olmadığını ortaya koyuyor.

Ortada bir seçim atmosferi yokken araştırma sonuçlarının ne kadar sağlıklı olduğu tartışılabilir ancak bu sağlamanın sadece UBP ekseninde değil, diğer siyasi partiler etrafında da dramatik bir yükseliş ortaya çıkarmadığı gerçeği ile yapılması sanırım daha anlamlı oluyor.

Kabaca özetlenen bulgular, iktidar partisinin radikal bir düşüşte olmadığı gibi muhalefetin oylarında da hayati bir yükseliş olmadığını gösteriyor.

Yani bugün seçim yapılsa değişen bir şey olmayacak.

Oysa demokrasilerin en önemli temel taşlarından olan seçim, bu kadar önemsizleştiği anda bir başka sorun ortaya çıkacak demektir.

Siyasi partiler genellikle bu bulguların üzerinden şekillenen yorumların sağlıklı temele dayanmadığını söyleyebilirler.

İktidar partisi, güç gösterisine girerken, muhalefet de aslında muhteşem bir güç kazandığı üzerinden söylem geliştirir.

Güç gösterileri özellikle propaganda süreçlerinde az çok işe yarar. En azından aksi durumun vereceği zarardan korur partileri.

Ama ya gerçek?

Adanın Kuzeyinde sorunumuzun bir seçim başarası ya da başarısızlığının ötesine geçtiği gerçekliği ile karşı karşıyayız.

Bu gerçeklik kolay kabul edilebilecek bir gerçeklik değil.

Kabul edildiğinde doğru stratejiler kurmak da kolay olmuyor.

Hele bizim gibi bağımsız siyaset üretemeyen yapılar içinde.

Bazen bilinen açık şeyler karşısında toplumlar da kolay bir kabulleniş sergileyemeyebiliyorlar.

Zira şu anda türlü şaibe, açık usulsüzlük, hatta yolsuzluk karşısında edilgen kalan bir toplum yapısıyla baş başayız. Bütün bunlar karşısında yeterince etkin bir muhalefet siyaseti üretememek durumunu yaşıyoruz.

Aslında tam anlamıyla bir siyaset tutulması yaşıyoruz.

Ne hükümette olan iktidar partisi, bulunduğu konuma karşı siyaset üretip sorun çözebiliyor ne de karşı olan yeterince etkin bir muhalefet sergileyebiliyor.

Belki toplumsal ve siyasi tarihimiz şaşırmamak adına çeşitli örnekler verebilir ama aksi örneklerin yaşandığı da düşünülecek olursa, bu edilgenliğin normalleştirilip kabullenilmesinin ciddi bir sorun olduğunu söyleyebiliriz.

Birilerinin artık rüzgarın savurduğu tarafa karşı direnmek için bir adım atması gerekiyor.

Doğal rutinin ve normal koşullarının ötesine geçip vizyonla refleksler ve stratejiler geliştirebilecek bir siyaset alışkanlığı yaratabilmeliyiz.

Çünkü bundan hemen bir adım sonrası, bu uyuşukluk halinin ve yaşadığımız bu siyaset tutulmasının kalıcılaşmasıdır.


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31