Eski bir siyasetçi sormuştu, neden hep siyasetle siyasetçiyi tartışıyor ve yazıyorsunuz.

Aslında sadece Kıbrıs’ın kuzeyinde değil, dünyanın her yerinde bu durum geçerli.

Yani bu sadece KKTC’deki siyaset kurumuna bağlı bir şey değil.

Bugün dünyanın yaşadığı krizlerin, karar alma merkezinde yöneticiler yani siyasetçiler var. Siyaset dünyanın en zor işi.

Siyasetçi dünyanın en çok eleştirilen kesimi. Kaldı ki bizim siyasetçilerimiz bu konuda birçok ülke siyasetçisine göre biraz daha şanssız.

Ülkedeki her şeyin ilk adımı siyasetten ve siyasi tercihlerinizden geçiyor. Tartışılan, eleştirilen en canlı konu siyaset. Kıbrıs’ın kuzeyinde siyasetten başka konuşulacak pek bir şey yok.

Bu düşünceyi yeşertecek argüman çok. Mesela;  Bizim bir başka ülke ile iki ülke arasında olabildiği gibi normal bir ilişkimiz hiç olmadı.

Komşu ülkelerle ticaret anlaşmaları yapıp ürettiğimiz herhangi bir ürünü satıp ithalat yapmadık. Ticaretimizle övünemedik.

Yük gemilerimiz, uçaklarımız dünyanın bir ucuna ticari yük ve insan taşımacılığı yapmıyor. Dünyanın herhangi bir ülkesine direkt olarak kendi pasaportumuzla gidemiyoruz.

Hiçbir ülke ile gerilimli dönemlerimiz veya ortak kazanç sağlayacak girişimlerimiz olmadı.

Bizim hiçbir zaman şampiyonlar liginde mücadele eden, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş veya biraz daha çıtayı yükseltecek olursam bir Realmadrid, bir Barcelona veya bir Milan’la maç yapan takımımız olmadı. Milli duygularımızı kabartacak, milli takımlarımız isimden öte gidemedi.

Hiçbir sanatçımız, uluslar arası bir organizasyonda bulunmadı. Ödül kazanmadı.  Ülkemi ziyaret eden, devlet yetkililerimle görüşen yabancı ülke yöneticileri olmadı.

Kendi ekonomik politikamızı, kendi içimizde belirleyemedik. Kendi ülkemizde, Kıbrıs’ımızda özgürce engel olmadan, dilediğimizce dolaşamadık.

Deniz ülkesi bir memleket. Bir ada. Akdeniz’in incisi. Cennet adamızda, dilediğimiz yerde deniz nimetinden yararlanamadık.

Her taraf hatırlılar tarafından parsellendi. Nesillerce koruyacağımız, yıllar sonrasına miras bırakacağımız çevre betonlara gömüldü.

Osmanlıdan, Kıbrıs’ta egemen olmuş diğer medeniyetlerden kalan tarihi yapılara sahip çıkılmadı. Bu yapıları ya kaderine terk edildi.

Yada başka başka diyarlara birilerine menfaat sağlayarak kaybedildi. Ülkemin dili, sosyal kültürü, sofra kültürü korunmadı.

Siyasi kazançlar uğruna şekillenen bir nüfus politikası yıllarca güdüldü. Tüm bunlar nasıl gelişti? Siyaset kurumu, iktidarlar ve halkın iradesini alanlar bu olumsuzlukların yaratılması noktasında sorumlu değil mi? Peki, bir soru daha. Böylesi bir ülkede siyasetçinin tartışılıp, eleştirilmesinden daha doğal ne olabilir.

Yazının başlığına sadık kalarak siyasetçinin eleştirilmeyi kabullenmesi gerektiğinin altını çiziyorum. Her yapılan mutlaka ki doğrudur diye bir şey yoktur.

Elbette eleştiri, doğru zamanda, doğru anlamda yapıldığı sürece fayda sağlar. Yanlışı görüp uyarmamak, eleştirmemek işin doğrusunu sahiplenmemek yanlışa ortak olmakla eş anlamlıdır. Bunun yanında sırf eleştirme adına, eleştirme yapılması da kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. 

Başka açılardan belki de birazda konuyu dağıtarak yukarıda anlatmaya çalıştığım etkenler, Kıbrıs’ın kuzeyinde siyasetçiye bakış açısını biraz daha farklılaştırıyor.

Fakat siyasetçilerin muhalefette başka, iktidarda başka telden çalması seçim meydanlarında, bildirilerde  yerine getiremeyecekleri sözler vermeleri, alınacak her kararı başka mercilere danışmaları, ağır eleştirilere maruz kalmalarını sağlayan en önemli yanlışlarıdır.  

DERNEKLERİMİZ NE YAPIYOR?

Malum ramazan ayındayız. Ramazan “Oruç” demek. Oruç, insan vücudunun dinlenmesi, nefsin arınması, nimetin değer anlamında anlaşılması demek.

Dünyanın bazı yerlerinde açlıktan, susuzluktan insanlar ölüyor. Çocuklar telef oluyor. Böyle mübarek günlerde sadece Müslüman âlemi değil, insanlık birlik olmalı.

Ramazan ayından sonra, Müslüman âlemi Ramazan bayramını kutlayacak. Durumu iyi, müsait olanlar, ihtiyaçlı insanlara fitre verecek.

Bu fitrelerin ihtiyaçlı kesimlere gitmesi esas amaçtır. Birçok dernek bu fitrelerin temsil ettikleri kesimlere gitmesi için çeşitli davetler gönderiyorlar.

Fitre verecek insanlar artık bunun seçimini yapacak. Aslıda ayrı bir yazı konusu ama ülkemizde sadece adı olan dernekler var.

Seçim zamanları veya sadece böyle zamanlarda ortaya çıkıyorlar. Bunların yanında canla başla çalışan, her yerde her zaman aktif, üyelerine ihtiyacı olan her şeyi sunan derneklerde var.

Dernek sadece tabelayla olmaz. Dernek sadece, piyango bileti satmakla da olmaz. Temsil ettiğiniz kesimin sesi kulağısınız.

Aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmelisiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31