Siyasi partiler, sendikal platformun yeni eylemlerinde yoklar. Restleriyle birlikte, desteklerini de çektiler. Derinliğine yorumlanması gereken bir gelişme.

Siyasetçiler, popülizmin uzmanıdırlar. Halkın atan nabzını ellerinde tutarlar. Tabii ki, sırf oy hesaplarıyla!..

Nabız atışlarını sürekli belirleyen siyasetçi, nabza göre şerbeti de ona göre verir…

Sendikal platformun iki büyük mitinginde nabız atışlarının meydanlarda yoğun kitlesel tepki vermekten yana olduğunu açıkça gören siyasetçiler, puan toplamak için sendikal platforma destek olmakta yarar görmüşlerdi. Ama ne oldu ondan sonra?..

O mitinglerdeki büyük kitlelerin katılımcılığını kendilerince yorumlayan kimi sendika lideri, ondan sonraki yol haritalarını genel onay görmeyecek yönlerde belirlediler.

Brüksel’de, bırakınız siyasi partileri, sendikal platformda yer alan kimi sendikaları da gocunduran ve mitinglerin amaçlarını aşan çıkışlarda ve söylemlerde bulunuldu.

Rum siyasetinin ekmeğine yağ süren o tavırlar, KKTC’nin demokratik iradesinde söz sahibi olan seçmen kitlelerini de rencide etti.

Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Türk halkının nüfusunun Rum nüfusuna oranla yüzde 10’larda tutulması gerektiğine ilişkin eksantrik ve ırkçı görüşleriyle örtüşen “tavşanlar gibi doğuruyorlar” jurnalının Brüksel nezdinde patlaması, şaşırtıcı bir cüretin göstergesiydi.

Bununla yetinilmedi... “Biz Kıbrıs’ta garanti falan istemeyiz” şeklindeki açıklamalarla çok yetkisiz biçimde Kıbrıs Türk halkının sözcülüğüne soyunuldu. O yetkiyi nereden almıştır bunu yapanlar? Bir referandumdan mı, yoksa gücü halk oyuyla belirlenmiş bir siyasal yapılaşmadan mı?.. Kamuoyu yoklamaları Kıbrıs Türk halkının garantilerden ve Türk askerinin güvencesinden ödün vermeyeceğinin ciddi mesajlarıyla yüklü.
     *      *      * 

On binlerin oyuyla seçilen iktidarların yerine talip olan sendika yönetimleri zor toplanan, nisabı düşük genel kurullarda birkaç yüz oyla seçilebilmektedirler. Bu düşük oranlı seçilme şeklinin birilerine iktidarda söz sahibi olma cüretini vermesi feodal bir yansımadır.

İşte bu yüzdendir ki, literatüre “sendika ağaları” tanımı girdi. Çünkü ağalık, feodal düzenin ürünüdür.    

Halk arasında su yüzüne çıkan hoşnutsuzluk tabii ki siyasi partileri bir durum değerlendirmesine yönlendirecekti. Halkla var olabilen siyasi partiler, halkın onaylamadığı bir gidişatın yolcusu olamazlardı.

Kaldı ki, sendikal platformun sözcülerinin siyasi partilerin yetki ve sorumluluk alanlarına da pervasızca dalarak iktidara talip olduklarını seslendirmeye başlamaları, siyasi partilerden onay görebilecek bir çığırtkanlık olamaz. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır?..

İktidara talip olanlar ya siyasi parti kurarak siyasallaşırlar, ya da bir siyasi partinin çatısı altına girerek orada iktidar mücadelesi verirler. Bunun aksini düşünmek ve iktidara el koyma eylemlerine soyunmak, darbecilikle eş anlamlıdır.
     *      *     *

Yargı organında tebliğ ve icra işlerinin özele devredilmesi bağlamındaki sendikal tepkilerin de ironik çağrışımları var. Sendika liderleri, bunun yapılmasının yargı işlerini mafyaya teslim etmek anlamına geleceğini öne sürüyorlar.

Yargının bıraktığı adalet boşluğunda mafyaların oluştuğu kriminal tarihte çok görülür. Ama yargı organında haftalarca grev yaparak bu yaşamsal organı çalışamaz duruma getiren ve adaletin tecellisini alabildiğine geciktirip felç eden bu sendika liderleri değil miydi?.. Sendikal eylemlerin yarattığı adalet boşluğunda mafyaların oluşabileceğini göz ardı edenlerin şimdi tebliğ ve icra işlerinin özele devredilmesinde “mafyalaşma” teorisine sığınmaları, yaman bir tutarsızlıktır.

Yasal yetkilerini aşındırmakta olan sendika liderlerinin artık aynaya bakarak kendi kendileriyle yüzleşmelerinin zamanıdır. Halk demokrasiden, hukuktan ve uzlaşıdan yanadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31