Dünden önceki gün,” Siyaset nedir” demiştim…  İktidara talip olmaktır, diye de kısaca tanımını yapmıştım. Bu anlamda, bizim ülkemizde siyaset yapan yoktur. Sıkıntımızın nedeni de budur. Herkes, iktidarın kaynağının kendi elinde olmadığını, peşinen kabullenmiştir. Kimse de iktidar talep etmemektedir. Ya, Türkiye’ye terk edilmiştir erk; ya da bir anlaşma durumunda güney’e terk edileceğinin söylemleri tutturulmaktadır.
   
Halkımızın bu ikinci demokratik kalkışmasının da hüsrana uğrayacağının açık belirtisi, budur. Ortada siyaset yoktur. Sendikaların siyaset yapabilmesi zaten mümkün değildir ama siyasi partilerimiz de siyaset dışı, apolitiktirler. Buna en keskin söylemleri tutturanlar da dahildirler, hükümet olanlar da hükümete talip olanların bu günkü hali de…
   
Bu tespitin, popüler sol söylem olan “Türkiye askerini de alsın, çeksin gitsin” saçmalığı ile bir ilişkisi olduğu sanılmasın. O tespit ve söylem de siyasetsizliğin ta kendisidir. Çünkü, ondan bir adım sonrasının öngörüsüzlüğü ile malûldür. Sadece tepkiye bağlı bir talep olup, o da “siyaset” değildir. Çünkü “erk”in ondan sonra nasıl ele geçirileceğinin öngörüsünden de, nasıl erk olunacağının hesabından yoksundur.
   
“KKTC’yi yaşatalım” da, bundan geri kalır bir siyasetsizlik değildir. Çünkü bizim de galipler arasında bulunacağımız yeni bir dünya savaşı olmadan, bu talebin gerçek olmayacağını, aradan geçen kırk yılda öğrenememişsek, zaten siyaset yapma kapasitesinden uzak, özlemleri ile gerçeği bile bağdaştıramayan bir kesim olduğumuz ortaya çıkar…

“Türkiye’ye bağlanalım” da budur… Hatta bu söylem, siyaset yapmayı doğrudan Türkiye’de siyaset yapanlara terk etmenin ta kendisidir. Dolayısıyla, bugün bu memlekette siyaset yapan yoktur. Çünkü hiçbirinin sahibi, slogana dayalı bazı taleplerin arkasından, nasıl “erk” olacağını söyleyememekte, daha da kötüsü bilmemekte, sloganla gün geçirmektedirler. 

Oysa, Kıbrıs Sorunu halledilse de edilemese de; bir ortaklık cumhuriyetinde de olsa, Türkiye’nin bir alt yönetimi şeklinde devam da edilse, bu memlekette siyaset yapmanın, en azından kendi irademiz üzerinden erke sahip olmanın, alt koşulları vardır. Bu alt koşulların başında da meydanlara toplanan, Kıbrıslı Türkler’in nerede ise %50’sinin ortaya döktüğü irade gelmektedir. Ama siyaset esnafımız, bir türlü zurnanın zırt dediği yere gelemediklerinden, ya Türkiye veya Rum tarafı ile itişmeyi; biriyle itişiyorsa ötekine yaranmaya çalışmayı yöntem bellediklerinden dolayı, ülke siyasetsizlikten malüldür.

Oysa doğa boşluk tanımaz… Siyasi partilerin bıraktığı boşluğu, sendikalar doldurmaya çalışmaktadırlar ki dünyada bunu başarabilmiş bir hareket yoktur. Başardı gibi görünenler, örneğin bu günlerde adı çok geçen Leh Valesa da sendika değil, sendika üzerinden örgütlenmiş bir siyasetti… Çünkü erk talep ediyordu ve aldı…

Bırakılan bu boşluğu kim dolduruyor biliyor musunuz?

Ya Rum tarafı! Veya Türkiye… Türkiye çok daha güçlü olduğundan, tarihsel, ulusal, duygusal ve son dönemde de ekonomik bağlarımızdan dolayı, burada siyaset yapan asıl güç konumuna böyle giriyor. Çünkü bizim “siyasi” iddia sahiplerimizin, siyaset yapmakla alâkası yoktur. Talepler, sloganlar, günlük itişmeleri, halka siyaset diye sunuyoruz, o kadar…

Bu, “parayı veren” ilişkisi de değildir… O noktaya da “siyasetsizlik”le geldik…  Ya da Rauf Denktaş ekolünün, müthiş başarılı siyasetiyle… Çünkü onun erk tasavvuru zaten buydu…

Siz erki talep etmedikten ve ele alırsanız nasıl tatbik edeceğinizi bilmedikten sonra, hükümet kim olmuş? Ne fark eder? Gelir, oynatılır ve gidersiniz!

Onun için, Brüksel’e, Londra’ya, Ankara’ya koşmadan önce, “siyaset” oluşturmalısınız… Yoksa “beni şu değil de bu yönetsin” çünkü o daha zengindir, demeden öteye, söylediğinizin hiçbir anlamı yoktur ve bunun da değil siyaset, onurla da ilgisi yoktur. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31