Siyaset sahnesinde popülizmin en geçerli kural olduğu bir ülkede “siyasette sorumluluk”tan söz etmek herhalde çok yavan kaçar… Ama ben bugün yine de siyasette sorumluluğun yaşamsal önemini irdeleyeceğim.
  

Çünkü, siyasete sorumluluk duygusunun egemen olmadığı sürece içine sürüklendiğimiz bataklıktan çıkamayacağımız ve giderek bu bataklık içinde mahvolacağımız gerçeğini hiçbirimiz görmezlikten gelemeyiz.
  

Bugün içine girdiğimiz çıkmazların tek nedeni, zamanında siyasetçilerin sorumluluk duygusuyla hareket etmemesidir.
  

Acı olan şu ki, bin bir türlü sorunla boğuştuğumuz bugünün siyasetçilerine baktığımızda bile, o özlenen sorumluluk duygusunun izine hâlâ rastlayamıyoruz.
  

Günü kurtarabilme adına, halka şirin görünüp oyları ve seçim sandığını garantileyebilme hırsıyla alınan kararlar ve geçirilen yasalar, en sonunda bizi bugünün başa çıkılması zor sorunlarıyla baş başa bıraktı.
  

Sorumsuzluk duygusuyla yapılan yanlışları düzeltmek ve telafi etmek için ciddi ve bedeli ağır reformlara ihtiyaç vardır. Rahatlığa ve sınırsız özgürlüklere alıştırılmış olan zümreler bu reformlara karşı çıkınca, ülke de baştanbaşa ana baba gününe döndü. Refah yolundan dönmek, refah yolunu yürümek kadar kolay değildir.
     *       *      *    
  

Hiç geçirilmemesi gereken yasalar ve alınan kararlar yüzünden ortaya çıkan olumsuzluklar, Türkiye’den akıtılan paralarla bir dereceye kadar yıllar boyu yapay biçimde etkisizleştirildi. Ama Ankara musluğu kısınca ve musluktan idareli akıtılan kaynaklara sıkı denetim getirilince, sürdürülemez durumumuz kafamıza dank etti.
  

Etti etmesine de, siyasi sorumsuzlukta hala diretilmesi, popülizmin siyasetçi genlerine işediğinin kanıtı oluyor. 
  

Yıllarca bütün uğraşların çocuklarımıza daha mutlu ve güvenli bir gelecek sağlamak adına verildiği öne sürüldü.
  

Ama şimdi yeni nesil olarak yetişen çocuklarımızın karşı karşıya bırakıldığı ciddi sorunlar, o büyük toplumsal yalanımızı da yüzümüze vurdu. Demek verilen uğraşlar çocuklarımızın parlak geleceği için değil, günübirlik, sahte ve bireysel mutluluklar içindi.
  

Değil mi ama?.. Madem ki bütün uğraşlar çocuklarımız içindi, öyleyse çocuklarımız niye şimdi işsizlik, belirsizlik, düzensizlik, umutsuzluk gibi sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyorlar?.
     *      *      *
  

“Evdeki hesap çarşıya uymadı” demagojisine de sığınamayız. Çünkü evdeki hesabı çarşıya göre değil, hep zülfiyare göre yaptık.
  

Çocuklarımızın geleceğini kurtarma iddiasında dürüst olsaydık, her şeyden önce siyaset dünyasına sorumluluk getirirdik. Çağdaş yasalarla hatta anayasayla belirlenen öylesine bir sorumluluk olmalıydı ki bu, siyasetçi, popülizm yapma fırsatını hiç bulamayacaktı. Siyasetçi yasalara rağmen popülizmi denese bile bunun cezasını görmeliydi.
  

Devletin kaynaklarını kurutan, sistemsizliği kurumsallaştıran politikacıların kimlikleri, geçirdikleri yasaların ve aldıkları kararların altına attıkları imzalar sayesinde bellidir. Sanıkları belli olan bu suçların hiçbiri de küçümsenemez. Ama hani sorumlulardan hesap sorulabiliyor mu?..
  

Eğer politikacı, geçmiş yanlışlarının hesabını verebileceği çağdaş bir demokrasi ve hukuk düzeninde icraat yaptığını hissedebilirse, işte o zaman siyaset sahnemize sorumluluk gelir. Siyasi sorumluluğun olduğu yerde de huzur, güven, refah ve istikrar olur.    

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31