Gitgide  KKTC’i  mihver ülke konumuna soktuk!  Dışındaki tüm olayların  da  seyyareler gibi etrafında dönmekte olduğu kanaatine varır olduk!

Hayra alamet bir  “saplantı”  değil.  Eğer böyle devam edersek klinik vaka olacağız!

Tabi,  kabul  ediyoruz.  Şunun şurasında üç bin kilometre karelik bir coğrafyada yaşıyoruz.  Ha Mağusa hisarları içinde Namık Kemal gibi kalebent olmuşuz ha nefes alamayacak kadar şu kadar karelik coğrafyaya sıkışmışız! Bir tarafımız deniz bir tarafınız Rum’un Güney’i!  Yıl üç altmış beş gün,   “dön baba dönelim hacılara gidelim” den ötesi yok!  Ve Kıbrıslıca deyimiyle   “haçana bir şu kadarcık toprak parçasında dönüp duracağız?  Adam çıldırır!

NİTEKİM ONLAR ÇILDIRIYORLAR:   Döne döne dönmüş başlarıyla artık Kuzey Kıbrıs’ı,  üzerinde tek yabancı sineğin bile uçmasına izinlerinin  olmadığı bir aidiyet duygusuna soktular!.   

Öyle de oldu muydu sorguluyorlar:  “Ne işleri vardır aramızda?  Çekip gitsinler!”  Çekip gitmelerini istedikleri   “Kuzey Kıbrıs”ı bizimle paylaşmalarından hiç de memnun olmadıkları   Türkiyeliler! 

Önceleri   “cehaletlerinden dolayı  kültür yozlaşması yarattılar”  dedilerdi.  Sonra   “bizim olması gereken topraklarımızı,  evlerimizi,  köylerimizi kısaca mülkümüzü  elimizden aldılar”  demeye başladılardı… 

Ve daha sonra  baktılar ki çekip gideceklerine beterince çoğalıyorlar,  bu kez de   “nafakamıza ortak oluyorlar,  kısmetimizi kesiyorlar”  dediler… 

Gelişleriyle yoğunlaşmalarını önleyemediklerinde de  “Türkiye”ye yüklendiler.  “Gideceklerse  tümden Türkiye ile  gitmelidirler”  dediler.  Hem de askeri ile birlikte!

VE YENİ BİR  SİYASİ TAVIR ORTAYA KONDU:   Adı  “Kıbrıslılık!”  Dolayısıyle   Rum’u da   bu   efkârları içine koydular ki   “Kıbrıslılık” bütünselliğe kavuşsun!

Ve dediler ki   “eğer çözüm olacaksa eskiden  olduğu gibi  Türkler’le Rumlar’ın birlikte yaşadıkları o eski yıllarda olduğu gibi yeniden Birleşik Kıbrıs’ı tesis etmeliyiz.”

O zaman ne  “Türkiye ile Türkiyeli”  kavramları etrafında gelişen   1974 sonrası  Kıbrıs Türk halkı yapılanmasının Kuzey’deki var oluşunun siyasi ve sosyo ekonomik anlamı kaldı ne de  Lider Denktaş’ın  ilan ettiği   KKTC’nin tarihi  hükmü kaldı…

Yeşertilen yeni siyaset   “federal birleşik Kıbrıs”  oldu.  Tabi her federalizmin iki kanadı olacak birisini de  Güney’deki Rum’a taktılar!   Ancak:

***

ANCAK PARÇALANIYORUZ

Şimdi yapısal harsımızı bozdular diyerek hiddet ve şiddetle ayağa kalkanların,  bakın artık içinden çıkılamayacak kadar  çetrefil hale soktukları şu   Kıbrıs siyasetine.

BİR:  Devletine inananlar:  Bir halkın sahip olacağı son mertebe diyoruz.  Hangi etnik halk topluluğu  “devlet”  olmak istemez ki?  Terörü de kapsamına alan Türkiye’nin Kürt’ü bu mücadeleyi sürdürmüyor mu?  Kısaca var mı özgürlük ve egemenliğin şahikasına ulaşılmasında  Devlet gibisi.

İKİ:  Federalizme inananlar:  Sonradan kapsama alanına  “yeniden birleşik Kıbrıs”ı   da koydular.  Hem de artık  AB’de Belçika’dan gayrısının kalmadığı,  onun  da  bir gün ayrılacağı gerçeklerinin  yaşanmakta olduğunun tartışmalarında...   Yani Rum’la Türk’ü yeniden Kıbrıs’ı paylaşan sahipleri olarak bir anlaşma ile statüleştirmek isteyenler bu safta toplandılar. 

ÜÇ:  Federalizmi de aşan siyasi tutumda  “Türk-Rum”  gibi etnik ayrılıkları  kabul etmeyenlerin   salt  “Kıbrıslılık”   efkârında yaratmayı ön gördükleri  yeni   “birleşik Kıbrıs!”

***

BU PARÇA KÖRÇE GÖRÜŞLERLE KENDİMİZİ YÖNETEMEYİZ.

Gene eski iddiaya geldik.  Ulusal davalarda  “demokratik ve kişi hak özgürlüklerine dayalı  siyasi tutumlar furyası olmaz!  Kimseler ortalara atılıp  “benim görüşüm budur”  diyerek etrafına topladığı üç beş yandaşla ulusların kader saptamasına da soyunamaz! 

Ne var ki  yarattığımız türlü çeşitli çözüm alternatifleri politikalarında parça körçe olurken,  artık Kıbrıs siyasi sorununu böylesi bir karmaşaya soktuk. 

Bir yanda  “Devletten”  yanayım diyen müzakereci Eroğlu ve ona desteğini veren mesela UBP ile tutun ki  Serdar Denktaş’lı  DP ve Avcı’lı ÖRP’le ötesi yandaş STÖ’leri…

Ötede tümden   “muhalefet”  olarak işaretlediklerimiz.  Kimileri Federasyondan yana kimileri Birleşik Kıbrıs’tan.   Ve bunları da yeterli bulmayanların  “Tek vatan tek devlet Kıbrıs”la   Kıbrıslılık hayalleri! 

KESİMLLER BİR YERE GELEMİYOR:   Herkes kendi yolunun yolcusu olmak istiyor.  Ve  tabi ki  kaçınılmaz sonun ortamlarını hazırlıyorlar.  Nitekim şu anda da dünyaya yansıyan profilimiz   “Kıbrıs Türk halkının kendini yönetme zafiyeti içinde olduğudur.”  Eğer siyasi görüşler  anarşist eylemlere dönüşmüyorsa tutun ki hâlâ  “çek git”  dedikleri o  “askerden”  dolayıdır!

Ha,   sonumuz mu?    Hep söylediğimiz gibi.  Gün gelir,  resmen,  ya Türkiye yönetir bizi ya Güney’in Rum’u.   Tabi o zaman da Güney Kuzey  kalmaz!   Bakalım gayri,  sonumuz ne ola!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31