İcraat dediğin hizmettir.

Demokratik ülke yönetimlerinde hizmet, halkın genelinin mutluluğu ve huzuru için çalışıp, halkın huzurunu kaçıran eylem ve uygulamaların daha iyiye, güzele ve çağdaşa doğru iyileştirmektir.

Demokratik hükümetlerin icraatı, ayrımcı olamaz.

Din, dil, mezhep, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim, siyasal görüş veya herhangi başka bir konuda yapılan hizmetler, başkalarını rencide edemez. Yasalar ve anayasalar bağlayıcı olup, kişilere göre uygulamada veya uygulatmada farklılık arz edemez.

Hükümeti yönetmek üzere seçilerek iş başına geçen kişi veya gruplar da tutum ve davranışlarına özellikle dikkat eder. Halkı rahatsız edecek, umutsuzluğa sürükleyecek, dışlanmış hissettirecek veya haklarını gerilemiş hissettirecek tutum ve davranışlardan özellikle kaçınmalıdırlar. Aksi takdirde halk seçilenlerin, hizmet vermek için değil, kendi yaşamlarını veya hayat kalitelerini bireysel olarak daha iyiye taşımak amacı ile bir yarışa girdiklerini düşünerek, kendilerini de kullanılmış hissederler.

***

Şimdi dilerseniz sadece yazmış olduğum bu daracık kapsama göre bile kendi hükümetimizin durumunu irdeleyelim: Bizim hükümetimiz ayrımcıdır.

Dine dayalı ayrımcılık yapar. Mezhep ayrımcılığı had safhadadır.

Normal zamanlarda halka yemek dağıtmayan, sofralar kurdurtmayan, karın doyurmaya veya sosyal hizmet adı altında yemek ve erzak dağıtmaktan son derece çekimser ve yetersiz kalan hükümet, sünni Müslümanların oruç ayı olan ramazanda sofralar kurdurup, yemekler dağıtır, dağıtılmasına olanak yaratır, mekân sağlar. Sadece hükümet değil, aynı zamanda hükümet yetkilileri de bu davranışı tekrarlar. Oysa yine Müslüman olarak anılan Aleviler için benzer bir seferberliğe girilmediği gibi, başka dinlerin mensupları için de aynı hareket yapılmaz, yaptırılmaz.

Cinsiyete ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılık da had safhadadır.

Devlet işlerinde ve günlük yaşamda, yasalarda ve hukuka göre tasarlanan hiçbir alanda, okulda, çalışma yaşamında ve her yerde cinsiyete ve cinsel yönelime göre ayrımcılık yapılır. Hatta ayrımcılığın olmaması için mücadele veren kişi ve örgütlere marjinal muamelesi yaparak ataerkil anlayışın egemen görüş ve uygulamalarına göre baskı altına alınırlar.

Irka dayalı ayrımcılık vardır.

Biyolojik farklılıkların kültürel veya bireysel meseleleri de tayin etmesi gerektiğine ve doğal sebeplerle bir ırkın (çoğunlukla kendi ırkının) diğerlerinden üstün olduğuna ve diğerlerine hükmetmeye hakkı olduğuna yönelik yoğun bir inanç var. Kendi etnik kültür değerlerini tek kriter olarak belirleyen bu bakış açısına sahip hükümet, belli ki farklı olanlardan korkar. Irklar arasındaki birleşmelere ve ilişkilere de karşıdır. Bu şekilde sosyal ayrımcılık adeta temel ilke kabul edilir.

Siyasal görüşe dayalı ayrımcılık yapılıyor.

Kendilerinden olmayan, kendileri gibi düşünmeyen ve kendi partilerine, hatta bizzat kendilerine oy vermemiş olanları dışlayıp baskı altında tutmak üzerine bir alışkanlıkları da vardır.

***

Ey hükümet edenler!

Demokratik meşruiyet sadece seçilmek değildir.

Demokratik seçimler ile gelmiş bir hükümet, ülke genelinde mal ve can güvenliğini sağlayacak önlemleri alamıyorsa; Güvenlik bürokrasisini etkin bir şekilde çalıştıramıyorsa; Siyasi endişeler ile demokrasinin, güvenlik bürokrasisinin, eşit ve sosyal anlayıştaki her türlü hizmetin etkin bir şekilde çalışmasını istemezse veya engellerse; İç savaş koşullarının doğması veya iç savaş koşullarının doğma tehdidinin ortaya çıkarırsa, O hükümetin meşruluğu ortadan kalkar.

Huuuu!

Bu noktada vatandaş can ve mal güvenliğini korumak için meşru müdafaa konumuna geçer. Konuşur, saldırganlaşır, eleştirir erken seçim söylemlerini artırır… Bu noktada yapılacak en doğru şey, gönül rızası ile demokratik hizmeti başaramayıp, hükümet edemediğini kabul ederek özür mahiyetinde geri ekilmektir. Hatta seçimlere bile bir dönem katılmamaktır.

Ancak bu şekilde halk da başarısızlığı ilan edilenler de onların partileri de onurlarını kurtarırlar.

Siz onurunuzu kurtaracak kadar dürüst ve cesaretli misiniz acaba beyler?

Demokratik seçimler ile iktidara gelen partinin demokratik seçimler ile iktidardan ayrılmayı kabul etmesi, demokratik meşruluğu açısından olmaz ise olmazdır. Bir siyasal iktidarın bazı siyasal tasarruflar ile kendi eli ile demokratik meşruluğunu ortadan kaldırması mümkündür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31