Belki de tarihimizde toplumun en fazla tepki vermesi gereken dönemden geçiyoruz…

Çağlar boyu hiç olmadığı kadar, gerek kültürel gerekse de etik değerlerin yerlerde süründüğü bir dönemi yaşıyoruz.

Ülkenin çoğu yabancılaşırken, kalanlar arasında da korkunç bir sevgi ve saygı eksikliği hakim...

Sistem kumdan kale gibi, sanki bir tekmede uçup gidecek...

Sosyal nefes almaktan korkar olduk…

Nerdeyse boğuluyor gibiyiz.

Kolumuzu kaldıracak mecalimiz, söz söyleyecek takatimiz kalmamış.

Toplumsal “bunalım” içerisindeyiz...

Dönüşü olamayan bir yolda ve karanlıkta sessiz bir yürüyüş yapar gibi herkes...

Siyasilerin “koltuk kavgasının” dışında, muhalefet departmanı kapanmış gibi...

Emekçi ve aydın kesim ciddi anlamda tepki ortaya koyamıyor…

Bunca rezilliğe rağmen en küçük bir sivil itaatsizlik yok.

Aslında bu tepkisizliği ve buna bağlı olarak adaleti doğru kavrayabilmemiz ve açıklayabilmemiz gerekiyor.

Çoğu zaman siyasetin uçlara savrulmasından “hoşnut” değiliz ama hiç olmazsa o uçlarda daha fazla idealin olduğunu kabul etmeliyiz.

İdealleri sembollerle anmaktan başka bir şey yapmadığımız bu dönemde, dibine kadar “etkisizleşme” yaşıyoruz.

Hiç olmazsa bu dönemlerde toplumun sivil etkenlerinin yükselmesini bekleriz ama ne yazık ki onlarda sisteme ayak uydurmuş durumda.

Bu duyarsızlaşma ile “egemen statüko” anlayışı yükselirken, aynı zamanda da meşrulaşıyor...

Güçlü olan istediğini yapıyor, üstelikte yanına da “kar” kalıyor.

Medyada kendi “kar” kaynaklarını gözeterek imaj yitiren siyasete ve düzene koltuk değneği oluyor.

Yine de as olan kişisel duruş mudur diye düşünüyorum...

Çok basit örneklemeler bu düşüncemi güçlü kılabiliyor...

Çalıştığınız yerde haksızlığa uğrayan bir kişinin yanında ne kadar duruyorsunuz veya çekinmeden doğrudan yana ne kadar tavır koyuyorsunuz?

Patronunuza söylediğiniz yalanlar doğrulardan ne kadar daha azdır?

İşteki başarınızın ne kadarı size aittir?

Başarısızlığınızı sorgulayıp, hatalarınızdan ne kadar ders çıkartıyorsunuz?

Kişisel beklentilerinizin dışında toplu kazanımlara katkınız ne kadardır?

Görmedim, duymadım ve konuşmadım gibi çağdışı ancak günümüzde en moda olan bu davranışlar ne yazık ki toplumsal duyarsızlığın daniskasıdır...

Dış etmenlerden hiç bir zaman kurtulamadığımız bu ülkede, iç etmenleri asla sağlıklı tutamayız.

Ben de bilmez miyim tertemiz idealleri yazmayı...

Ben de bilmez miyim nehirleri, denizleri, ormanları yaşamayı...

Ben de bilmez miyim dünyanın güzelliklerini görmeyi...

Görmez miyim açan badem çiçeklerini ve çiğden ıslanmış zümrüt yeşili yaprağını…

Evet görüyorum…

Hem de sizden daha iyi görüyorum, yitirdiğimiz ülkem ve dünya değerlerini...

Sayenizde bu genç yaşta kaygım çocuğumun ilerideki geleceğindendir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31