Benim de adresim olan, Ortaköy’ün Kitapçı Lütfi Bey Sokağı’nda, geçen akşam saat 18.00 sıralarında elektrik birdenbire kesildi. Sokağın her evindeki insanlar bunu önce genel bir kesinti sandılar. Ama baktılar ki, ön ve arka komşularının ışığı yanıyor. “Ola ki evdeki sistemin sigortası atmıştır” diye elektrik dolaplarını açıp baktılar. Hayır; sigortalar tamamdı… Komşular, sokak boyunca aynı sıradaki evlerin tümünün elektriğinin kesildiğini anlamakta gecikmediler. 10 dakika içinde Elektrik Kurumu’nun acil telefonuna başvuruldu ve oradaki nöbetçi görevliden olayın nedeni öğrenildi. Dikkatsiz bir kamyon sürücüsü sokağa enerji akımını ulaştıran elektrik kablosunu çarpıp kopartmış. Tamiratın kısa sürede yapılacağının sözü de verildi. O sırada elektrik mühendisi bir dostumla konuştum. Bu tür bir arızanın ekibin olay yerine varmasından sonra en çok 15–20 dakikada giderilebileceğini söyledi. 
   Elektrik Kurumu’ndaki nöbetçi görevlinin verdiği güvence üzerine, mevsimin en soğuk kış gecesinde, karanlıklar içinde bir bekleyiş başladı. Zaman akıp gidiyor ama nedeni saptanmış olan tamirat yapılmıyordu. Sabırlar taşıyordu… Rahatsızlığı büyüyen sokak sakinleri tamiratın ne zaman yapılacağını öğrenmek için kurumun acil numarasını yeniden aramaya başladılar. Telefon sürekli meşgul… Meşgul olmadığında da açılmıyor… Komşuların bazıları beni aradılar. “Gazetecisin, bir şeyler yapamaz mısın?” diye soruyorlar.
   Ne yapabilirdim? Ben de başladım mum ışığında o acil telefon numarasını aramaya… Defalarca aradım… Her seferinde meşgul… Meşgul çıkmadığında da çalan telefona yanıt veren yok. Saat 22.00 dolayıydı… Asabım gittikçe bozularak o numarayı en az 50 kez durmamacasına tuşladım. Ne zaman yanıt alabileceğimin testine giriştim. En sonunda nöbetçi görevli, ısrarıma dayanamayarak sakin sesiyle telefonu açtı. “Kardeşim niye yanıt vermiyorsunuz telefona? Orada ne için oturuyorsunuz?” diye sorduğumda; “Hangi bir telefona cevap vereyim, burada yapayalnızım” yanıtını verdi. “Bu sokağın insanlarının hali ne olacak, saatlerdir karanlıktayız?” diye ikinci sorumu sorduğumda “Ekibimiz Dikmen’deki arızayla meşgul. İşleri bitince sizin sokağa yönlendireceğim” dedi… Ve bizim arızanın dikkatsiz bir kamyon sürücüsünün kabloyu kopartmasından kaynaklandığını bir kez daha açıkladı.
   Yine gerginlik içinde ve karanlıkta bekleyiş… En sonunda arızaya müdahale edildi ve saat 23.00’te, yani tam 5 saat sonra, Kitapçı Lütfi Bey Sokağı’na elektrik akımı verilebildi.
     *       *       *
   Şimdi bu olay üzerinde olumlu bir yorum yapabilmenin olanağı var mı? Elektrikten yana sıkıntısı olan kurum abonelerinin telefonlarına yanıt verilmemesi başlı başına saygısızlıktır. Acil telefonun başındaki görevli, o görevi için, abonelerin yatırdığı paralardan ödenmektedir. Her telefona yanıt vermekle yükümlüdür. Oraya tek başına oturtulmuşsa ve yoruluyorsa, bu görev düzenlemesi, vatandaşların sorunu değildir. Kaldı ki, telefonlara bilinçli olarak yanıt verilmediği, gün gibi ortada. Bir telefon saatler boyu meşgul olabilir mi? Ya açık tutuluyor telefon, ya da görevli başka amaçlar için o acil telefonu kullanmaktadır. Telefon meşgulken vatandaşın şikâyetini yansıtacağı bir kayıt sistemi kurulamaz mı? Kaldı ki defalarca çaldığı halde telefona yanıt da verilmiyor.
   15–20 dakikada giderilebilecek bir arızanın 5 saat sürdürülerek insanların canının yakılması insaf ölçülerine de sığmaz. Halktan toplanan paralarla kurulan bir “Skala” sisteminden söz edilir. Bu sistem arızaları anında adresiyle göstermekte ve arızalara erken müdahale edilmesini sağlamaktaymış!.. “Skala” denen sistemin aslında palavra olduğu bir kez daha belgelenmiş oluyor, vatandaşların ödediği maddi ve manevi bedeller pahasına…  
   Sorumsuzların elektrik şebekesine vermekte oldukları zararların hesabı hiç sorulmayacak mı? Kimi içkili, kimi esrarlı, kimi dikkatsiz nice sürücü her gün, her saat canavarca kullandıkları araçlarla şebekeye yükletiyor; direkleri deviriyor, kabloları kopartıyor ve bunun maddi–manevi bedelini ödemek vatandaşa düşüyor. Dikkat ediniz, yollarda trafik kazaları sırasında devrilmiş ve yerine yenisinin konulmadığı kaç tane elektik direği var. Elektrik Kurumu’nun bu şebeke yıkımlarıyla ilgili açıklamasının ne olacağını doğrusu merak ediyorum. Yoksa şebekeye verilen ve halkı her gün biraz daha ışıksız bir kente mahkûm eden bu zararlar, yapanların yanına kâr mı kalıyor?..    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31