Sol politika, aslında bir düşünce merkezidir. Ünlü örnektir, Almanya’da sol parti; Marx’ın Komünist manifesto’yu yayınlamasından, nerde ise yirmi sene sonra kurulmuştur. Ama bu özellik, solcuları habire teorik şeyler tartışan, yığınla ayrıntı içinde boğulan insanlar olarak algılanmasına neden olmuştur! Zira, o kadar çok isim, değişik “izm” vesaire zikredilir ki bu konulara ilgi duymak zorunda olmayan, normal okur, bunalır, kalır… Bu yazının da o hale düşmemesine çalışacağım! Umarım başarırım…

“Solun Güçbirliği” lâfının, sebebi nedir? Elbette solun bölünmüş olması! Marx öncesi Ütopik Sosyalist görüşler, bugün gündemde değildir. Çağdaşı Anarşizm, halâ sağdan soldan uç verir! Ama bölündüğü iddia edilen nedir? Ve neden bölünmüştür?

Klâsik sol düşünce, toplumun ilerlemesinin de pozitif bilimlerde olduğu gibi, belirli değişim yasalarına bağlı olduğunu ileri sürer. Suyun kaynaması gibi, toplumun değişmesinin de nicel ve nitel koşulları vardır! İlk 99 derece ısı olmazsa, su kaynamaz! Bu, nicel değişmedir. Ama en son eklenen 1 derece harekete geçmediği sürece, su gene kaynamaz! Buna da “nitel” değişme denir. Solun bölünmesinin asıl sebebi de bu konu hakkındaki görüş farklıklarıdır! Toplum içinde ilk 99 derecenin, koşullara bağlı olarak, kendiliğinden geliştiği düşünülür! Ama en son eklenecek olan o 1 derece, “iradeye bağlıdır”! Bu iradeyi abartanlar, sadece irade ile toplumun ilerletebileceğini sananlar da vardır; zaten kendiliğinden gelişeceğine göre, iradeyi hiç işe karıştırmamayı savunanlar da! Ve “çürüyen ağaç bile, itmezsen devrilmez” diyenler de…

Birinci Dünya Savaşı koşullarında, bu son görüşü savunanlar ile, “irade önemsizdir” diyenler, ayrıldı… Birincilere Bolşevikler dediler, ikincilere de Sosyal Demokratlar… Kavga, Marx’ın kurduğu 2. Enternasyonal’de oldu… Bolşevikler, örgütü Sosyal Demokratlar’a bırakıp, ayrıldılar…

O günden sonra ilk defa bu iki görüşün iş birliği yapması çağrısı, 1930’ların sonunda, Bulgar Georgi Dimitrov’dan geldi! Yükselen faşizme karşı, birleşik bir cephe kurulması öneriliyordu! Bu birlik, Fransa hariç, hiçbir yerde kurulamadı! Orda da bir işe yaramadı… Çünkü, sonradan başkan olan sosyalist Mitterant bile gidip, işbirlikçi Vichy Hükümeti’ne biat etti! Savaşın sonuna doğru Bulgaristan’da kurulan Halk Cephesi de komünistlerin, sosyal demokratları yok etmesiyle sonuçlandı! 1070’lerde Fransa’da tekrar kurulan “Solun Güçbirliği” eylemi de gene sosyalistlerin başkanlığı ve hükümeti ele geçirmesi ama Avrupa’daki nerdeyse en güçlü komünist partinin de yok olmasına sebep oldu! Yâni, tarihte hayırla biten böyle bir “güç birliği”, nerdeyse yoktur. Çünkü, herkes de kendine sol demektedir ama herbirine göre, öteki sol değildir ve hedef şaşırtarak, düzenin devam etmesine başlıca yardımcıdır…

Bizde değil! Dünyada! İşin dibacesi budur…

Bunu bilmeyenler, her sıkışık dönemde, kendini sol diye tanımlayan grupların, partilerin, merkezlerin; toplanıp sağın üstüne gitmesini bekler ve hüsrana uğrar! Yapamazlar! Çünkü aralarındaki fark, politik değil, felsefidir…

Görev, seçmenindir… Herkesin ne dediğini iyice dinleyip anlayacak ve ya birine, ya ötekine destek verecektir! Yoksa sol, ne dediği anlaşılmaz bir çevre olarak kalmaya mahkûm oldu, oluyor, olacak… Olmayacak duaya amin demenin, sonucudur bu!

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31