Sol, yön olarak yalnızca sola doğru yürümekten ibaret değildir, keza sağ minvalde böyle açıklanamaz, zira aleni bir şekilde bu ‘ayakla siyaset yapmak’ olur ki, Sol, fikrin ve düşüncenin hizasıdır, bazen siz yolunuzda yürürsünüz ve fakat Sol sizinle beraber gitmediği için, yolunuzdan değilse bile Sol’unuzdan sapmışsınız demektir ve yoldan çıkmaktan daha kötüdür Soldan çıkmak.
   
Sol için tarih boyunca denilmiştir ki, bütün yanlış tanımlamaların dışında, var olan düzeni değiştirmek, bilhassa iktidarı devirmek, var olan tüm gelenekçi yapıyı kırmak ve yerine yenisi koymaktır ki, Sol, elbette ki yol olarak yalnızca bu demek değildir. Çünkü yoldan çıkmış olan her şey için Sol insani olarak bişey demektir, fakat yoldan çıkan daima yoldur, Sol daima Soldur ve yerinde durmaktadır; fakat ne zaman yolcularının elinde yolundan çıksa Sol, yola istikamet ayarlamaya çalışanlara değil de Sol’a sataşılır ki, üzgüncedir. O alaka ki, Sol daima tertemizdir, Sol hala yerinde ve akabinde adam gibi de durmaktadır, Sol hala ve daha umuttur, bütün mesele Solu Soldan çıkarıp yanlış Sola saptıranlardır, bizse daima yolundan sapanları Solmuş gibi sandığımızdan olur ki; aslında kızılacak olan Sol değil, yolundan saptıranlardır. Çünkü devrimle resmi tamamlayacak olan Sol için, karşı durduğu-muhalefet olduğu tüm yapının taşlarını tutan iktidar, tehlikelidir ve bu bahiste Solun, dünyanın her yerinde iktidarla bişeyler değiştirmesi mümkün değildir, çünkü Sol, ‘ayakla siyaset yapmaz’ ve bir fikrin ve düşüncenin hizasıdır. Bu da adını kitle ya da halk, birey ya da insan, toplum ya da topluluk ne derseniz deyiniz; hep birlikte bilinçlenmesiyle olacaktır. (Bu bilinç lafı bazen benim de canımı fena halde sıkmaktadır, her şeyin eğitimle şart olacağını düşünenlere de karşıyım, karşısındayım; çünkü bazen karşındakine ‘anlatamadığın’ durumlar için ve ‘anlayamadığı’ için onu sadece ‘anlamak’ durumun vardır, bu ise salt bir bilinçle elde edilemez, bunun için ‘toptan’ ve ‘külliyen’ bir değişim gereklidir, toptan ve külliyen zordur ve arada insan bulunduğu için, Sol daima daha zordur, hele iktidardaki bir Sol, bazen hepsinden daha zordur. Yıkılamaz bir bağnazlıkta Sol, bütün tarih kitaplarında vardır ve ezcümle Solu inciten, yoldan ziyade, Solu incitenlerdir.)
   
İşte bu yüzden Karl Marx  ‘Tarihte ne olmuşsa zaten öyle olması gerektiği/başka türlü olamayacağı için olmuştur’ sözünü söylemiştir.  Marx, böyle söylediği için de böyle olmamıştır ama, Marx öyle bir çelişkiyi ve karşıtlığı yan yana koymuştur ki, çoğu zaman kendisi bile arada kalmıştır. Zira Rusya’da Ekim Devrimi’nde Lenin, devrim ve halk için bir Sosyalist Rusya yaratmıştır ama, asla Marksist bir sistemi tam olarak oturtamamıştır. Çünkü Sol için en tehlikelisi ‘tepeden inmedir’, tıpkı ‘ayakla siyaset yapmak’ gibidir, Rusya’nın dörtte üçünün ‘devrimden’ ve ‘marksizmden’ haberi yokken, iktidarı Sol eline almıştır fakat sistem hiçbir zaman tam olarak işleyememiştir. Ve Atilla İlhan’ın dediği gibi, Yirminci yüzyılın en büyük iki yanılgısından biri ortaya çıkmıştır: ‘Leninizm’i Marksizm sanmak’.  Bu yüzden bazı aklı selim sağ cenahın ‘Komünizm Rusya’da bitti, bu sistem yanlıştır’ demelerinin de yanlışlığı yine buradadır, Sol daima yerindedir, aynıdır, ve Marks’ın söylediği gibi ‘öyle olması gerektiği için olmuştur’ ve hala Sol uygulanamamıştır, yarım kalmıştır, çünkü yöntem ya da yolda sürekli ‘hata’ yapılmıştır.
   
Çünkü bazen halk için devrim sizin tam da sandığınızın zıddında halka rağmen olabilir ve Sol için içler acısıdır. Che Küba’da devrime ulaşıp Solu iktidara getirdikten sonra Sanayi Bakanlığı’ndaki koltuğunu bırakıp yeniden dağlara çıkmıştır. Ve Fidel’e yazdığı 1 Nisan 1965 tarihli mektupta ‘Burada en parlak umutlarımı ve beni oğlu gibi benimsemiş bir halkı bırakıyorum’ diyordu. Peki, neden Che nihai hedefe ulaştığı halde, makamını ve yetkilerini bırakıp ‘ Dünyanın başka halklarına yardıma’ gidiyordu. Sol, enternasyonal düşünmek miydi acaba, yalnızca kendi halkını değil başka halkları da düşünmek miydi? Yoksa hep iktidara karşı savaştıktan sonra kendini aniden ve tam da iktidarın tepesinde, yeni bir iktidar halinde bulduğu için mi? Devrim sürekli ve kesintisiz olması gerektiği için mi acaba? Yoksa kırk sene sonrasının Küba’sını gördüğü için mi? Che, Rusları hiç sevmemişti ve onları ters yüz edilmiş Amerikalılar olarak görüyordu. Küba’nın Sovyet desteğinde bir tarım ülkesi olarak kalmasına razı olmadığından mı yoksa Küba’nın kendi ayakları üstünde durmayı beceremezse Sovyetler’e bağımlılıktan asla kurtulamayacağını gördüğü için mi? Devrimden evvel kumar ve fuhuşla beslenen, Amerika’nın ‘arka bahçesi’ olan Küba’nın çürümüş yapısını değiştirmek için Batista rejimini yıkmamış mıydı?  Peki, yıkılan rejimden sonra, şimdi adı yalnızca Sol olan Küba için, Che’nin öngördüklerinden değişen ne kalmıştı ki? Che ölümüne varacağı Bolivya Dağlarına kadar neden yürümüştü, devrimin ve Sol’un yürümek, daha yürümek, hep yürümek olduğu için mi? Başka halkların, başka insanların ‘kurtuluşu’ sağlanmadan kendi ‘halkının’ yazgısının ve bu ‘sistemin’ aslında hiçbir zaman değişmeyeceğini bildiği için mi?
   
Sistem öngördüğü ve istediği şekillerde Sol’u içine alır, Sol’a bazı haklar verir ve Sol bu ‘özgürlük’ ve ‘değişim’ içinde ilerler. Özgürsünüz, ama bu kadar alan içinde. Şimdi oynayabilirsiniz. Bizler, hepimiz, yazarak, kimileri siyaset yaparak, kimileri nutuklar atarak, kimileri tutuklanarak ya da öldürülerek, kimi de sürgüne gönderilerek. Ve fakat değişmeyen bir şey vardır, sistemin ilelebet ve payidar muhafazası. Bu payidar yapı içinde, insan/kitle/toplum/birey bu oyunu oynar ve bunun dışına çıkamaz.  O yüzden Solu nereye koyarsanız koyun, ister bir partiyle iktidara getiriniz, ister dağlarda silahlı mücadeleyle, isterse bir sınıfın başka bir sınıfı yenmesiyle, bu muhafazakâr yapı ve onun ürünleri değişmediği müddetçe Sol’a kızmayacaksınız. Sol, daima bu oyuna gelmiştir ve bazen bizler de, bütün bu Sol’un içinde görülen Yol’u Solcu sanmışızdır. Henüz Sol dünyanın hiçbir yerinde iktidarı ele almamıştır ve aldığında da göreceksiniz, asla dün ve bugün yazıldığı gibi olmayacaktır yarın.
   
Ve elbette her türlü yanlış anlaşılmaya karşı bir parantez açmalıyım ki, Che, Denizler, Mahirler, Ulaşlar, onlar bütün bu Sol’u da aşmışlardır, Sol’un da dışındadırlar, hem teoride hem de pratikte, kahramandırlar, ve bazen yanlış anlaşılmak ya da hiç anlaşılamamak Sol’un başka bir içler acısıdır, bu parantez burada kapanmalıyken. 
   
Ülkem Solu için ise durum daha da vahimdir, ve en baştan beri Sol’dan uzak ve yalnızca Sola doğru adım attığı için Solmuş gibi görünmektedir. Belki de bazı Sol, yalnızca muhalefet yapmak zorundadır, bu da acıdır, fakat yalnızca fikrini, düşüncesini, ideolojisini değil fiyakasını da bozmaktadır ki, CTP uzun yıllar boyunca ‘ütopik bir umut’ ve ‘hayal’ iken iktidara düştüğü andan itibaren, Sol adına Solcuların eliyle Solu tüketmiştir. Şimdi seçim sonuçlarında bu kadar üzülmeye gerek yok, niye bu kadar anlayamıyorlar ben anlayamıyorum zira ne ekersen bizatihi onu biçerler sana.  Eğer sizler, bir evvel ki iktidarın ve fikrin hizasında ‘aynı söylemleri’ söylerseniz, sizin de tek güvenceniz ve umudunuz ‘Ankara’ olursa, neden yer değiştirdiniz? Yoksa biraz komplo biraz çelişki al sana siyaset, bunların hepsi için bilinçli bir siyasi kazanın mı sebebisiniz? CTP’nin adının önüne ya da arkasına bir isim gerekli midir, Birleşik Güçler ne demektir, ve Sol için en büyük birleşik güç halk değil midir? Çünkü siyasette ayak yapanlar, sırf pastadan pay almak ve kim güçlüyse onun yanında olmak isteyenler, bazen sağ ayaklarının yönünü değiştirip sol ayakla atabilirler adımlarını, fikirsiz bir ayağın umuduna düşünce denilir mi? Şimdi bütün ‘Bitişik Güçleriniz’ büyük ihtimalle, rüzgârın yönüne dönüp artık sağla ayağını atmaktadır. Sol parti olmak zordur, çünkü içinde değer/ahlak/erdem vardır, barış ise başkalarının elinden gelmesi için beklenemez, barış birilerinin bize ikram etmekte lütfedeceği bişey değildir, Sol tarih boyunca hem teoride hem de pratikte bunu gidip ‘alır’. Sol, karşı durur, karşı çıkar, sürekli ve daima değiştirir, öyle ki bazen kendisini bile. Fakat, CTP iktidarı boyunca kendisini bile ‘değiştirmiştir’, Solun İktidardaki Dayanılmaz Hafifliği diyebiliriz buna.
   
Ve tarihin en mühim sorusu olarak karşımıza çıkacak bir yanılgı daha? Barış, Adanın Birleşmesi için yol Avrupa Birliği’nden geçecektir! Hangi Avrupa Birliği? Ankara’nın öngördüğü ve emperyalist ulusların ağızlarından dökülecek sözlerle mi ‘Barış’ umudumuz olacak? Halk olamadıktan sonra hangi değişim bizi mutlu edecek? Şimdi CTP’nin gördüğü/göremediği Sol’dan yiyip yoldan çıkmasının ve başkasının gerdeğine girmesinin neticesidir. Zira bu elle bu siyaset olmadı. Anladılar mı, anlamadılar mı, bilmiyorum, ama üzgüncedir, ve onlardan daha çok üzülüyoruz. Çünkü Sol’a yazık oluyor, Solcuymuş gibi yapanların elinde. Çünkü Solcuyum demek muhakkak ki yeterli değildir, Sol ya da Solculuk sebep ve sonuçlar içinde gösterdiğin tepkilerle ve duruşla ortaya çıkar. İnanın CTP için söylenecek o kadar yanlış var ki, ama uzatamıyor insan, bazen uzatamıyor, insancadır. Keşke sizler de, en azından Kıbrıs halkının kendi gerçeği ve özü için en insanca olanı yapsaydınız. Şimdi bir daha, yeniden ve size inanarak, hala umudunu Sol’da arayanlar için, ne zaman ve nerede yeniden iktidara geleceksiniz? Ya da artık iktidara gelerek bişeyleri değiştireceğinize siz de inanıyor musunuz? Ya da tarihin uydurduğu yalan adıyla ‘Kıbrıs Meselesini’ artık sizler de bütün samimiyetinizle ‘AB’ yollu ya da ‘Ankara’ yollu çözeceğinize inanıyor musunuz?
   
Eğer sen, akıllı ve fikir sahibi bir doğruyu sistem içinde oturtup Sol’u merkezine koyarak siyaset yapmazsan, orada o halk olduğundan fazla tehlikeli olur. Tıpkı bir sabah uyandığında Denktaş’ı indiren zihniyet gibi, aynı zihniyetin içinde bir sabah elinde ne varsa alınıp gittiğini görürsün. Şimdi, neyi konuşmak, neyi anlatmak doğrudur bundan sonra? Ama iktidarla olmayacağı kesindir. Zira kesindir ki her şey halkın elindedir. Ve halkın eli, tüm bu statik/bağnaz/köhne yapıyı değiştirmedikten sonra, yarın senden Solu, senden az Solu, Biraz Soslu Solu, Ortaya Karışık Solu neyse onun Solca yazılmış adı, Solu’nda canını ve tarihini inciterek gelecektir, ve bu oyun böyle devam edecektir. Ve ne acıdır ki, devrim diye yola çıkıp devrim yolunda bile değil (en azından insancadır) sandıkta tumba olmak en kötüsüdür. Zira seçimlere, seçimlerle doğrunun bulunacağına inanmayanlardan olarak, seçim sonuçlarından çok, Sol’un düşürüldüğü durum daha da üzmektedir. Madem sağa doğru adım atacaksınız hepiniz, hepiniz aynı zihniyetin fikirlerisiniz, neden Sol’u kirletiyorsunuz?
   
Şimdi, önümüzde bütün değiştirmek isteyeceklerimizden, bütün devrimlerden ve yeni söz söylemekten önce çok hakiki bir şey var. Kıbrıs’ta giderek azalan, azalmakta olan, CTP iktidarında da önüne geçilemeyen, durmadan planlı programlı gibi sürece bağlanan Kıbrıslı nüfusun azalmasıdır. İster seçimle ister devrimle ister zorla ya da başka yollardan, siz ne yapmaya çalışırsanız çalışın, halkınız, kültürünüz, değerleriniz asimile olup kurutuluyorsa, ne yaparsanız yapın hiçbir şey değişmeyecektir. Göremediğimiz ya da gördüğümüz ama ‘zihniyetin bir parçası olduğumuzdan’ pek ilişmediğimiz bu ‘kaybolmakta olan her şeyimiz’ bizimdir, ve yarın bişeyleri değiştirmeye çalıştığınızda, ya da tam zamanı geldiğinde, ortada bir halkınızı bulamayabilirsiniz.
   
O yüzden, Sol’a sahip çıkınız, fakat yalnızca sol tarafta durmak bunlar için yeterli olmayabilir. Çünkü halkını bulamadığında Sol’un da ortadan kalkmış olacaktır.
   
Umut ya, nereye ne kadar ziyan diye düşsek ve hiç yazılmasak bile, o cezvede o kahve kaynadıkça ve iskemlelere kahvelerde delikanlılar, amcalar, dedeler bir eline tutmak bir eline oturmak bir ayağına da uzatmak için koydukça, bu ülkede bu umut ‘hala’ bu halkın elindedir. Çünkü Sol, halkındır! 


17 Mayıs 2009
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31