Kıbrıs Gazetesine konuşan Avrupa Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Hannes Swoboda bilhassa Rumlara seslenerek “Bu son şans olabilir” dedi…

Bu iyi mi kötü mü?

Trene yetişmeye çalışırsın…

Birkaç dakika sonra kalkacak.

Yetiştin, yetiştin…

Yetişmezsen bilmem kaç saat sonra yenisi gelecek.

Veya ertesi güne kalırsın.

Telaşlanırsın.

Kaza yaparsan, ilelebet o trene yetişemezsin.

Böyle bir şey midir son şans?

Yoksa o tren nasılsa dakika başı oradır, diğeri sıradadır.

Ve aceleye gerek yok.

Ben koşacağıma o beklesin mi dersiniz?

Olmaz…

Öyle de olsa böyle de; aceleye gelmemeli.

“Acele eden ecele gider” lafını boşuna dememişler.

Ancak.

50 yıl geçti.

Ve biz…

Kültürümüzü, doğal güzelliklerimizi, kaynaklarımızı, çevremizi kaybettik.

Bunlara ilaveten yaşama sevdamızı.

Dünyaya sarılma hevesimizi…

En mühimi de kendimize güvenimizi yitirdik…

Sayılacak çok şeyler var.

Mesela yurtdışına gidenlerle parçalanmış aileler sorunları doğdu.

Hiç hesapta yoktu oysa.

Kimisi burada, çocukları Avustralya’da…

Kimisi Londra’da, kardeşleri ABD’de…

Tuhaf bir yaratık doğdu geçen sürede.

Geriye dönüşü de zamanla gittikçe zorlaşmaktadır.

Ne yapmalı?

Başkanın dediği gibi, “son fırsattır” deyip trene kaza yapmayı göze alacak şekilde koşmalı mı, yoksa sakin sakin gidip, nasılsa yiten yitmiştir deyip kafayı yarmadan mı varmalı?

Öyle veya böyle…

Düşününce olaya iki yönden bakabiliriz…

Biricisi fırsattır diyerek son damlasına kadar neyimiz varsa kullanmak, işi bitirmek.

Bunu bedeli olacak elbet…

Çözüm ve birleşme isteyen her kesim bunun bilinci ile hareket ederek…

Kârı ve kaybı düşünmeden…

Üstelik her şeyi göze alarak varlığını ortaya koyarak yapabilir.

İkincisi ise biraz daha karmaşık…

Çözümsüzlüğün daha kaç yıl süreceği belli olmayan yeni bir sürece girilir.

Nesiller değişir.

Nesillere verilen eğitim ile bir müddet sonra da olası referandum ile Kıbrıslıtürklük meselesi biter.

Ve Kıbrıs’ın kuzeyi Türkiye, güneyi de işte öyle yarım yamalak bir durumda olur…

Hangisini yapmalı derken bir ihtimal daha ortaya çıktı.

O da savaş…

Neden olmasın ki?

Şu andaki durum ateşkes hali değil mi?

Bu çağda ve bu zamanda savaş olmaz demeyin.

Petrol için yüz binlerin gittiği çağımızda mümkün.

Son şans demeden önce daha geniş düşünmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31