Kıbrıs Türk halkı çoğu kez gereksiz ve anlamsız tartışmaların içine çekiliyor...
   Kıbrıs Türk halkına, bizzat siyasiler tarafından büyük haksızlıklar yapılıyor...
   Hatta eziyet çektiriliyor...
   Hakaret yağdırılıyor...
   Hakaretin merkezlerinden biri de meclis oldu...
   Mikrofonu eline alan bazı milletvekilleri, BRT 2’den canlı yayın yapıldığını bilerek, istediğine, istediği şekilde hakaret yağdırabiliyor...
   Bu nasıl iş?..
   Sözde ‘demokrasinin bekçiliğini’ yapıyorlar...
   Öyle mi?..
   Hiç de öyle değil...
   Kuşkusuz tüm siyasileri veya mecliste her konuşma yapanı suçlayamayız...
   Konuşmanın bir temeli var ise...
   Ve iktidarın icraatları bilinçli bir şekilde eleştiriliyor, ya da yol gösteriliyorsa...
   Yapıcı öneriler sunuluyorsa...
   Bunlar elbette doğal karşılanmalıdır...
   Ancak ikide bir meclis salonunda bulunmayan insanlara haksız bir şekilde, seviyesizce, tahammül sınırlarını aşan sözlerle saldırıya geçmek kabul edilebilir değildir...
   Ekonomik kriz içindeki televizyonların üç kuruşluk reklam gelirleriyle uğraşmaya vakit bulan ve saniye hesaplamasıyla ikaz yazıları gönderebilen Yayın Yüksek Kurulu’nun, BRT 2’deki, meclis yayınlarıyla neden ilgilenmediğini herkes gibi ben de merak ediyorum...
   Milletvekili olsa bile, meclis salonunda bulunmayan insanlara ve bu ülkenin en hassas kurumlarına her fırsatta saldırmak ve bunu yaparken devlet televizyonunu kullanmak, yayıncılık ilkeleriyle bağdaşır bir durum mudur?..
   Yayın Yüksek Kurulu’nun bu konuda atacağı adımların takipçisi olacağız...
   Geçelim, geçtiğimiz pazar günü Karpaz’da yaşananlara...
   Bu ülke vatandaşlarının nasıl da ‘karşı karşıya’ getirildiğini büyük bir üzüntü ile izledik...
   Bir taraf çevre konusundaki hassasiyetini ortaya koyuyor...
   Ekonomik açıdan ülkenin en çok ihmal edilmiş bölgesindeki insanları ise, yeni bir umut doğacağı inancıyla tavır belirliyor...
   Bir taraf, Dipkarpaz-Zafer Burnu arasındaki yol çalışmaları nedeniyle doğanın tahrip edildiğini belirterek bunun durdurulmasını istiyor...
   Diğer taraf “Biz yıllarca bu yolun yapılmasını bekledik” diyerek, çevrecilerin protestosunu engellemeye çalışıyor...
   Peki bu durumda devlet ne yapıyor?..
   Veya nerede duruyor?..
   Hiç kimse devletin ne yapmak istediğini veya niçin yaptığını tam olarak bilmiyor...
   Çünkü; bu ülkede bazı hassas projeler yürürlüğe konmazdan önce kamuoyu ile paylaşılmıyor...
   Bırakın sıradan vatandaşları, ilgili kurum ve kuruluşlarla da herhangi bir ‘fikir paylaşımına’ gidilmiyor...
   “Ben devletim, istediğimi yaparım” mantığıyla hareket ediliyor...
   Halbuki; her şey zamanında tartışılmalı, iyi ve kötü yöndeki eleştiriler değerlendirilmeli ve sonuçta ortaya bir uzlaşı formulü çıkmalıdır...
   Bunu becerebilseydik, Karpaz’da geçtiğimiz hafta sonu meydana gelen ‘vatandaş çatışmasını’ yaşamazdık...
   Ülkenin polisine ara dayağı yedirmezdik...
   Benzeri bir durumla karşılaşmamak için, hiç olmazsa bundan sonraki projelerde dikkatli olunmalı ve “Ben yaparım olur, biter” mantığı yerine, uzlaşı kültürü öne çıkarılmalıdır...  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31