Geçtiğimiz gün yine bu köşede yayımlanan, “CTP’nin Kurultay’ı başlıklı yazıma Genel Başkan Ferdi Sabit Soyer’den bir yanıt geldi. Yayımlayıp yayımlamama hakkını bana bıraktığını söyleyerek açıklıkla görüşlerini paylaştı, Sayın Soyer bu yazıda.

Şüphesiz ki her eleştirinin bir karşı eleştirisi vardır ve en sağlıklı tartışmalar da bu noktadan hareketle yapılır. O yüzden bu yazıyı yayımlamanın ayrıca bu tartışma zeminine de katkı koyacağı inancındayım.

Sayın Soyer, CTP’nin en fazla UBP ile karşılaştırılıp bu karşılaştırma üzerinden bir aynılık yaratılmasını eleştiriyor. Açıktır ki, bugün bir seçim olsa, iktidar modellerinin en yüksek olasılıklı partneri ya da tek başına aktörü CTP olur. O yüzden de bu iki siyasi partinin hem muhalefet hem de iktidar modellerinde kıyaslanması anlaşılabilir olmalı. Kaldı ki, kendileri de birbirleri üzerinden farklarını ortaya koyarak genel bir siyasi söylem yaratıyorlar. Ancak özellikle son zamanlarda toplumda yaratılan “hepsi birbirinin aynısıdır” anlayışının sorumluluğu biraz da siyasi partilere düşer. Bu algının demokrasinin en büyük düşmanı olduğu bilinciyle siyasi partilerin bunun bertaraf edilmesi için çalışması gerekir.

Tabii ki bütün bunları YENİDÜZEN’de tartışmak, bir gazeteci olarak yazmak da ayrı bir anlam içeriyor. Sayın Soyer, birçok yayın kuruluşunun sahip olmadığı bir demokratik anlayışa ve eleştiri karşısındaki tahammüle sahip olduğunu söylüyor, YENİDÜZEN ve CTP’nin. Bu kesinlikle doğrudur. Ancak inancım, her ne kadar mal sahibi konumunda olan bir siyasi partinin olsa da YENİDÜZEN, amiyane tabiriyle patronu, bu toplumun geneline karşı sorumluluk taşıyan, bu ölçekte de kamusal kimliği üzerinden herhangi bir özel şirket patronundan daha açık olmakla yükümlüdür. Bu yazarına ya da yöneticisine verilen bir özgürlükten ziyade, topluma karşı da sorumluluktur.

Bir gazeteci olarak kendi adıma hiçbir hesap gütmeden düşüncelerimi dile getirmekten doğru inandığımı söylemekten çekinmem gerektiğini düşünmem. Toplumsal sorumluluk temelinde görevimi yerine getirmeye çalışırım. O yüzden farklı fikirde de olunsa, tartışma zeminlerine sağlıklı bir katkı koyabilmek beni ancak mutlu eder. Ve temelde farklılıkların daha büyük zenginlik getirdiğine inanırım.

İşte bu hassasiyetlerle Sayın Soyer’in gönderdiği yanıtı sizinle de paylaşmak istedim.



Sayın Aysu Basri

Bu güne kadar açıkça CTPBG hakkında yapılan değerlendirmeleri büyük bir saygı ile okudum. Yanlış anlaşılmasını yine saygı ile okumaya devam edeceğim.  Ama bu saygı hiçbir zaman belli bir tartışmayı yapmamayı getirmez.

Çok kırılgan bir toplum yapımız var. Eleştirmek doğaldır. Ama her eleştirinin de bir eleştirisi olduğunu unutmamak gerekir. Doğruya  bunların tartışmasından çıkan sentezle ulaşmak mümkündür. Ancak eleştirenin gördüğü anlayış kadar, yapılan eleştiriyi ele alıp, katılmadığı görüşleri eleştiren yani eleştirinin eleştirisini yapanı da anlayışla karşılamak gerekiyor.

Bir kere  CTP ile UBP arasında değerlendirme yapan yazınızın 9. Ve 10. Paragraflarında ifade ettiğiniz ve genellemeci bir bakışla, CTP ile UBP’ yi ayni  kefede gösterdiğiniz yaklaşımınıza katılmam olanaklı değil. Çünkü özdeki farkı  silmek büyük bir yanlıştır.

Siz, YENİDÜZEN’de yazıyorsunuz. Yalnız Yeni Düzen’in değişen ve gelişen yayın çizgisi ki bana göre gelişerek sürmelidir, UBP ve hatta diğer siyasi partilerin ve hatta diğer pek çok gazetenin yayın politikasından çok daha özgür ve renklidir.Bu hangi bakış açısının ürünüdür? Benzeri var mı?
Sormak istiyorum .Kendini bağımsız olarak gösteren hangi yayın organında, o organı çıkartan medya “patronlarının” genel ve özel iş alanlarına dönük veya davranış biçimlerine dönük eleştiri yapılabilir? Ya da hangi siyasi gücün desteklediği yayın organlarında, bu çerçevede o siyasi güçlere eleştirisel veya eksikliklerine dönük yazı yazılabilinir?

Bu önemli ölçüde Yeni Düzen’de ilkesel olarak, ama karşılıklı saygıyı bozmayacak çerçevede vardır. Bu devam etmelidir. Kimi zaman şiddetli eleştiri alsam da Genel Başkan’lık yada diğer görevlerim sırasında buna inandım doğruluğuna hala inanıyorum. Peki nasıl olurda CTP ve UBP’nin hem iktidar hem de muhalefet reflekslerinin ayni olduğunu ifade edebiliriz?

Peki nasıl olurda yazınızda, “parti içi denge ve kişi üzerinden iktidar kavgalarında ,aslında çok farklı zeminlerden hareket etmediklerini görüyoruz” diyorsunuz. Kusura bakmayın, yukarda yazdıklarım açısından baktığım zaman, bu çok büyük bir haksızlık olmuyor mu?

Başbakan görevimi yaparken veya ayrıldıktan sonra CTP Genel Başkanı olarakta  Yeni Düzen’deki bazı makalelerde, yorumlarda hem icraatın, hem de açıktan ve örtülü olarak şahsımın, MYK’nın bazı insanların eleştirildiğini çok okudum.

Gocunmadım “yetki” de kullanmadım. Kullanılmasına da karşı çıktım arkadaşlarımla beraber. Özgürlüğü savunan, özgürlüğü sınırlayamaz.

Ancak özgürlüğe de ancak ortak saygı ve gerçeğin çok yönlü ele alınması ile ulaşılacağına inanıyorum.
Bu yüzden, “iktidar kavgalarında “ yani parti içi iktidar mücadelesi olarak algılıyorum bu yaklaşımınızı CTP ile UBP’ yi ayni düzeyde görmeyi haksız bir tesbit  olarak algılıyorum.

[Sayın Soyer'in yanıt mektubuna, yarın devam edeceğiz. a.a]



Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31