Doğalgaz ve petrol, Kıbrıs’ta görüşme ve belki de çözüm sürecinin yeniden ısınmasına neden olmuştur. Doğal gaz nedeniyle 2018 yılında akacak para olmasaydı yeni bir müzakere süreci başlamaz ve umutlar Sayın Derviş Eroğlu’nun cumhurbaşkanlığı sonrasına kalırdı. Rum tarafı da geçen zamanı lehine kullandığından karşılıklı bekleme durumu ve top onda mı bunda mı oyunu devam ediyordu. İşte bu durumda öncelikle ABD şirketleri olmak üzere büyük petrol şirketlerinin daha kolay ve daha fazla para kazanma istekleri Kıbrıs’ta çözüm için yeni girişimleri başlattı.

Limasol ve Baf güneyinde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin komşu devletlerle anlaşarak ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırları içinde, hak iddiasında bulunan TC devlet ve hükümet yöneticileri görüşmelerin ve çözümün önünde en büyük engel olarak duruyordu.

Uluslararası toplum ve onların büyük şirketlerinin daha fazla para kazanabilmesi için bölgede barışa ihtiyaç varken TC, ABD’nin baskısıyla Kıbrıs’ın Limasol ve Baf sahillerinin güneyindeki haksız taleplerinden kısmen vazgeçmiştir. Şimdi de Kıbrıs’taki vatandaşları kanalıyla çözümü engelleyerek ne koparabilirsem kârdır demektedir. TC’nin politikasında aman bir an önce çözüm olsun ve Kıbrıslı Türkler de huzura kavuşsun yaklaşımı hiç yoktur.

TC için şimdi en önemli konu Kıbrıs’ta kendi vatandaşlarına bir AB vatandaşı gibi serbest dolaşım hakkı kazandırmaktır. Sayın M.A. Talat’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde de bu konu öncelik almış ve Sayın M. A. Talat bütün TC vatandaşlarının serbest dolaşım hakkını talep ederek gülünç duruma düşmüştü.

Şimdi de benzeri bir durum yaşanmaktadır. Kıbrıs’a nasıl ve ne şekilde geldiği belirsiz, neredeyse Anadolu’nun ayrı ayrı bütün kasabalarını temsil eden dernek kurum ve kuruluş temsilcileri KKTC Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık önünde sıraya girmiştir. Hataylılar, Maraşlılar, Antepliler vs. Sayın Eroğlu ve Sayın Yorgancıoğlu’na “Bizi de AB vatandaşı yaptırın yoksa karışmayız, her şeyi bozarız”  mesajı vermektedir. Sayın Eroğlu ve Sayın Yorgancıoğlu’nun açıklamalarından nasıl bir baskı altında oldukları anlaşılmaktadır.

Annan planı referandumunda yaptığımız büyük hatayı şimdi daha açık ve net olarak görüyorum. Kıbrıs’ın geleceği konusunda Kıbrıslılar karar verecek diyorduk fakat Kıbrıslı olmayanların da referandumda oy vermesini kabul ederek en büyük hatayı yapmıştık. Şimdi yeni bir görüşme süreciyle yeni bir referanduma doğru gittiğimizi sanıyorum.  Bir Kıbrıslı olarak geleceğimiz konusunda Kıbrıslıların karar vermesini, ne zaman ve ne şekilde vatandaş olursa olsun yabancıların söz hakkı olmamasını arzu ediyorum.

1960 Yılında yabancıların dikte ettirdiği anlaşmalarda söz hakkımızı kullanmadık. 2003-2004 Annan planı sürecinde söz hakkımıza müdahale edilmesini kabul ettik. Şimdi yeni bir süreçte söz hakkımıza sahip çıkalım. Yabancılar bizim yerimize karar vermeden biz karar verelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31