Hafta içinde izlenmeye değer gördüğüm iki film için yine sinemadaydım. Bu filmler “Karayip Korsanları – Gizemli Denizlerde” ve “Türkan” idi. Filmlerin ilkinde artık sinemanın en unutulmaz karakterlerinden biri haline gelen Kaptan Jack Sparrow’un dönüşüyle keyiflendim. İkincisinde ise Türkan Saylan’ın sonsuzluğa gidişiyle hüzünlendim.

Efemine tipli entrikacı korsan Sparrow’un ilk üç serüveni yapımcılarına büyük hasılat sağlayınca, dolar musluklarının açık tutulması adına diziye dördüncü filmin de eklenmesi kaçınılmazdı!.. Serinin beşinci filminin de geleceğini serüvenin finalindeki repliklerden anlıyoruz. Kaptan Jack Sparrow’a can veren Johnny Depp, kendisinden daha entrikacı bir kadın olan ve Penelope Cruz tarafından canlandırılan Angelica’yı ıssız adanın altın kumları üzerinde terk ederken, tekrar buluşulacağına dair imalarda bulunuluyor.

Bu filmde Sparrow’un kırıtkan hallerini daha bir belirginleştiren ve dayanılmaz cerbezedeki kadın kahramanla öpüşmekten bile kaçınan Johnny Depp, yarattığı tipin cinsel eğilimleri konusunda iyiden iyiye kuşku uyandırıyor. Sinema tarihinin ünlü korsan tiplerine bu kırıtkan ve aşırı makyajlı deniz serserisinin üzerinden ilginç göndermeler yapılıyor. “Kaptan Blood” karakteriyle ölümsüzleşen alabildiğine maço Errol Flynn mezarından kalkıp da klasik korsan tipleriyle dalgasını geçen bu mirasçısını görse acaba ne hale gelir düşüncesi, film boyunca kafamı keyifle meşgul etti. Ama belli ki müzmin sinema tiryakilerini ille de bu düşüncelere sürükleme çabasında olan Johnny Depp, üzerine büyük bir uyumla geçirdiği Sparrow karakterini tadını çıkartarak yaşatıyor.

Serinin ilk üç filmindeki serüven ve entrika yoğunluğu bu yeni yapımda yok. Düz bir konunun irdelendiği yapımın diğerlerinden önemli farkı üç boyutlu olarak sunulması. 3D gözlüklerimizi takıp perdeye yumulunca kendimizi gizemli olayların, iklimlerin ve coğrafyaların içinde buluyoruz. Tehlikeler ve acayip yaratıklarla dolu denizlerin bilinmezliklerine açılan ipten kazıktan kurtulma korsanlar, gençlik iksirine ulaşabilmek için birbirleriyle kıyasıya vuruşmakta. Gençlik iksirinin oluşumunu gözyaşlarıyla sağlayan çok güzel ama saldırgan deniz kızları, serüvene eklenen en taze ve en yaratıcı mozaik. Olaylar akarken geçmişteki öykülere yapılan göndermeler, ünlü serinin arkada kalan özetini günümüze taşımak için güzel bir buluş.

İlk üç dizinin yönetmeni Gore Verbinski korsanlardan bıkmış mı ne; bu kez koltuğunda yok. Yeni versiyonda müzikal ve dans filmlerinin ünlü ustası Rob Marshall’ın imzası var. Dövüş sahnelerinin koreografik çekiciliği Marshall’ın filme vurduğu damga gibi duruyor. Yan karakterlerdeki Geoffrey Rush (Barbossa), IanMcShane (Kara Sakal) ve KevinMcNally (Gibbs), filmin oyunculuk boyutuna karizmalarını bir kez daha katıyorlar.
    *     *     *

Çağdaş Yaşam Derneği’nin kurucusu, Atatürkçü ve laik bilim insanı Prof. Dr. Türkan Saylan, hayli çalkantılı geçen yaşamının son dönemini 18 Mayıs 2009’da kansere yenik düşerek kapatırken, Türkiye’de gündemin baş sıralarınaydı. Onun ikinci ölüm yıldönümüne denk getirilen “Türkan” filmi, televizyonların haber ekranlarından hala anımsadığımız çiçekli penceresinde Türk bayrağı asılı evine yapılan ünlü Ergenekon baskınıyla başlıyor. Zorlama bir operasyon yaptıklarını her halleriyle duyumsatan polisler, ölüm döşeğindeki Türkan Saylan’ın güçlü ve insancıl kimliği karşısında büyüleniyorlar.

İdealizmin kendini toplumun ihtiyaçlarına adamaktan başka bir şey olmadığını mücadeleci ve uygar ruhuyla kanıtlayan Prof. Dr. Saylan, yakın geçmişte de bir televizyon dizisinin konusu olmuştu. Senaryo, tıpkı dizide olduğu gibi Ayşe Kulin’in biyografik romanından uyarlandı. Sinemasal öyküde, Saylan’ın daha fazla bir şeyler yapabilme adına ölüme direndiği son günlerini izliyoruz.

Cemal Şan’ın yönettiği film oldukça hüzünlü ve duygulandırıcı. Ama Türkan Saylan’ın başarılarla taçlanmış yaşamı da zaten bir hüzün ve duygu efsanesinden başka neydi ki? Değerli tiyatro sanatçısı Rüşhan Çalışkur’un inanılmaz bir yetenekle sunduğu “Türkan” canlandırmasına, oğulları Çınar ve Çağlayan rollerindeki Ragıp Savaş ve Tardu Flordun eşlik ediyor. Tiyatronun ünlü sanatçılarını film boyunca “konuk oyuncu” olarak izliyoruz.            


Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31