İngiliz İşçi Partisi milletvekili Jack Straw’un dün elimize ulaşan geçen günkü demeci, bence Kıbrıs Sorunu’nun uzun tarihinde, bir köşe taşı niteliğindedir. İngiltere’nin eski Dışileri Bakanı da olan Straw diyor ki:

"Bana göre Güney Kıbrıs, 'tüm Kıbrıs topraklarını biz temsil ediyoruz' diyemez, çünkü temsil etmiyor. Dolayısıyla deniz yatağını da temsil etmemeliler" dedi. 

İşçi milletvekili devamla Doğu Akdeniz’de sükûnete ihtiyaç bulunduğunu ekleyerek, demiş ki: “''Kıbrıs sorununda herhangi bir ilerlemenin yokluğunda, uluslararası toplum adada bölünmeye destek vermeli''!

Bu birkaç sebepten dolayı, çok önemli…

Bir defa Straw, herhangi bir İngiliz Milletvekili değil; eski Dışişleri bakanı… 

Ve sonra, İngiltere herhangi bir ülke değil, Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş anlaşmalarının mimarı, ülkenin üç garantöründen biri, cumhuriyet öncesi adanın egemeni ve halâ Kıbrıs’ta egemen toprakları bulunan bir ülke… 

Ve daha sonra, Kıbrıs tarihini bilenler bilir ki özellikle Kıbrıs Rumları’nın “self determination” kılıfına büründürdükleri ENOSİS mücadeleleri esnasında, İngiltere’deki en büyük destekçileri de İşçi Partisi idi…

1959 başlarında, Zürih Andlaşması’nı onaylamak üzere 49 kişilik bir heyetle Londra’ya giden Makarios, 40 kabul oyuna karşılık 9 kişinin ret politikasını benimsediğinde, onu imza atmaya ikna edenler, İngiliz İşçi Partisi mensupları ile Yunanistan Başbakanı Konstantin Karamanlis idi… 

Lâf aramızda reddedenler de AKEL; PEO; Tasos Papadopulos ve Vasos Lisaridis idiler… 

Sızdırıldığına göre, Karamanlis, “Tek başınıza mücadeleye devam edebilirsiniz ama bundan sonra Yunanistan’dan herhangi bir destek, beklememeniz gerektiğini anlamalısınız” demişti o akşam…

Straw konuşmasında, güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanı olmasının, Kıbrıs Sorunu’nu çözmek için bir şans da olabileceğini vurgulayarak, “AB Dönem başkanı, kendi dar ulusal çıkarlarını değil, AB’nin genel çıkarlarını korumakla mükelleftir… 

Umarım Kıbrıslılar bunu anlarlar” dedikten sonra, yukarıdaki ayrılıkla ilgili cümleyi söylüyor…

Kendi iradelerine aykırı bir biçimde, komşu halkın iradesine bağımlı olarak, uluslar arası hukuk anlamında 40 yıldır “devletsiz” olan Kıbrıslı bir Türk olarak; ömrünün nerede ise bütününü, savaşırken bile, ortak bir devlete ve tek bir Kıbrıs hedefine adayan bir Kıbrıslı Türk olarak, Straw’u okuyunca, dedim ki: “Mahallenin huysuz çocuğu rolünü artık anlayan ve çekemeyen birileri de zuhur etti demek ki!” Yakında Yunanistan’dan da bu tipten sesler gelirse, vallahi şaşırmayacağım!

Kitaplarımı okuyanlar bilirler ki ben adanın bugünkü bölünmüş halinden, Kıbrıs Türk Sağı’ndan çok; Kıbrıs Rum Solu’nu sorumlu tutarım… 

Bizim sağ, elbette ki bölünme isteyecekti! 

Varlık nedeni buydu… 

Ama Helen Solu?  

“Birlik” diye diye, bulanık suda balık avlamaya çalışarak, adanın bölünmesinin sebebi oldular! 

Şimdi de bölünmenin kalıcılaşmasının müsebbibi olurlarsa, hiç şaşmam!

Ve bu saatten sonra, bu arkadaşlar akıl koymazlarsa, adı ne olursa olsun, AB’a tam üye olarak alınacak bir 
Kıbrıs Türk Devleti’ni de yadırgamaya yüzüm kalmaz! 

Çünkü bölen, bizimkiler değil, onlar olacaktır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31