Gündemden bir türlü gitmeyen sıkıntılar var…

Hani doğru dürüst bir ülkede olsak...

Çiçekten, böcekten bahsetsek…

İnsanların yaşamlarının güzelliğinden anlatsak...

Hiç olmadı bugüne kadar.

Ya sıkıntımız oldu, ya korkularımız.

Son günlerde yaşadıklarımız da kısaca şunlar…

AKSA rezaletinin ardından sürdürülen temizlik çalışmaları…

Ölen hayvanlar, solan bitkiler.

Çevrecilerin tepkileri…

Tarlaların ortasından duble yol geçirilmesi ile tarımın bitirilmesi.

Dağların delinmesi…

Ormanların yanması…

Yorgancıoğlu’nun,  “TC’nin dayattığı ekonomik program aynen uygulanacak” sözü hatta geçici hükümetin bunun için yazılı taahhütte bulunduğunu belirtmesi…

Güya zafer kutlamaları için harcanan paralar, havaya atılan sözler.

Adaya gelen yetkililer.

Yetkililerin havaları.

Ve Temmuz’un 40 dereceye varan sıcaklığı altında çaresiz kalanlar…

Bu şartlarda insan nasıl huzurlu olur, nasıl keyif alır…

Bir dostumu aradım.

Maksat hatırını sormak...

-Napan olân, dedim…

-Of çok sıcak, dedi en büyük sıkıntı sıcakmış gibi.

-O kadar sıkıntının içinde sıcağın lafı mı olur… Aç klimayı otur, dedim.

-Açtım ama o bile yetersiz, dedi.

-O zaman kapat, iki taraftan çamları aç, püfür püfür essin, rahatla, dedim.

-Ma neyi olân, zeflen bizi, dedi…

Zeflemezdim oysa.

İstanbul’da ben öyle yaparım.

Klimam yok.

Buna rağmen üşümemek için hala camlar kapalı otururum…

Neyse…

Hatırını sordum.

İyi dedi.

Memleketi sordum…

Yukarıda yazdığım sıkıntılara çözüm sorununu ilave ederek sıraladı.

Ve buraya yazamayacağım bir de söz söyledi.

Konuyu değiştirmek için…

-Seçimler, dedim…

-Biz boykotçuyu ya, dedi…

-Yine de anlat dedim.

-Bak, dedi… Memleket Sümbül Ağa doldu, nesini anlatayım…

-Nedir bu Sümbül Ağa?

-Ma bilmen olân dedi Sümbül Ağa kim…

 -?

-Sümbül Ağa hani şu Muhteşem Süleyman dizisinde oynayan Sümbül Ağa…

-(…)

Telefonu kapattım…

Bu sıcakta denize gitmeli dedim…

Ki Sümbül Ağa kafama takıldı…

Ne anlama geliyor.

Açtım bir daha sordum,”Ma ne demektir Sümbül Ağa?”

Güldü…

-Sarayda padişahın cariyelerinin bekçisiydi… Verilen emirleri sorgulayamadan yerine getirirdi, cariyeleri boğdururdu,onları torbaya koyup Haliç’e attırırdı…

Bir de hadım edildiği için üretemezdi dedi kapattı.

Hadım yani…

Daha ne olsun…

Düşündüm…

Adam ağaydı ama emir kuluydu.

Otur derlerse oturur, kalk derlerse kalkardı…

Doğruydu…

KKTC’ye baktım…

Amma da Sümbül Ağa olmaya hevesli varmış.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31