Denizden gemilerle geldiler.

Kapakları kum üzerine açtılar.

Tanklar, toplar, yayalar ve mühimmat oradan karaya çıktı…

Sonra havadan paraşütlerle geldiler.

Hava, bulut olmadığı halde karardı.

Güneş, cam gibi olduğu halde ışınlarını yeryüzü ile birleştiremedi.

Süzülen paraşütleri aşağıdaki kalabalık sevinçle karşıladı.

Derken uçaklar dolaştı üzerlerinden.

Peş peşe daldılar mevzilere, bomba yağdırdılar.

Silah sesleri hiç susmadı.

Ve sonunda helikopterler grup grup vadilere indiler, asker getirdiler.

Askeri araziye bıraktılar.

Toplanan asker, bir araya gelerek görev yerlerine rücu ettiler…

Ve barut kokusu ile dolu gökyüzünde o gün silah gürültülerinden başka çıt çıkmıyordu.

Köpekler, kediler, fareler ve hatta kuşlar sustular.

Kayalar nasıl haykırsınlar?

Toprak isyanını nasıl dile getirsin?

Ve ağaçlar…

Zeytin, yeşilini korumak isterken çırılçıplak arazide öylece baktı.

Narenciye öyle, harnıp öyle, efgalitto bile öyleydi.

Hiç kimse başlarına ne geleceğini bilemedi.

Üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçti.

Ve günümüzde de o günlerde yaşanan çıkartma aynen devam etti, ediyor.

Önce denizlerden feribotlarla geldiler.

Feribotlar kapaklarını açar açmaz, kenarda bekleyen valizleri ile yüklü insanlar, toprağa atladılar.

Yorganlarını, çarşaflarını, şapkalarını…

Geçmişlerini, geleceklerini...

Neleri arsa geride bıraktıkları…

Alıp yürüdüler.

Havada kurşun sesi yoktu.

Barut kokusu da…

Onlar, gösterilen hedefe kararlı şekilde yürüdüler.

Evleri hazırdı.

Evlerin içindeki eşyaları hazırdı…

Perdeleri bile asılıydı.

Hepsi gıcır gıcırdı.

Çünkü o evleri terk edenler, evlerin sahipleri, eşyalarının üzerine titriyorlardı.

Sonra uçaklarla gelmeye başladılar.

Uçaklar sivildi.

Uçaklar vızır vızırdı…

Eline kimliğini alan daldı topraklara.

Eline çoluğunu çocuğunu alan daldı dağlara…

Dağlar kalabalığı görünce şaşırdı.

Başıma ne gelecek kaygısı yaşadı.

Dağlar bütündü oysa…

Derken zeytin, “eyvah” dedi şimdi kesecekler.

Ve kesilmeler başladı.

Zeytin de bütündü.

Kış geldi sobaya odun oldu, yaz geldi lahmacun fırınına ateş.

Ve narenciye ve harnıp ve diğerleri.

Ya yol yapılacak bahanesi ile kesildiler, ya da baraj.

Ve bunlarla beraber yollarımıza kamyonlar doluşmaya başladı.

Kamyonlar grup grup geldiler.

Ve kamyonların sürücüleri ile onların yakınları…

Hepsi de doluştular.

Onlar doluşurlarken bizler baktık.

Bugün ihaleleri Ankara’da açacağız demişlerse…

Yapılacak işleri bitmemiş, kamyonların, sürücülerinin ve diğer gelecek olanları ardı arkası kesilmeyecek demektir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31