Geçen gün, Türkiye’nin Suriye’deki diplomatik misyonları, halkın saldırısına uğradı! 

Oysa birkaç ay önce, iki ülke arasında, ilişkiler, güllük gülistandı…

Üniversitede okurken, sınıf arkadaşım olan, Şam’lı bir çocuk vardı. 

Osmanlı ağzında, Atilla İlhan’ın yazımıyla: 

“Şam-ı Şerif”… 

Çok da yakın arkadaşımızdı! 

Bir gün bize, Suriye’de Araplar’ın Türkleri hiç sevmediğini söylemişti. 

Biz şok olunca da nedenini anlattı: 

Birinci Dünya Savaşı esnasında, Cemal Paşa’nın önüne gelen Arap milliyetçisini, asması! 

Paşa mı haklıydı, Araplar mı? 

Daha sonraları, Mustafa Kemal’i okurken, Suriye’de İngiliz ordusu önünde, Yıldırım Orduları Grubu’nun, arkadan nasıl vurulduğunu da öğrendik! 

Öte yandan, sürgün yıllarının çoğunu Halep’te geçiren Refik Halit’in anılarında anlattığına göre,  Cumhurbaşkanı’nın masasında yiyip içmek dahil, o zamanlar Suriyeli Araplar, yazara büyük bir itibar göstermişlerdir! 

Falih Rıfkı da (Ki Cemal Paşa’nın yaveridir), Birinci Dünya Harbi anılarında, Araplar’dan çok, bölgeye gerekli yatırımları yapmayan Osmanlı Yönetimleri’ni suçlar!

Bölgenin sınırları, bilindiği gibi savaş esnasında Sykess-Picot Anlaşması ile, İngiltere ile Fransa tarafından çizilmiştir! 

Hiç de gerçekçi değildir. 

Örneğin Hatay’da önemli bir Arap nüfus olduğunu, Suriye’nin uzun yıllara dayanan iddiaları dolayısıyla, hepimiz biliyoruz ama Kuzey Suriye’nin, sınıra yakın bölgelerinin de büyük bir Türkmen nüfus barındırdığını, Misak-ı Milli dolayısıyla, pek bilmeyiz… 

Halep ve Lâzkiye’nin önemli birer Türkmen nüfus barındırdıklarını duyunca, şaşkınlığa uğrarız! 
Buraya sürülen en önemli Türkmen Oymağı’nın “Şamlu” diye anılmasının nedenini de pek merak etmeyiz!

Osmanlı döneminde, peygamberin milleti olduğu için “millet-i mümtaz” yâni seçkin millet diye anılan Araplar’a, çoğunluğu Müslüman olduğu için, sempati duyarız ama 20.yy’ın ilk yarısında, ve hatta 1970’lere kadar, Arap Milliyetçiliği’ni yöneten BAAS Hareketi’ni kuran Mişel Eflâk’ın, Hristiyan bir Arap olduğunu da ya bilmeyiz, ya aklımıza gelmez! BAAS rejimi yıkılacak diye, karalar bağlarız ondan sonra… 

Oysa zaten Nasır ile beraber, zaten hiçbir anlamı kalmamış, Arap Birliği’ni hedefleyen Jakoben bir harekettir. 

Hani nerde bütün Araplar’ın ayni çatı altında yaşadığı ulusçu/sosyalist devlet?

Suriye’de olan, BAAS aracılığı ile iktidarı ele geçirmiş olan, azınlıktaki Aleviler’in; nüfusun çoğunluğunu oluşturan Sünni Müslümanlara karşı diktasının sarsılmasıdır… 

O kadar… 

İran, Suriye Aleviler’i diyebileceğimiz Nusayriler’i desteklerken, batı ve Türkiye de halkın çoğunluğu olan sünniler’i destekliyorlar! 

Öncelikle Suriye Aleviliği ile Anadolu Aleviliği arasında çok ciddi farklılıklar olduğunu belirtelim. 

Biri Hz. Fatma’ya dayanan, Fatımî kökenlidir; öteki Hacı Bektaş- ı Veli’den kaynaklanan, Bektaşi kökenli… 

Sürüp durmakta olan bu kırım, aslında demokrasi mücadelesi değil, mezhep kavgasıdır bence… 

Ve bu yüzyılda buna taraf olmak kadar saçma bir şey olamaz! 

Çünkü, Kaddafi örneği de göstermiştir ki isyan edenlerin talebi, demokrasi falan değildir… 

Ne olacağını ise daha şimdiden kimse kestiremez!

Bence ortada “bahar” falan yok! Henüz uluslaşma aşamasına bile varamamış bir halkın, orta çağdan kalma hesaplaşması kışkırtılıp hortlatılmıştır! 

Ne kadar yazık! 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31