20 milyon nüfusu,  185 bin 180 kilometre karelik  coğrafyası ile Ortadoğu’nun Suriye’si de  hızla bölünmeye doğru gidiyor.  

Ortadoğu’nun nüfus karakteri bakımından bu en mozaik ülkesi şu sıralarda can çekişiyor.  Öldüğü anda  “doğum”  da yapacak… Çoğunluğunun Sünni olduğu Araplar,  Hristiyanlar,  Kürtler,  Nursayli’ler, Şiiler derken  daha şimdiden  “din” ağırlıklı bu kesimlerin Suriye’de nerelerde kendi  egemen  coğrafyalarını oluşturacaklarının planları yapıldı bile…  Ve bir gerçek.  Siyasi yorumcular  Beşar Esat’ın kesinlikle gidici olduğunu söylüyorlar! 

Kısaca  İrak’tan sonra  Suriye de bölünme sancıları çekiyor.   Kürtler daha şimdiden Kuzey Suriye’nin Türkiye sınırındaki dar şeritte yerlerini aldılar bile! Bu nedenle Türkiye’yi de  savaşın içine çekerler mi bilemiyoruz.  

Bildiğimiz tek şey bundan sonra ne olursa olsun “Türkiye,  Kıbrıs,  İsrail ve  Suriye”  platformunda siyasi dengelerin daha çok bozulacağıdır…

BİR:  Bundan sonra artık Suriye’de bir Rusya  faktörünün ağırlığından söz etmek mümkün olmayacaktır.  Rusya’nın bu yeni değişimi nasıl sindireceğini de  bilemeyiz.  

İKİ:  Erdoğanlı Türkiye  Sünni muhalifleri  kendi cephesinde tutmak için yeni politika atakları başlatacaktır.  İlk etapta sınır boylarına yerleşmiş PKK’lı Kürtlerin  geri çekilmelerini zorlayacak tedbirler alacaktır,  buna zorunludur. 

ÜÇ:  Irak’ın Barzani’si  boş durmuyor.  Kürtler’i Suriye’ye de  yayarken artık  “Kürdistan Devleti haritasına”  son şeklini vermek isteyecektir…  

DÖRT:  İsrail fırsattan istifade ederek bölgede askeri üstünlük sağlamak efkârında Amerika ile birlikte yeni stratejiler oluşturacaktır. 

BEŞ:  Bundan sonra,  şimdilerde başı ekonomik krizle dertte olan Güney Rum liderliği,  kesinlikle Suriye ile olan yakınlığını kaybedecektir.  Büyük olasılıkla “doğal gazdan beklediği büyük getirileri de kaybedecektir çünkü Suriye ile ne ittifakı kalacaktır ne  de yeni umutları!  

BU OLAYLARDA  KUZEY KIBRIS’IN YERİ NEREDE OLACAKTIR:  Ben  “devlet”   olmamıza karşın  “işlevimizin”   olmadığına ait düşüncemi,  bu tip dünyasal olaylara yönelik umursamazlığımızın altını çizerek işaretlerim.     

Tabi ki yat kalk Allah   Suriye’deki büyük arbedeye   kafa yoralım demiyorum.  Ne gücümüz ne  çapımız zaten buna müsait değil.   Dolayısıyle böylesi olaylar bizim  “devletimize”  vız gelir tırıs gider!

Fakat dikkat:  Artık sözü edilen Suriye’deki bölünmeler ile  mezheplere dayalı kesimlerin ayrı ayrı egemenlik coğrafyaları oluşturmaları olasılıklarıdır. 

YANİ:  Biz Kıbrıs’ta  “birleşik federal bir çözüm”  arayışında çabalarken,  Balkanlar’dan sonra  yanı başımızdaki Suriye’de de  yeni Devletler oluşumunun kanlı bıçaklı sancılanmaları oluyor.  Ve bu defaki hem Rum’u hem Türkiye’yi dolayısıyle  KKTC’yi de yakından ilgilendiriyor.  

Mesela şu ana kadar Suriye’deki barışçı çözüm arayışlarının hiç birinde   kimseler çıkıp da  “hadi gelin sizi federal bir çatı altında birleştirelim” demediler!  

Hatta Türkiye  önünü tıkadığı halde,  “Irak-Güney Anadolu-Suriye üçgeninde”  bir Kürt Devleti kurulması olayı her zamankinden daha büyük olasılıkla kendini hissettiriyor,  buna karşın orada da federalizm lafı yok!  

VE BİZE DE DEVLET’’İ TESCİL ETTİRME  HAKKI DOĞUYOR:  Öyle değil mi?   Federasyonların yıkılıp yerlerine ulusal devletlerin kurulduğu gerçeklerde ille de adada,  “herkes gider Mersine biz gideriz tersine”  kabilinden kendimizi Güney’in Rumuna azınlık statüsünde yamalamamız için tırnaklık sebep olmadığı gibi artık böylesi siyasi çözümlerin örneği bile kalmadı.  Ha bir  Bosna olayı vardır,  çok gitmez Sırplar onu da yakında berhava ederler!  Zaten yanlışın yanlışında bir çözümdü o!   

Dolayısıyle TC ile kader birliğinde Kuzey’i adam yapmaya bakmaktan başka çaremiz yoktur,  bu gerçeği Suriye’de yaşanmakta olan olaylarda da görüyoruz.

*****

“E DEVLET”  OLACAĞIZ.

Bayılıyoruz böylesi kodlu laflara.  Mesela  “Bilişim adası olacağız”  demeye!   Yahut  “e devlet!”  Dokunacağız bilgisayarın tuşlarına aya çıkacağız!  Yedi sülalemizi okuyacak,  sudan elektriğe ödememiz gereken ne kadar fatura varsa oturduğumuz yerden ödeyeceğiz.   

Yahut bir başka harfe basacağız,  şip şak  maaşımız cebimizde olacak…  Koşmak yok,  yorulmak yok,  kitap karıştırmak,  telefonlarla ricalarda bulunmak,  işleri yapmak için aracı tefeci koymak yok!  

NİTEKİM BAŞLADIK BİLE:  Malum  Serdar Denktaş’lı Demokrat Parti iyi bir icatta bulundu.  Periyodik aralıklarla gittiği bölgelerde  “halk Kürsüsü”  kuruyor,  buyurun sorunlarınızı bu kürsüden istediğiniz gibi anlatın”  deniyor.

Bir süre önce   Çamlıbel’e gitmişler.  Tabi Çamlıbel deyip geçmeyin.  On beş köy bu Merkeze bağlı.  On bin de nüfusu var.  Fakat öylesi bir yörede  sadece derme çatma bir  Sağlık Ocağı var ötesi yok!  Buna da şükür denecek ama bakın neler oluyor: 

Bu bölge halkı Sosyal Sigorta işleri için Lefkoşa’ya gitmektedir.   Su elektrik işleri için Güzelyurt’a,  kimlik ve doğum belgeleri için de Girne’ye gitmekte.  (Bunları okuduğumda yöre halkı adına şükrettiydim.  Ya maazallah Mağusa’ya da gitmek zorunda kalsalardı.  Allah sakladı!)

Yahu siz ne diyorsunuz?  On bin insana kendi yöresinde Devlet hizmeti verilemiyor sonra da böyle bir Devlete  “Bilişim”  kulpu takılarak çoban kulübesinde padişah rüyası görülüyor!  Ne iş ama!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31