Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça’nın geçtiğimiz gün DAÜ Kariyer Günleri içinde yaptığı konuşma oldukça ses getirdi.

Benim çok beğendiğim ve hemen arşive aldığım konuşma bazılarını rahatsız etmiş.

Baştan aşağı “tam isabet” denebilecek tanımlama ve açıklamaların olduğu metni kafalarını göre yorumlayan bazıları bu söylemi emir addetmişler!

Devletin hantal yapısından şikayet edenler, Halil İbrahim Akça “hantal” deyince yerlerinden fırlayıp “neresi hantal” demeye kadar vardırmışlar işi.

Ardından attıkları sloganları hatırlamış olmalılar ki, “hantalsa siz yaptınız” demişler.

Vali olarak niteledikleri Akça’nın önerilerine kulak tıkayıp eskiyle eşelenmeyi seçen bazı beşerler “siz yaptınız da siz yaptınız”dan öteye geçemiyor.

Tüm dünyada ekonomik önlemlerin alındığından bihaber, Akça’nın söylediklerini ültimatom olarak algılama kolaycılığına kaçıyorlar.

Çatışma kültüründen beslenen ve Türkiye’ye “Dünyayla bütünleşeceğiz, sen çekil aradan” diyenler bir program sunamadıkları gibi, 100 kişinin günlerce üzerinde uğraşıp, tartıştıktan sonra ortaya koyduğu pakete “dayatma”, yapılan açıklamalara da “gerçekleri gizleme” tanısı koyuyorlar.

“Turizm yapın, ticaret yapın” diyerek Sanayi Holdingi kapattırıp, fabrikaları söküp götüren siz değil misiniz?  Dayattığınız paketlerle Kıbrıslı Türkleri göçe zorlarken adanın kuzeyinde “oldukça kalabalık” nüfus yaratan, gelen nüfusun  iş, aş, sağlık, eğitim giderlerini Kıbrıslı Türklerin sırtına yıkan siz değil misiniz? Şimdi de karşımıza geçmiş bize akıl veriyorsunuz” diyen zihniyete ne denir bilmiyorum. Ellerinde yeniden yemek yapacak materyal olmadığı içinde tek yaptıkları eskileri ısıtıp ısıtıp önümüze koymak. Ancak şunu bilmeliler, bu yemek koktu!

Akça’nın Kıbrıslı Türkleri suçlayarak kolay politikacılık yaptığını savunanlar zaten “Eğer öneriniz varsa size kalsın” sözleriyle gerçek niyetlerini ortaya koymaktalar.

‘Bu yapıyı siz kurdunuz’ çığırtkanlarının “öneriniz varsa size kalsın” sözleri “Bize karışmayın, bizim ekonomimizi düzeltmeyin ki Rum’la bütünleşebilelim” mealine karşılık gelse de, pratikte başka kılıflarla sunuluyor.

Tamam, bu hantal yapıyı Türkiye kurdu diyelim; iyi mi etti?

Ya da ilelebet böyle mi gitmeli?

Türkiye’nin yanlışları olmuşsa ki var, bunun düzeltilmesine neden engel oluyorsunuz?

Bırakın global krizin getirdiği genel etkileri, KKTC’nin kendi yapısal sorunlarının çözülmesi adına neler yapıyorsunuz?

Veya Akça’nın sunduğu önerilerden daha verimli olacağına inandığınız önerileriniz var mı?

***

Şunu da hatırlatmalı ki, Halil İbrahim Akça, elçilik görevine atanmadan önce de, sonra da konuşmamayı tercih etti. Kendisi hakkında yorumlar yapıldığında dahi tek kelam etmedi. Hatta geçenlerde bir etkinlikte karşılaştığım Akça benim bir sorumu da yanıtsız bırakarak, “şimdilik konuşmuyorum. Basına olan ziyaretlerimi yaptıktan sonra konuşacağım” dedi.

DAÜ’de ise konuşmacıydı Akça. Dolayısıyla soruları içtenlikle ve bilimsel yönleriyle yanıtladı. Bir konferansta ya da etkinlikte konuşulan konuşmayı içişlerine karışmak olarak nitelendiren zihniyete söylenecek tek şey var: Lütfen konferans ve seminerleri takip edin ve insanların sadece yöreleri hakkında çalışmalar/konuşmalar yapmadıklarını görün.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31