Her şeyin bir karşılığı olmalı…

Çarşıdan aldığın maydanoz bile değerlidir sırasında.

Oysa maydanoz dediğin ne ki?

Ot…

Bildiğin ot.

Kereviz de öyle, golyandro da.

Golyandro ile maydanoz amca çocukları olmalı.

Birisinde acı kokular yayılır, diğerinde daha tatlı aroma.

Kabul edilebilir yani.

Ama her ikisi de demetle satılırlar.

Olmasalar da olurdu aslında.

Olmuyor ama yine de.

Her şeye maydanoz olmak bundan olsa…

Tıpkı limon, yani ekşi gibi.

Kebapta ekşi olmasa olur mu?

Yemeklerde ekşi şart…

Salatalarda, kavurmalarda, çorbalarda…

Ekşisiz bir hayatı biz düşünemiyoruz ama İstanbul’da yoktur böyle bir alışkanlık.

Ekşi çok nadir kullanılıyor orada.

Zeytinyağı da öyle...

Nedeni bellidir oysa.

Ekşinin yetişmediği yerde bol ekşi kullanmak beklenemez.

Bulgaristan örneğin.

Zeytini bilmezlerdi.

Ekşiyi de.

Alışkanlıklarının olmaması bundandır.

Akdeniz ülkelerinde ise bambaşka bir yaşam vardır.

Ve bu yaşam alışkanlıkları eskiden uzun hayatın hazırlayıcısıydı.

Ama rahat bırakmıyorlar rahat olması gereken insanları.

Bir tarafta istilacılar.

Diğer tarafta garkariya ülkeler.

Taşınan nüfus yerleşir buraya.

Yerleşen nüfus gitmek bilmez.

Kök saldıkça daha da kökleşir.

Ve on yıl önce 40 bine evet diyen taraflar şimdi 220 bine evet demeye hazırlanıyorlar.

Bu şudur aslında.

Beklemenin de bir bedeli olmalıdır.

Bekledikçe koşullar hem ağırlaşır hem içinden çıkılamaz hale gelir.

Rum radyosunun haberine göre, II. Hrisostomos su için  “Dilerim, bu su bize zehir olmaz” dedi…

Ve “Türkler her şeyi istiyor. Türklerin bizden istemediği tek şey istila giderleridir. Onu da isteyecekleri zamanın gelmesinden korkuyorum” diye devam etti.

Bilmez miyiz?

Biliriz elbet ki her şeyin bir karşılığı olmalı…

Kurtulmak mı istiyorsunuz?

O zaman kurtarana mahkûm olmayı kabul etmişsinizdir.

Para mı istiyorsun?

Biat etmeyi peşine kabullenmişsindir.

Kıyafet mi?

Soyunmayı…

Destek mi?

Eğilmeyi.

Her şeyin bir karşılığı olmalıysa eğer, gelecek suyun da bir karşılığı olacaktır.

Nitekim su gelmeden daha gelenlerin tavırlarına bakmakla bunu görebilirsiniz.

Siz, su gelmeden bahçelere olmayan suyu akıtıyorsunuz.

Siz, gelmeyen su için gelecek diyerek yolları su ile yıkıyorsunuz.

O zaman suda boğulmaya kendiniz hazırlıyorsunuz.

Çünkü gelecek denilen suyun da bir bedeli olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31