“Ezanın taksidi mi olur?” demeyiniz!

KKTC’de oluyor işte...

Önceleri, “ borcumuzu ödemeyelim” mantığı vardı...

Daha sonraları, “ torpil yapar çözeriz ama yine de ödemeyiz” ısrarına geçtiler...

En son ise, içte çözemedikleri sorun için TC medyasından yardım istediler...

Akılları sıra Ankara’nın baskısı ile EL-SEN’e geri adım attıracaklardı...

Sendikaya belden aşağı salladılar ve din düşmanlığı ile suçladılar...

Utanmasalar, “sendika camilerin elektriğini kesmekten zevk alıyor” diye de açıklama yapacaklardı...

Ancak EL-SEN geçmiş 4 yılda nasıl bir dik duruş sergilemişse, bugün de ayni duruşu ortaya koydu ve borcuna dahi sahip çıkamaktan aciz olan bu kurnazların pes etmesini sağladı...

Günlerdir süren “ezan sesi sustu” tartışmaları, dün en nihayet takside bağlandı...

EL-SEN Başkanı Çağlayan Cesurer, dün benim programımda, “camilerin elektrik kesintileriyle ilgili ortada bir anlaşma yok ama ilgili bakan gerekli miktarı bulmuşsa ve kuruma ödeme yapacaksa o başka” dedi...

Ve ödeme yapılmadığı takdirde, elektriği kesilen hiçbir yerin tekrardan elektriğinin bağlanamayacağını, bunun yasalara aykırı olduğunu vurgaladı...

Bu açıklamanın üstünden henüz bir saat geçmemişken, Vakıflar İdaresi’nin KIB-TEK’e olan borcuna sahip çıkıp kuruma 200 bin TL yatırdığı haberini aldık...

Ayrıca camilerin geriye kalan 7 milyonluk borcu da, KIB-TEK tarafından 36 ay takside bağlandı...

Yani susan ezan sesi bir anlamda takside bağlanmış oldu...

Umarız Vakıflar idaresi her ay borcuna sadık kalır ve geçmişte olduğu gibi yine veresiye modeline dönmezler...

Artık bazıları şunu iyice anlamalı...

Burası Türkiye değildir...

Belki buradaki hükümetleri idaresi altına alanlar olabilir...

Ancak bu durum buradaki toplumu da idareleri altına alabilecekleri anlamına gelmiyor...

Başka ülkeden gelip sözüm ona bizim iyiliğimizi isteyenler varmış!

Bizleri çok iyi anlayıp, çok iyi de analiz yapıyorlarmış...

Eksik kalsın onların öngörüleri de, bizim hakkımızdaki düşünceleri de...

Onların bu ülke ve insanlarına karşı hangi pencereden baktıklerı belli...

Bir kesim UBP’nin, diğer bir kesim ise CTP’nin anlatıları ile bizleri yorumluyorlar...

Ve sözde farklı pencereden baktıklarını iddia ediyorlar...

Aksine aynı pencereden, farklı diller kullanarak bizleri ve buradaki durumu yorumladıklarının farkına varamıyorlar...

Daha doğrusu varmak istemiyorlar...

Ayrıca Ankara’daki koltukların sahiplerine göre de hareket ediyorlar...

Mesela AKP’yi sevmeyen bir kişi, aniden bir bakıyorsunuz bizleri ve buradaki sorunları anlamaya başlıyor...

Ancak AKP’den önce neden anlayamadığını da bir türlü açıklayamıyor...

Emin olunuz kendi düşüncesine uygun ve karnını doyuracak olan parti Ankara’daki koltukların sahibi olsa, Kıbrıs ile ilgili ağızlarından çıkacak tek kelime “milli dava” olurdu...

Evet, içlerinde yıllardır bizleri anlayan dostlarımız ve arkadaşlarımız var...

Ve onlar ile her türlü mücadeleyi senelerdir veriyoruz zaten...

Mutlaka yeni katılımlar, yani beyni yıkanmamış gençler de bizler gibi doğrunun yanında olup aramıza katılacaklardır...

Ancak geçmişte askerin borozanlığını yapanlar, bugünlerde AKP düşmanlığı uğruna bizleri kullanamazlar...

Bu duruma toplum olarak karşı çıkmalıyız ve bu gibi kişilere prim vermemeliyiz...

Bakınız, bunlardan sadece 1 tanesini, 1 parti getiyor, diğer 1 parti ise ona vatandaşlık veriyor...

Peki, neden?

Sırf sabah akşam bizlere, yani Kıbrıslıları karşı küfür dolu yazılar düzsün diye...

Bizim kardeşlerimiz Türkiye’nin emekçi kesimidir, yalaka ve sahtekar tayfası değil...

O nedenle sürekli tekrarladığım bir sözü yeniden yazıyorum;

“ Yarın söveceğiniz kişileri, bugün alkışlamayınız”...  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31